17 Aralık 2010 Cuma

Kütüphane Günü



Evet adı üstünde bugün Kütüphane günüydü. Şehir kütüphanesine kaydımı yaptırdıktan sonra zamanımı kitapları didikleyerek geçirdim. Doğrusu pek fazla güncel kitap bulamamak üzdü beni ama yine de okumak istediğim, güzel kitaplar buldum. Bugün aynı zamanda şehir kütüphanesi dışında bir başka kütüphaneye daha kayıt yaptırdım ama üyeliğimi hemen vermedikleri için henüz orayı didikleyebilmiş değilim=) Yalnız orada daha farklı kitaplar bulabileceğimi düşünüyorum, belki haftaya da oraya giderim.

Şehir kütüphanesinden aldığım kitaplar şöyle;

1. Karpatlar Şatosu - JUles Verne

Arka Kapak: Transilvanya'daki Werst Köyü'nde, terk edilmiş bir şatoda endişe verici olaylar yaşandığına dair söylentiler dolaşmaktadır. Kont Franz de Telek opera sanatçısı nişanlısı La Stilla'nın ölümünü unutabilmek için yolculuk etmektedir. Kont, Werst'e gelir. Şato'nun, La Stilla ölürken kendisini lanetleyen Rodolphe de Gortz'a ait olduğunu öğrenir. Telek uzun uğraşlar sonunda bu korkunç şatonun esrarını keşfeder. Ancak bu keşfin bedeli ağır olacaktır.

Jules Verne'in en sevilen romanlarından Karpatlar Şatosu, vampirlerin diyarı Karpatlar'da geçen bir serüveni anlatıyor. Batıl inançlar ile teknolojinin, iyi ile kötünün, yaşam ile ölümün karşı karşıya geldiği bu serüvende hazin bir aşk öyküsü de var. Kimilerine göre daha ondokuzuncu yüzyılda televizyonu haber veren, kimilerine göre Orpheus mitosunun bir yorumu olan Karpatlar Şatosu, Jules Verne'in şaşırtıcı düşgücüyle, fantastik öykücü kimliğini birleştirdiği bir roman.
2. Silmarillion - J.R.R. Tolkien

Arka Kapak: Tolkien'in en önemli çalışması olarak kabul edilen Silmarillion, onun yarattığı dünyanın özüdür. Kökleri Hobbit'ten önceye uzanır ve Yüzüklerin Efendisi'nde şekillenmeye başlayan bir 'dünya'nın yaratılış öyküsünü barındırırak, tüm Tolkien eserlerinin üzerine yerleşebileceği bir yapı oluşturur. Yaşamı boyunca üzerinde çalışmayı terk edemediği ve giderek büyüyüp gelişen bu eser ancak ölümünden dört yıl sonra oğlu tarafından yayımlanabildi.
Elflerin en beceriklisi olan Fëanor'un yarattığı üç Silmaril'in çalınmasıyla birlikte kadim dünyanın en kederli olayları gelişmeye başlar. Silmarillion, Elflerin tanrılara isyan ederek Orta Dünya'ya sürülmelerini; orada insanlar ve Cücelerle birleşerek tanrıların en kötüsüne, Morgoth'a karşı verdiği umutsuz savaşı anlatır.
Altıkırkbeş Yayın, bu kez gülümseyerek sunar: Silmarillion: Yaratılış'ın öyküsü.
 3. Fransız Süiti - Irene Nemirovsky

Arka Kapak: 1940 yılında Nazi işgalinden bir gece önce Paris'te başlayan Fransız Süiti, insanların kendi kontrolleri dışında savaş şartlarına atılmasının etkileyici öyküsünü anlatıyor. Parisliler şehri terk ederken, hayal edilebilecek her türden insani çılgınlık etrafı kaplamıştır; yemeğin olmadığı bir kentte varlıklı bir anne tatlı aramaktadır, dünyaları parçalanmak üzereyken bile bir çift, işlerini kaybetme düşüncesinden korkmaktadır. Yerli halk Alman askerlerince işgal altında olan taşradaki köylere göçerek -kendi köyünde, kendi evinde hatta kendi kalbinde bile- düşmanı karşısında hayatta kalmayı öğrenmek zorundadır.
Irène Némirowsky Fransız Süiti üzerine çalışmaya başladığında zaten Paris'te yaşayan çok başarılı bir yazardı. Fakat aynı zamanda o bir Yahudiydi, 1942'de tutuklandı ve öldüğü yer olan toplama kampına gönderildi. Bu roman altmış dört yıl boyunca saklı ve bilinmeyen olarak kaldı.
Hepsini okumak için iki haftam var, sabırsızlanıyorum, hemen başlamalıyım=)

fotoğraf: http://weheartit.com/entry/5519949












2 yorum:

  1. Kütüphane düzenli devam edilirse insana müthiş bir okuma disiplini sağlıyor hakikaten. Ben de çok severim, blogumun adından hiç belli olmuyor di mi? :)

    Fotoğraftaki yer Türkiyede mi bu arada? Çok hoş görünüyor dışardan.

    YanıtlaSil
  2. Fotoğraf linkini vermem gerekirdi ancak aceleden unutmuşum, şimdi düzelttim;) Yer Türkiye'den değil ama gerçekten içinde bulunmayı dilerdim, çok hoş bir mekan.

    YanıtlaSil