30 Aralık 2010 Perşembe

İlk Görüşte Aşk

Orijinal ismi: Boy Meets Girl
Yazar: Meg Cabot
Çeviren: Süeda Çavuşoğlu
Yayınevi: epsilon
Tür: Romantik Komedi
Sayfa sayısı:408

Arka Kapak Yazısı:  New York'un en büyük gazetelerinden birinde İnsan Kaynakları servisinin sevilen personeli Kate, kendi halinde, iyi niyetli ve güzel bir genç kızdır. Üniversiteden yeni mezun olan Kate, idealist bir tavırla olaylara yaklaşarak her zaman hayattaki en önemli şeyin insanlara yardım etmek olduğunu düşünür. Ancak hayat, üniversite sıralarındaki kadar masum değildir. Dışarıda hırs, kötü niyet, rekabet ve yıpranmak da hayata dâhildir.

Amy ise Kate'in bu saflığından yararlanmak isteyen fırsatçı bir kadın olarak ailesini bile Kate ile kıyaslamaya başlar. Evlenmek istediği kişiyi de kandırmakta usta olan Amy'nin hayata karşı yaşadığı bu hoşnutsuzluğunu ortaya çıkarmaya çalışan Kate, içinden çıkamayacağı bir oyunun içinde bulur kendisini...

Kapak Tasarımı: Orjinal yurtdışı yayınının kitap kapağına göre epsilon çok daha harika bir kitap kapağı seçmiş. Zaten bu kitabı ilk gördüğümde kapağından etkilenmiş ve evet bu benim seveceğim türde bir kitap diye de düşünmüştüm, açıkçası epsilon yanıltmadı beni.

Yorumum: İlk Görüşte Aşk Meg Cabot'ın "Boy" serisinin bir parçası ancak ben daha önce başka bir kitabını okumamıştım, duyduğuma göre bundan bir önceki kitabı "The Boy Next Door" epey meşhurmuş. Doğrusu bu kitabı okuduktan sonra diğer kitaplarını da kesinlikle edinmem gerektiğini düşündüm. Bu kitaba gelecek olursak, arka kapak yazısından da okuduğunuz üzere kitap Kate Mackenzi'in hikayesini anlatıyor bizlere ancak bunu çok farklı bir yapıda ve dilde yapıyor. Kitap tamamen e-posta yazışmaları, online yazışmalar, mektuplar, günlükler, notlar..vb. yollarla ilerliyor. Öyleki kitaptaki bazı notlar yemek tarifleri de içeriyor; dillere destan ahçı Ida'nın yemek tariflerini cidden denemeyi düşünüyorum=)

Ben kitabı elime aldığım andan itibaren bırakmakta çok zorlandım açıkçası, çok keyifli ve eğlenceli bir romantik komedi bu. Kitap farklı bir yapıda ilerlemesine rağmen karakterlere alışmak ve konuya kendinizi kaptırmak hiç de zor olmuyor. Bu türü sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Puanım:



26 Aralık 2010 Pazar

Bir Dolap Kitap



http://www.birdolapkitap.com/ içinde saatlerce kendinizi kaybedeceğiniz, çok başarılı yazıların paylaşıldığı, çocuklara kitap projelerinin yapıldığı... şahane bir site. "Bir Dolap Kitap"la ilgili yazma nedenim aslında bugün facebookta paylaştıkları bir blog yazısı; Yazarlardan Banu bizlerle "Çocuğunuza Kitap Seçmenin Püf noktaları"nı paylaşmış. Bu gerçekten çok önemli bir konu, benim de zaman zaman zihnimi kurcalıyor. Yazı benim gibi eğitmenler, anne babalar veya gelecekte çocuğu olabilecek herkes için çok faydalı ve önemli bir yazı. Mutlaka göz atın derim;)

21 Aralık 2010 Salı

Karpatlar Şatosu

Orijinal ismi: The Castle of the Carpathians
Yazar: Jules Verne
Çeviren: Işık Ergüden
Yayınevi: İthaki
Tür: Fantastik
Sayfa sayısı: 283

Arka Kapak Yazısı: Transilvanya'daki Werst Köyü'nde, terk edilmiş bir şatoda endişe verici olaylar yaşandığına dair söylentiler dolaşmaktadır. Kont Franz de Telek opera sanatçısı nişanlısı La Stilla'nın ölümünü unutabilmek için yolculuk etmektedir. Kont, Werst'e gelir. Şato'nun, La Stilla ölürken kendisini lanetleyen Rodolphe de Gortz'a ait olduğunu öğrenir. Telek uzun uğraşlar sonunda bu korkunç şatonun esrarını keşfeder. Ancak bu keşfin bedeli ağır olacaktır.

Jules Verne'in en sevilen romanlarından Karpatlar Şatosu, vampirlerin diyarı Karpatlar'da geçen bir serüveni anlatıyor. Batıl inançlar ile teknolojinin, iyi ile kötünün, yaşam ile ölümün karşı karşıya geldiği bu serüvende hazin bir aşk öyküsü de var. Kimilerine göre daha ondokuzuncu yüzyılda televizyonu haber veren, kimilerine göre Orpheus mitosunun bir yorumu olan Karpatlar Şatosu, Jules Verne'in şaşırtıcı düşgücüyle, fantastik öykücü kimliğini birleştirdiği bir roman. 

Kapak Tasarımı:Geçen Cuma kütüphaneden aldığım kitaplardan biri Karpatlar Şatosu, daha önce Kütüphane Günü yazımda bahsetmiştim. Ben de İthaki yayınlarının çıkarttığı yukarıda kapak resmini gördüğünüz kitap var. Doğrusu bu kapağı pek fazla beğendiğimi söyleyemeyeceğim, yaratıcılıktan uzak sade bir tasarım. Kapak resmini ararken internette bulduğum şu solda gördüğünüz kitap ise daha fazla hoşuma gitti doğrusu. Hikayeye özgü çok daha güzel bir tasarım.

Yorumum: Karpatlar Şatosu bölgenin, karakterlerin yoğun tasvirleriyle ağır ağır ama heyecanı dorukta tutarak ilerleyen bir kurguya sahip. Jules Verne batıl inançların insanları nasıl kuşatıp, nasıl felaketlere yol açabileceğini kimi zaman mizahi kimi zaman da heyecanlı bir dille anlatıyor. Bu kitabı okurken yoğun tasvirler hiçbir şekilde beni sıkmadı aksine hikayeye daha da bağladı ve açıkçası Werst sakinlerinin yaşadıklarıyla birlikte ben de ne kadar batıl inançlı olduğumu sorgulamış oldum. Jules Verne batıl inançlar ve teknolojiyi çok güzel bir şekilde bağlıyor, öyleki kitabın sonunda herşey açıklanmış olmasına rağmen Werst sakinlerinin batıl inançlarının devam ediyor olması bizi şaşırtmıyor.

Puanlama:  


20 Aralık 2010 Pazartesi

Neil Gaiman'dan Yeni Yıl Sürprizleri



Neil Gaiman facebook ve twitter'da okuyucularına yeni yıl hediyesi olarak bir link paylaştı, bu linkte Gaiman kendi sitesinde 5 kısa hikayeyi armağan ediyor okuyucularına. Hikayeler şunlar;

The Case of the Four and Twenty Blackbirds

I Cthulhu

A Study in Emerald - [5.1 MB PDF file]

Cinnamon

How To Talk To Girls At Parties

Hikayelere şu linkten de ulaşabilirsiniz; http://www.neilgaiman.com/p/Cool_Stuff/Short_Stories Tabii hepsi İngilizce; ayrıca hikayelerden birinin audio book versiyonu da var.

Ben biraz evvel Cinnamon'u okudum; doğrusu bilindik Neil Gaiman tarzından biraz farklı, masalsı bir hikaye.

Bu arada yukarıdaki fotoğraf Neil Gaiman'ın evinden hoş bir kare;)

17 Aralık 2010 Cuma

Kütüphane Günü



Evet adı üstünde bugün Kütüphane günüydü. Şehir kütüphanesine kaydımı yaptırdıktan sonra zamanımı kitapları didikleyerek geçirdim. Doğrusu pek fazla güncel kitap bulamamak üzdü beni ama yine de okumak istediğim, güzel kitaplar buldum. Bugün aynı zamanda şehir kütüphanesi dışında bir başka kütüphaneye daha kayıt yaptırdım ama üyeliğimi hemen vermedikleri için henüz orayı didikleyebilmiş değilim=) Yalnız orada daha farklı kitaplar bulabileceğimi düşünüyorum, belki haftaya da oraya giderim.

Şehir kütüphanesinden aldığım kitaplar şöyle;

1. Karpatlar Şatosu - JUles Verne

Arka Kapak: Transilvanya'daki Werst Köyü'nde, terk edilmiş bir şatoda endişe verici olaylar yaşandığına dair söylentiler dolaşmaktadır. Kont Franz de Telek opera sanatçısı nişanlısı La Stilla'nın ölümünü unutabilmek için yolculuk etmektedir. Kont, Werst'e gelir. Şato'nun, La Stilla ölürken kendisini lanetleyen Rodolphe de Gortz'a ait olduğunu öğrenir. Telek uzun uğraşlar sonunda bu korkunç şatonun esrarını keşfeder. Ancak bu keşfin bedeli ağır olacaktır.

Jules Verne'in en sevilen romanlarından Karpatlar Şatosu, vampirlerin diyarı Karpatlar'da geçen bir serüveni anlatıyor. Batıl inançlar ile teknolojinin, iyi ile kötünün, yaşam ile ölümün karşı karşıya geldiği bu serüvende hazin bir aşk öyküsü de var. Kimilerine göre daha ondokuzuncu yüzyılda televizyonu haber veren, kimilerine göre Orpheus mitosunun bir yorumu olan Karpatlar Şatosu, Jules Verne'in şaşırtıcı düşgücüyle, fantastik öykücü kimliğini birleştirdiği bir roman.
2. Silmarillion - J.R.R. Tolkien

Arka Kapak: Tolkien'in en önemli çalışması olarak kabul edilen Silmarillion, onun yarattığı dünyanın özüdür. Kökleri Hobbit'ten önceye uzanır ve Yüzüklerin Efendisi'nde şekillenmeye başlayan bir 'dünya'nın yaratılış öyküsünü barındırırak, tüm Tolkien eserlerinin üzerine yerleşebileceği bir yapı oluşturur. Yaşamı boyunca üzerinde çalışmayı terk edemediği ve giderek büyüyüp gelişen bu eser ancak ölümünden dört yıl sonra oğlu tarafından yayımlanabildi.
Elflerin en beceriklisi olan Fëanor'un yarattığı üç Silmaril'in çalınmasıyla birlikte kadim dünyanın en kederli olayları gelişmeye başlar. Silmarillion, Elflerin tanrılara isyan ederek Orta Dünya'ya sürülmelerini; orada insanlar ve Cücelerle birleşerek tanrıların en kötüsüne, Morgoth'a karşı verdiği umutsuz savaşı anlatır.
Altıkırkbeş Yayın, bu kez gülümseyerek sunar: Silmarillion: Yaratılış'ın öyküsü.
 3. Fransız Süiti - Irene Nemirovsky

Arka Kapak: 1940 yılında Nazi işgalinden bir gece önce Paris'te başlayan Fransız Süiti, insanların kendi kontrolleri dışında savaş şartlarına atılmasının etkileyici öyküsünü anlatıyor. Parisliler şehri terk ederken, hayal edilebilecek her türden insani çılgınlık etrafı kaplamıştır; yemeğin olmadığı bir kentte varlıklı bir anne tatlı aramaktadır, dünyaları parçalanmak üzereyken bile bir çift, işlerini kaybetme düşüncesinden korkmaktadır. Yerli halk Alman askerlerince işgal altında olan taşradaki köylere göçerek -kendi köyünde, kendi evinde hatta kendi kalbinde bile- düşmanı karşısında hayatta kalmayı öğrenmek zorundadır.
Irène Némirowsky Fransız Süiti üzerine çalışmaya başladığında zaten Paris'te yaşayan çok başarılı bir yazardı. Fakat aynı zamanda o bir Yahudiydi, 1942'de tutuklandı ve öldüğü yer olan toplama kampına gönderildi. Bu roman altmış dört yıl boyunca saklı ve bilinmeyen olarak kaldı.
Hepsini okumak için iki haftam var, sabırsızlanıyorum, hemen başlamalıyım=)

fotoğraf: http://weheartit.com/entry/5519949












13 Aralık 2010 Pazartesi

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı


Orijinal ismi: Harry Potter and the Prisoner of Azkaban
Yazar: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay - Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kapak tasarımı: Mary GrandPré
Tür: Fantastik
Seri: Üçüncü kitap
Sayfa sayısı:395

Arka kapak yazısı: Sirius Black adında azılı bir katil, tüyler ürpertici Azkaban kalesinde tam on iki yıl boyunca tutsak kalmıştır. Tek lanetle on üç kişiyi birden öldüren Black'in, Karanlık Lord Voldemort'un hizmetkârı olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Bir yolunu bulup Azkaban'dan kaçan Black'in peşinde olduğu bir tek kişi vardır: Harry Potter. Harry, büyücülük okulunun sihirli duvarları arasındayken, arkadaşları ve öğretmenleriyle birlikteyken bile güvende değildir. Çünkü aralarında bir hain olabilir.

Okuldaki üçüncü yılında Harry'yi, yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni, ilk kez alacağı Kehanet dersi, heyecanlı Quidditch maçları ve büyücülük köyü Hogsmeade bekliyor. Ama Harry'nin öncelikle Sirius Black'in elinden kurtulması gerek. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı, beklenmedik gelişmelerle her sayfasında okuru biraz daha şaşırtan, biraz daha heyecanlandıran bir kitap.

Kapak Tasarımı: Mary GrandPré spoiler içerikli kapak tasarımlarını seviyor =) Açıkçası bu karanlık kitaba yakışır cinsten gizemli ve hoş bir kapak. Arkada Sirius"un silueti pek hoş olmuş, aynı şekilde Şahgaga ile uçan  Harry ve Hermione de. Ben bu kapağı çok sevdim açıkçası, piyasadaki daha doğrusu yabancı yayınevlerinden  çıkan kitapların farklı kapaklarından çok daha güzel bu.
Yorumum: Harry Potter ve Azkaban Tutsağı bana göre serinin en karanlık, en gizemli, en korkunç kitabıydı (Tabii seri derken şimdilik okuduğum ilk üç kitaptan bahsediyorum). Ne zaman ben Ruh Emici'lerle tanıştım,  işte ondan sonra okumak daha da zor oldu benim için, Harry gibi onlar tekrar çıkmasın diye dua ediyordum=)) Cidden Rowling'in çok etkileyici bir anlatım tarzı var, okumak, o hikayenin içine girmek o kadar keyifli ki, bir an bile kitabı bırakmak istemiyorsunuz. Olaylar dönüp dolaşıp öyle bir şekil alıyor ki, inanılmaz derecede sürükleyici bir hikayenin ortasında buluyorsunuz kendinizi. Bu hikayede de özellikle yeni giren karakterlerin hakkında sonradan öğrendiklerimiz şaşırtıcı ve hatta şoke ediciydi; Remus Lupin, Sirius Black ve hatta Scabbers=)) Hazır yeni karakterlerden bahsetmişken, ilk iki kitaba göre daha fazla karakterle tanıştık ve Harry'nin geçmişine dair daha fazla gerçekle yüzleştik. Özellikle Sirius Black'in rolü bu kitapta oldukça önemliydi ve kendisi favori karakterim oldu diyebilirim=) Kitabın sonunda yazdığı mektup ilk kez Harry Potter Serisi boyunca beni ağlatan ilk nokta oldu. Voldemort'un bizzat hikayede bulunmaması açıkçası hoşuma gitti ama daha çok hoşuma giden birşey varsa o da geleceğe yönelik yapılan kehanetti; Scabbers'ın kurtuluşu ve kehanetin işlemesi gelecek kitaplarda ilginç şeyler olacağına dair ipuçları veriyor bizlere. 
Son olarak serinin bu kitabını açıkçası çok sevdiğimi belirtmeliyim, geçmişe ve geleceğe dair bir sürü şey vardı bu kitapta şimdi dördüncü kitaba bir an önce başlamak istiyorum ama araya geçenlerde sözünü ettiğim ve hafta sonunda aldığım Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri'ni sokacağım. Hem Harry Potter Serisi bitmesin istiyorum=))








5 Aralık 2010 Pazar

Renkli Kitap Tartışma: 2010 En Sevilenler

Renkli Kitap ilk tartışma konusunu gururla sunar: 2010 En Sevilenler!

2010'un bitmesine çok kısa bir zaman kaldı ve internette kitap sitelerinde, bloglarında ya da kitaplarla ilgili her hangi bir yerde mutlaka 2010 kitap listeleri oluşturuluyor, en iyi 100 kitap gibi listelerde sevdiğiniz isimlere oy verebiliyorsunuz. Ben de bir anket yapmak yerine kısaca size şu soruyu sormaya karar verdim; 2010'da en sevdiğiniz kitap / kitaplar hangileri? Kitapların 2010 senesinde çıkmış olması gerekmiyor, siz bu sene neyi ya da neleri okudunuz ve çok beğendiniz ben bunu merak ediyorum.

Benim bu sene okuyup da beğendiğim kitaplar (Harry Potter Serisi hariç, onunla bu seneden önce bir geçmişimiz var=P) şöyle;




 
 
 
 
 
 

Daha yazılacak çok kitap var ama ilk 5'imi seçtim ve onları sizlerle paylaşmak istedim. Sizlerin yorumlarını da sabırsızlıkla bekliyorum!

Okumayı Düşündüklerim...

Sizlerle bugün kitabevlerinin sitelerinde gezerken seçtiğim ve okumayı düşündüğüm birkaç kitabı paylaşacağım. Seçtiğim kitapların hem gençlere hem de yetişkinlere hitap edecek türde kitaplar olduğunu düşünüyorum çünkü bu fantastik kitapların olay örgüsü her iki kesimin de ilgisini çekecek yönde.

Ürperti
Yazar: Maggie Stiefvater
Sayfa Sayısı: 406
Baskı Yılı: 2010

Arka Kapak: Bir Kurtadama aşık Olur Musunuz? Ürpereceksiniz...

Grace henüz küçük bir kızken kurtlar tarafından ısırılır. Fakat gri bir kurt Grace'i son anda kurtarır. Grace iyileşir ama kurtarıcısını unutmaz ve altı yıl boyunca, evlerinin arkasındaki ormanda onu izler. Aralarında büyülü bir bağ vardır, sarı gözlü kurdu görmeden yaşayamaz.

Sam'in iki yaşamı vardır: Kışları dondurucu ormanda, sürüsünün koruyuculuğunu yapan cesur bir kurt; yazları kitapçıda çalışan genç bir adam... ta ki soğuk onu tekrar bir kurda dönüştürene kadar.

Artık lise öğrencisi olan Grace sarı gözlü bir gençle tanışır. Bu genç adam onu yıllar önce ölümden kurtaran kurttur. Ancak kış yakındır. Sam, Grace'i ve hayatını kaybetme riskine rağmen insan kalmak için savaşacaktır.

40 ülkede yayımlanan Ürperti, ABA (Amerika Yayıncılar Derneği), New York Times, USA Today ve Amazon.com'un "çok satanlar listesinde"; Publishers Weekly, Glamour's, ALA (Amerika Kütüphaneler Birliği) ve Barnes & Noble'ın "En iyi gençlik kitapları" listesinde yer aldı. 2010 Midwest, SIBA 2010 ve CBC En İyi Gençlik Kitabı Ödülü'nü kazandı. Warner Bros, tarafından film hakları satın alındı.

"Ürperti büyülü bir aşk hikâyesi, sürükleyici bir macera ve insanla kurt arasındaki benzerliklerden yola çıkan eşsiz bir gerilim."
-Sunday Telegraph-

"Eğer Alacakaranlık hayranıysanız, Ürperti'ye de bayılacaksınız. Ustaca yazılmış ve iki ana karakterin gözlerinden sırayla anlatılmış kusursuz bir ilk roman."
-The Observer-

"Stiefvater kurtadamların, çok satanlar kahramanı vampirlerden çok daha seksi olduğunu hatırlatıyor."
-Booklist-

"Genç vampirlerin romantizminden sıkıldıysanız, Maggie Stiefvater'in Ürperti'si çok iyi bir seçim olacak. Fakat unutmayın Ürperti, Alacakaranlık'tan çok Zaman Yolcusu'nun Karısı'yla benzeşiyor. Kitap gerçekten de doğaüstü gerilimi klişelerden uzak yepyeni bir anlatımla sunuyor."
-Sunday Telegraph-

Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri

Yazar: Chris Priestley
Çevirmen: Zeynep Alpaslan
Sayfa Sayısı: 224

Arka Kapak: Edgar'ın amcası ormanın derinliklerindeki bir evde oturuyor. Edgar, ormandan geçerken köy çocuklarının ağaçların arkasına gizlenip onu izlediğinden emin, ama ne olursa olsun korktuğunu belli etmemeye kararlı.

Bir gün, Edgar'ın amcası ona bir dizi tüyler ürpertici hikâye anlatıyor. Üstelik, bütün bu hikayelerin gerçek olduğuna dair kanıtları da var: Küçük bir bez bebek, altın yaldızlı bir çerçeve, pirinçten yapılmış eski bir teleskop… Acaba Montegue Amca bütün bu lanetli eşyaları nasıl bir araya getirdi?

Fakat bu soruya cevap arayacak zaman yok. Edgar, karanlık bastırmadan önce ormandan geçip eve dönmek zorunda… ama belki de aradığı cevapları orada, ormanda bulacak.

Montague Amca'nın kendi hikâyesinin, tüm zamanların en şaşırtıcı ve en korkunç hikâyesi olduğunu keşfettiğinizde tüyleriniz diken diken olacak… 


100 Dolap
Yazar: N. D. Wilson

Sayfa Sayısı : 232

Arka Kapak: Hem ilkgençlik çağı çocukları için hem de yetişkinler için olağanüstü fantastik bir serüven…

12 yaşındaki Henry York, teyzesi ve eniştesinin evinde, üç kuziniyle birlikte kalmaktadır. Bir gece tavan arasındaki odasında uyumak üzereyken başucundaki duvarda bir takırtı duyar. Ertesi gece de aynı yerden kafasına bir sıva parçasının düşmesiyle uyanır. Sıvanın koptuğu yerde topuz biçimli iki çıkıntının belirdiğini ve bunlardan birinin yavaşça döndüğünü fark eder.

Henry, duvarın sıvasını kazıyınca hepsi çeşitli büyüklük ve biçimde doksan dokuz dolap kapağı keşfeder. Bir tanesinden yağan yağmur sesini duyar. Bir başkasında ışıklı bir oda ve ileri geri gezinen bir adam görür. Henry ve kuzeni Henrietta çok geçmeden bu kapakların başka dünyalara açılan kapılar olduğunu keşfedeceklerdir.

100 Dolap, N. D. Wilson’ın özgün bir kurguyla yarattığı fantastik serüven dizisinin ilk kitabı...  




3 Aralık 2010 Cuma

Blog yazmak ya da yazmamak...



Hayır blog yazmayı unutmadım, sadece hala Harry Potter'ın üçüncü kitabı Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'nı okumaktayım ve biraz ağır gidiyor açıkçası. Kitap hakkında bitirir bitirmez bir eleştiri yapacağım ama şunu söyleyeyim bu şimdiye kadar ki en karanlık hikaye, sürekli bir elim tetikte durumu var ki heyecandan öleceğim, hele o ruh emiciler yok mu bitirdi onlar beni, mümkünse bir daha karşıma çıkmasınlar, Harry'le birlikte ben de bayılabilirim bu sefer=)) Bir kitabın içine böylesine girmek, kendini kaptırmak ilginç bir duygu öyle değil mi? Bana göre bu hikayenin ve dolayısıyla da yazarın ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Harry Potter Serisi rahat okunur bir seri, kısa zamanda bitirebiliyorsunuz ama kolay okunabilir diğer best sellerlar gibi değil, özel bir tarafı var, yarattığı dünyanın bir parçası olmak çok hoş.

Bu arada bir taraftan Sandman Serisinin ikinci kitabını bitirmeye çalışıyorum. Sandman hakkında da bir iki kelam etmek gerek, zira beni benden alan böylesine güzel bir çizgi roman serisi daha gelmedi dünyaya. İlk fırsatta ilk kitap hakkında yorumlarımı yazmak için söz veriyorum.

Bu arada Harry Potter ve Azkaban Tutsağı bitince 4. kitaba hemen başlamadan araya yarım bıraktığım bir Neil Gaiman kitabı daha olan Yokyer"i sıkıştırıp bir an önce bitirmeliyim zira bekletilmeyecek kadar değerli bir kitap o da;))

İyi okumalar,

28 Kasım 2010 Pazar

Görsel Kitap Tanıtımı: Book Trailer

Bir kitap tanıtım metodu olarak video kullanımı, günümüzde internet gibi yaygın görsel iletişim mekanında bir çok yayıncının, yazarın tercihi. Okuyucunun ilgisini çekmek ve kitap alımını sağlamak amacıyla yazıları görselleştirerek hazırlanan bu reklamlar aynen bir film tanıtım videosunda olduğu gibi heyecanla kitabın çıkış tarihini beklemenize neden oluyor. Ülkemizde ne yazık ki yaygın bir tanıtım metodu değil bu ancak, yurt dışında özellikle tercih sebebi. Kendi adıma bunun iyi bir reklam metodu olmakla birlikte kitap okumaya teşvik açısından da çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Umarım yazarlarımız ve yayın evlerimiz bu yönde atılımlar yaparlar.

Bu blogda çeşitli kitap trailerlarını izlemeniz mümkün >> http://www.book-trailers.net/

Aşağıya örnek olarak beğendiğim bir kitap trailerını koyuyorum:



Sizinde beğendiğiniz kitap trailerları varsa "yorum" yazmayı unutmayın;)


26 Kasım 2010 Cuma

Harry Potter ve Sırlar Odası

Orijinal ismi: Harry Potter and the Chamber of Secrets
Yazar: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kapak tasarımı: Mary GrandPré
Tür: Fantastik
Seri: İkinci kitap
Sayfa sayısı: 314

Arka kapak yazısı: Dursley'ler o yaz öylesine çekilmez olmuşlardı ki, Harry bir an önce okulu Hogwarts'a geri dönmek için can atmaktadır. Eşyalarını toplarken ortaya çıkan ev cini Dobby ise onu uyarır: Hogwarts'a dönerse bir felaket olacaktır. Olur da: Sırlar Odası'nın açılmasıyla ortaya çıkan karanlık bir güç, Hogwarts'takileri taşa çevirmeye başlar. Harry, hayatını tehlikeye atarak, Odanın elli yıllık ölümcül gizemini çözmeye çalışır.

Kapak Tasarımı: İlk kitapta da belirttiğim gibi  Mary GrandPré'nin illüstrasyonları çok hoşuma gidiyor. Renkli ve fantastik bir kitaba oldukça uygun çizim tarzı açıkçası bu kitaba çok yakışıyor.

Yorumum: Harry Potter ve Sırlar Odası serinin ikinci kitabı, ilk kitaba göre kahkahalar atarak okuduğum br kitap oldu. Heyecan, gerilim yine vardı tabii ki ama bu kitapta gülünecek o kadar çok şey vardı ki, inanılmaz eğlendiğimi söylemeliyim en başta. Kitap okuyuculara hikaye ve karakterler hakkında hatırlatıcı bilgiler vererek başlıyor ve Harry de içinde bulunduğu şartlar dolayısıyla Hogwarts'ta yaşadıklarının bir hayal olup olmadığını düşünüyor ta ki Dobby gelene kadar. Bu karakter her ne kadar "iyi" ve kimileri için "sevimli" gözükse de kitabın başlarında yaptıklarından ötürü açıkçası hiç sevemedim ben onu. Açıkçası çok itici, sevimsiz ve sinir bozucuydu.

Dediğim gibi bu kitap hem oldukça espirili hem de heyecan ve gerilimi devamlı ayakta tutuyordu. İnsanlar taşlaşmaya başladıktan ve Sırlar Odası efsanesi duyulduktan sonra karşıma çıkan herkesten şüphelendim ben doğrusu =D Bu kişilerin başında da Gilderoy Lockhart geliyordu. Bir Karanlık Sanatlar hocasının daha suçlu olması tabii çok tahmin edilebilir de olacağından belki de kitabı zayıflaştırırdı, ancak ben yine de şüphelenmekten kendimi alamadım. Gilderoy Lockhart aynı zamanda bu kitabın en eğlenceli karakteriydi de, 6. Bölüm'de "neler oluyor, kim imza dağıtıyor" diyerek ortaya çıktığnda gülmekten gözlerimden yaşlar geldi doğrusu=D Gilderoy Lockhart'lı her sahne oldukça keyifliydi doğrusu.

Kuşkuları üzerinde toplayan ikinci kişi ise Percy'di. Bir Wesley olmasına rağmen ondan şüphelenmekten kendimi alamadım, çünkü kitabın başından beri şüpheli davranışları vardı ve oldukça hırslı olması da şüpheleri üzerine toplamasına neden oldu. Ancak kitabın sonunda anladık ki onun derdi başkaymış, Percy aşıkmış=)

Tom Riddle'dan ise hiç şüphelenmemiştim doğrusu. Harry onun sayesinde geçmişe gitmiş, Hagrid'in geçmişinde olanları öğrenmişti. Bu işte bir tuhaflık vardı, tabii ki Hagrid'in suçlu olduğuna inanmamıştım ama Tom Riddle'dan da şüphelenmemiştim doğrusu. Şüphelenmediğim bir diğer kişi de Ginny'di. Harry'e aşık olduğu besbelli olan Ginny'nin isteyeceği en son şey Harry'e ya da başkalarına zarar verebilmek olurdu ama nerden bilebilirdi ki Karanlıklar Lordu'nun bir kez daha iş başında olduğunu...

Olay örgüsü oldukça başarılı olan  Harry Potter ve Sırlar Odası bir kez daha okucuyu ters yöne yatırmayı başarıyor. Birçok önemli karakterin geçmişine giderek onlar hakkında daha fazla bilgi edinirken, yen, karakterler de tanıyor ve Harry ile Voldemort arasındaki bağlantı ve Seçmen Şapka'nın onu neden Slytherin'e yerleştrmeyi düşündüğüne dair gibi bilgiler de ediniyoruz. Baştan sona keyifle okuduğum, beni birçok defa şaşırtan bir kitap oldu Harry Potter ve Sırlar Odası. Serinin 3. kitabı Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'na da başladım bile=)

Puanlama: 





23 Kasım 2010 Salı

Domuzları Tekmeleyen Çocuk

Orijinal ismi: The Boy Who Kicked Pigs
Yazar: Tom Baker
Çeviren:Oya Yalçın
Yayınevi: Altı Kırkbeş Yayın
Kapak tasarımı: Erol Egemen
İllüstratör: David Roberts  
Tür: Fantastik / Korku / Mizah
Sayfa sayısı: 112 

Arka kapak yazısı:  Cumartesi, 13 Haziran. Ve Robert Caligari bugün ölecek. Harikulade bir gün. Saat sabah 6:45. Hayatta olduğunuza sevindiğiniz günlerden biri. Ve bugün Robert Caligari'nin öleceği gün.

13 yaşında ve Dörtbinyediyüzkırkbeş günü aynı küçük kasabada geçirdi ve bugün, 13 Haziran'da ölecek. Bunu bilmiyor; henüz yani.

Tom Baker'dan, yıkıcı, korku-fantezi eğlenceli bir kült kitap!

Kapak Tasarımı: Şeytani bir şekilde gazete okuyan Robert Caligari'nin resmedilişi ve kullanılan renkler ( cehennem kırmızısına yakın bir pembe ve siyah) çok başarılı. Gölgeli keskin hatlara sahip çizim gerçekten muhteşem.

Yorumum: Bir önceki kitap yorumumda; "...genellikle yayınevleri ile çıkardıkları kitaplar arasında bir bağlantı görüyorum ben ve kimi zaman yayınevi bana güven veriyor, o kitabı elime aldığım anda onun benim olacağını hissediyorum. "Altı Kırkbeş Yayın" ismini görmek de bana aynı güveni veriyor, çıkardıkları kitapların hepsini okuma isteği uyandırıyor içimde." demiştim. İşte bu nedenle yayınevinden okuduğum ilk kitap olan Domuzları Tekmeleyen Çocuk'tan da bahsetmek istedim.

Kapak arkasındaki yazıyı okuduysanız daha şimdiden "domuzları tekmeleyen çocuğun" kim olduğunu ve kitapta bugün öleceğini biliyorsunuz demektir. Ama kafamızda oluşan sorular; "bu çocuk neden ölecek? Bu çocuğun ne gibi bir problemi var ki domuzları tekmeliyor?" cevaplarını almayı beklerken kitabı okumaya başlayıp da yaratılan çılgın atmosferin içine girdiğinizde tam olarak niçinlerin yanıtlarını buluyorsunuz.

Robert kızkardeşinin domuz kumbarasıyla bu şeytani takıntısını ediniyor ve önüne çıkan her domuzu (diri ya da ölü) tekmelemeye başlıyor ancak kısa bir zaman sonra bunun ardında insanlara olan nefretinin varolduğunu farkediyor. Robert'ın bu saplantısı başına bela açmadığı gibi her seferinde mutlulukla zaferini kutlamasına neden oluyor ancak o daha fazlasını istiyor ve nitekim kitabın belki de zirve noktasu kör adama yaptıklarıyla zaferini kutluyor ancak ölüm onu yavaş yavaş çağrıyor ve kitabın sonnda kendi yarattığı cehennemin zaferini kutlayamadan büyük bir acıyla can veriyor.

Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'den bahsederken bu kitapların çocuk kitabı görünümünde olduğundan ancak yayınevini bilenler ve kitabı almadan hakkında bilgi edinenler için bundan ne kadar uzak olduğu aşikardır. Hikayenin anlatılışı çok yalın ve bir fantastik/korku romanı olarak oluşturulan  atmosfer de çok başarılı. Hemen her sayfada bulunan resimli anlatımlar da bir o kadar güzel. Kitabı elime aldıktan çok kısa bir süre sonra bitirdim ve okuması gerçekten çok keyifliydi. Bir çocuk nasıl bu kadar şeytani olabilir ve böyle devam ederse yaptıklarının bir karşılığını görür mü merak içinde beklemek ve zaten öleceğini bildiğimiz bu çocuğu nasıl bir son beklediğini tasavvur etmeye çalışmak heycan vericiydi.

Tom Baker'ın bu kitabını elime aldıktan sonra Doctor Who ile bağlantısından haberim oldu doğrusu, bu arada Doctor Who'nun yeni serisine de en kısa zamanda başlamak istiyorum. Bir de diziden bahsetmişken bu tarz kitapların kısa animasyonları yapılsa ne harika olur. Sanırım Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'den uyarlanma bir Oblong serisi varmış ama bu kitabın da bir kısa animasyonu olursa süper olur gerçekten.

Sonuç olarak karakterleri ve hikayede yaratılan atmosferi çok beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Zaten sonunu bildiğiniz bir hikaye ancak bu kadar güzel ve merak dolu bir biçimde anlatılır. Hikayeye eşlik eden küçük resimlerse anlatıma zenginlik katmış. Bu kitabı kaçırmayın derim.

Puanlama: 
  

21 Kasım 2010 Pazar

Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü

Orijinal ismi: Creepy Susie: And 13 Other Tragic Tales for Troubled Children
Yazar: Angus Oblong
Çeviren: Oya Yalçın
Yayınevi: Altı Kırkbeş Yayın
Kapak tasarımı: Erol Egemen
İllüstratör: Angus Oblong
Tür: Fantastik / Korku / Mizah
Sayfa sayısı: 195

Arka kapak yazısı: Alacakaranlık Kuşağı'ndan bu çarpık öyküler kadar eğri - büğrü, şeytani, ve sapkınca gülünç bir kitap yapmış olurlardı. Yani eğer kendinizi çığlık atarken bulursanız telaşlanmayın... tabii kahkahadan... öleceğiniz güne kadar... Ki çok yakın olabilir...

Anneniz size bu hikayeleri asla anlatmadı.
Sizi korkutmak istemedi çünkü.
Ama Altıkırkbeş sizin anneniz değil.


Kapak Tasarımı:  Kapak tasarımı içerikle uyumlu, yeterli derecede karanlık, Ürkünç Susie ile gizemli ve elinize alıp bir anda okuma isteği uyandırır türden.


Yorumum: Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü Altı Kırkbeş Yayın'larından okuduğum ikinci kitap. Diğeri Tom Baker'ın Domuzları Tekmeleyen Çocuk kitabıydı. Genellikle yayınevleri ile çıkardıkları kitaplar arasında bir bağlantı görüyorum ben ve kimi zaman yayınevi bana güven veriyor, o kitabı elime aldığım anda onun benim olacağını hissediyorum. "Altı Kırkbeş Yayın" ismini görmek de bana aynı güveni veriyor, çıkardıkları kitapların hepsini okuma isteği uyandırıyor içimde. Domuzları Tekmeleyen Çocuk kitabından sonra Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'de de kitabı elime alır almaz seveceğim birşeyler olacağını hissettim. Nitekim kitabı elime alıp sayfalarına şöyle bir bakmamla onu almam bir oldu.


Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü tahmin edeceğiniz üzere bir çocuk kitabı değil=) her ne kadar kapağından öyle olabileceği düşünülse de yayınevinin tarzını bilenler zaten olmadığını hemen anlayacaklardır. Kitabın içinde aslında 15 tane öykü var, bu öykülerin hepsi resimlerle zenginleştirilmiş ve her sayfada 1 cümle  şeklinde yazılmış kısa öyküler. Yalnızca bir tanesi (Dick & Muffy) yazısız, resmedilmiş bir hikaye. O kadar sade ve aynı zamanda zengin bir kitap ki bir oturuşta okuyup bitirebileceğiniz kadar da sürükleyici. Doğrusu çok uzun sürmüyor en fazla 20dk yeterli kitabı bitirmek için.

Hikayeler fantastik korku türünde ancak kitabın mizah yanını da unutmamak gerek. Çoğu hikaye çocuklar hakkında, bir kısmı büyükler ve bir kısmı da bir köpekle ilgili. Kitapta işlenen temalardan bazıları cinayet, yamyamlık, cinsellik. İşlenen konular öyle bir mizahi dille ele alınmış ki en olmayacak durumda gülmekten kendinizi alamıyorsunuz. En önemlisi de tabii bu hikayelerin nası resmedildiği, illüstratör Angus Oblong'un hikayelerle resimler arasında kurduğu müthiş bağ gözden kaçmıyor.


Son olarak kitabın sonunda Angus Oblong hakkında yazılanları da okumadan kesinlikle geçmeyin derim;)


Puanlama: 


20 Kasım 2010 Cumartesi

Harry Potter ve Felsefe Taşı

Harry Potter ve Felsefe Taşı

Orijinal ismi: Harry Potter and the Philisopher's Stone
Yazar: J.K. Rowling
Çeviren:Ülkü Tamer
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kapak tasarımı: Mary GrandPré
Tür: Fantastik
Seri: İlk kitap
Sayfa sayısı: 353

Arka kapak yazısı: Harry Potter sıradan bir çocuk olduğunu sanırken, bir baykuşun getirdiği mektuplarla hayatı değişir: Başvurmadığı halde Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na kabul edilmiştir. Burada birbirinden ilginç dersler alır, iki arkadaşıyla birlikte maceradan maceraya koşar. Yaşayarak öğrendikleri sayesinde küçük yaşta becerikli bir büyücü olup çıkar.
J. K. Rowling'in zengin düşgücü, onu bebeğiyle yalnız yaşayan sıradan bir anneden, kitapları dünyada 100 milyondan fazla satan, 40'tan fazla dile çevrilen parlak bir yazara dönüştürdü. Kitapların artık "sanal" ortamda okunmaya başladığı bir çağda, Harry Potter genç kuşağı "gerçek" bir kitabın sayfaları arasında yepyeni bir dünyayı keşfetmenin heyecanıyla tanıştırdı.Harry Potter ve Felsefe Taşı'nın sinemaya uyarlanması bu heyecanı daha da artırdı.
Harry Potter'ın baş döndürücü "büyülü" dünyasına adım atmadan önce kemerlerinizi bağlayın!

Kapak Tasarımı: Bir kitap alırken en ilgi çekici yanlardan biri ona elimizi uzatmamızı sağlayan kapak tasarımıdır. Bu nedenle eleştirilerimi yaparken kapak tasarımlarından da bahsetmenin doğru olduğunu düşünüyorum. Harry Potter ve Felsefe Taşı'na gelince, ben kitaplarda daha çok kendine özgü bir çizgiye sahip tasarımcıların çizimleriyle renklendirilmiş kapakları seviyorum. Fotografik kapaklar günümüzde birçok kitapta daha fazla tercih ediliyor olsa da çizgilerle renklendirilmiş kitaplar benim açımdan daha ilgi çekici; özellikle de Fantastik türdeki kitaplarda. Harry Potter ve Felsefe Taşı'nın da işte böyle kendine has bir kapak tasarımı var, oldum olası bu klasik çizimler hoşuma gitmiştir. Doğrusu dört dörtlük bir tasarıma sahip olduğunu düşünüyorum. Aslında Harry Potter Serisi farklı kapaklarda da piyasaya sürülmüş durumda ama ben ülkemizde de piyasaya sürülen yukarıda resmi bulunan kitaba sahibim ve yorumumu tamamen onun üzerinden yapıyorum.

Yorumum: Harry Potter Serisi'nin ilk kitabı ülkemizde ilk çıktığı zamanda bu kitabı edinmiş bir solukta okumuştum ve sabırsızlıkla diğer kitapların çıkmasını beklemiştim. Daha sonra ikinci ve üçüncü kitapları da edindim ve bir solukta okudum ancak daha sonra devamını getiremedim. Şimdi Harry Potter hayranları nasıl olur diyecek, doğrusu hak veriyorum çünkü benim sonunu getirememem kesinlikle beğenmeme gibi bir nedenden değil daha çok araya giren başka kitaplar, daha sonra okurum, zaman çok gibi ertelemeler ve biraz da tembelliğim yüzünden oldu. İşte bu nedenle dünya Harry Potter fırtınası ile kasıp kavrulurken ben öyle uzaktan bakar oldum ve anca aklım başıma geldi; dur bi dakka dedim kendi kendime bu seriye tekrar başlayacaksın Güngör ve bu sefer sonunu getireceksin! İşte böyle, 1 hafta önce kitapçıya gittim, kitapları aldım(çünkü eskiler elimde değil) ve yeniden ilk kitabı okumaya başladım ve bugün bitirdim.  

Harry Potter ve Felsefe Taşı dil olarak gayet sürükleyici ve hafif, aslında bir oturuşta okuyabiliyorsunuz, isterseniz 2 günde bile kitabı bitirebilirsiniz. Hikaye öyle güzel bir dille aktarılıyor ki okurken zaman kavramını yitiriyorsunuz, kafanızın içinde oluşan dünyadan başka hiçbir şeyi görmüyorsunuz. Benim için bir roman okurken en önemli şeylerden biri işte bu; zihnimde okuduğum dünyayı canlandırabilmek. Harry Potter'da bunu yapabilmek çok kolay, işte bu yüzden filmlerinden de hep uzak durdum, en korktuğum şeylerden biri de zihnimde canlandırdığım o dünyanın birdenbire yıkılıvermesi, bu gerçekten çok üzer beni.

Karakterlere gelecek olursak, ilk kitap bize karakterler hakkında kesin yargılarda bulunmamıza olanak tanıyor, iyi ve kötünün devamlı sorgulandığı romanda karakterleri de buna göre ayırmaya başlıyoruz. Sanırım bu açıdan benim gibi birçok kişiyi de yanıltan en önemli karakter Snape olmuştur=) İşte tam burada kitabın sonunda Quirrell'in sözleri geliyor aklıma, "İyiyle kötü diye birşey yoktur, güç vardır sadece..." Bana Star Wars'u hatırlatan bu cümle çok hoşuma gidiyor, gerçekten üzerinde düşünülmeli iyi ve kötü kesin çizgilerle ayrılabilir mi diye=)

Quirrell demişken, aslında kitabın başından beri onda birşeyler olduğu belli ama Snape yanıltmacası onun tabii ki Voldemort'la olan bağlantısını anlayabilmemizi engelliyor. Snape bütün şüpheleri üstünde topladığından, Quirrell titrek, korkak bir profesör olmaktan öteye gidemiyor. Yine de o sarıktan ne çıkacağı büyük bir merak konusuydu benim için=))

Harry'nin arkadaşları Ron ve Hermione iyi bir üçlü oluştururken, gelecek kitaplarda bu üçlü arasında birşeyler olma ihtimali üzerinde gidip gelmekteyim=) Tamam ben de spoiler mağduru olmamak için direnenlerdenim ama sanırım şu filmler yüzünden bir kaç kare gördüm, neyse bu yorumlar için daha çok erken=))

Malfoy'a gelince aslında onun ezik bir karakter olduğunu düşünüyorum, şöyle güçlü bir tarafını görmedik hikaye boyunca ancak ben gelecek kitaplarda onunla ilgili daha önemli şeyler olabileceği ihtimaline eğırlık veriyorum. Bu açıdan kitabın başında ve sonunda sesini duyduğumuz Ginny de büyük bir merak konusu benim için =))

Romanın en hoşuma giden kısmı gerilimin iyi ayarlanmış olmasıydı, örneğin ifrit binaya girdiği zaman Harry, Ron ve Hermione gibi açıkçası benim de yüreğim ağzımdaydı=)) Bir de en önemlisi geçmişte olanlarla gelecekte olacaklar arasındaki bağlantının iyi kurulmuş olması yazarın zekâsını gösterir nitelikte; Ron'un satrançta iyi olması gibi. Bu ve bu gibi küçük ayrıntılar romanı zevkle okunur kılan etmenler.

Şimdi serinin ikinci kitabına başlamak için sabırsızlanıyorum doğrusu.

Puanlama: 





19 Kasım 2010 Cuma

Renkli Kitap...



Herkese merhaba!

Uzun zamandır kendime ait diğer bloglarımda mesleğiminde bir getirisi olarak yabancı dilde kitap, film, dizi eleştirileri yapıyorum ama içimde bir yerlerde kendi dilimde bu işi profesyonelce yapma isteği ile yanıp tutuşuyordum ve bugün karar verdim; kendi kitap eleştirisi bloguma kendi dilimde başlayacaktım. Sonunda oldu, Renkli Kitap'la karşınızdayım =)

Neden "profesyonelce" bu işi yapmak istediğimi dile getireyim öncelikle. Ben İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu bir İngilizce öğretmeniyim. Yazınsal alanla meslekî bir bağlantım var ve ben bu bağı koparmamak, daha da sağlamlaştırmak istiyorum devamlı. Doğruyu söylemek gerekirse ileride başarılı bir eleştirmen ve yazar olabilmek gibi bir hedefim de var ve çalışmalarımı bu yönde yapmak için büyük bir çaba gösteriyorum. İşte bu nedenle bu blogu açma sebebim bir hobi değil bu işe profesyonelce yaklaşımımdır. Herşeyden önce kendimi geliştirmek ve benim gibi okumayı, yazmayı, eleştirmeyi sevenlerle iyi bir çevre oluşturmak adına bu blog benim için önemli bir yol olacaktır.

Kitap eleştirisinin kitap okumak kadar önemli olduğu günümüzde internetle iletişimin artmasıyla daha da önem kazanmış durumda. Yabancı birçok blog yazarı yaptıkları eleştirilerle yazarlar ve yayınevleri hatta daha da önemlisi okuyucular tarafından destekleniyor, yazdıklarına değer veriliyor. Bu önemli olgunun ülkemizde de aynı derecede önem kazanması en büyük dileğim çünkü bu bir bakıma okumayı ne kadar sevdiğimizin de bir göstergesidir.

Renkli Kitap'ta benim okuduğum kitaplar ve bu kitaplar hakkındaki yorumlarım, eleştirilerim, analizlerim yer alacağı gibi bu blog şekillendikçe daha başka sürprizlerle de karşılaşacaksınız. Umarım burada geçirdiğiniz her saniyeden keyif alırsınız ve eğer yorum yapmak isterseniz lütfen çekinmeyin çünkü yapılan her yorum benim için çok önemli;)

Sevgiler,






(resim kaynak: http://weheartit.com/entry/5034264)