13 Aralık 2010 Pazartesi

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı


Orijinal ismi: Harry Potter and the Prisoner of Azkaban
Yazar: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay - Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kapak tasarımı: Mary GrandPré
Tür: Fantastik
Seri: Üçüncü kitap
Sayfa sayısı:395

Arka kapak yazısı: Sirius Black adında azılı bir katil, tüyler ürpertici Azkaban kalesinde tam on iki yıl boyunca tutsak kalmıştır. Tek lanetle on üç kişiyi birden öldüren Black'in, Karanlık Lord Voldemort'un hizmetkârı olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Bir yolunu bulup Azkaban'dan kaçan Black'in peşinde olduğu bir tek kişi vardır: Harry Potter. Harry, büyücülük okulunun sihirli duvarları arasındayken, arkadaşları ve öğretmenleriyle birlikteyken bile güvende değildir. Çünkü aralarında bir hain olabilir.

Okuldaki üçüncü yılında Harry'yi, yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni, ilk kez alacağı Kehanet dersi, heyecanlı Quidditch maçları ve büyücülük köyü Hogsmeade bekliyor. Ama Harry'nin öncelikle Sirius Black'in elinden kurtulması gerek. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı, beklenmedik gelişmelerle her sayfasında okuru biraz daha şaşırtan, biraz daha heyecanlandıran bir kitap.

Kapak Tasarımı: Mary GrandPré spoiler içerikli kapak tasarımlarını seviyor =) Açıkçası bu karanlık kitaba yakışır cinsten gizemli ve hoş bir kapak. Arkada Sirius"un silueti pek hoş olmuş, aynı şekilde Şahgaga ile uçan  Harry ve Hermione de. Ben bu kapağı çok sevdim açıkçası, piyasadaki daha doğrusu yabancı yayınevlerinden  çıkan kitapların farklı kapaklarından çok daha güzel bu.
Yorumum: Harry Potter ve Azkaban Tutsağı bana göre serinin en karanlık, en gizemli, en korkunç kitabıydı (Tabii seri derken şimdilik okuduğum ilk üç kitaptan bahsediyorum). Ne zaman ben Ruh Emici'lerle tanıştım,  işte ondan sonra okumak daha da zor oldu benim için, Harry gibi onlar tekrar çıkmasın diye dua ediyordum=)) Cidden Rowling'in çok etkileyici bir anlatım tarzı var, okumak, o hikayenin içine girmek o kadar keyifli ki, bir an bile kitabı bırakmak istemiyorsunuz. Olaylar dönüp dolaşıp öyle bir şekil alıyor ki, inanılmaz derecede sürükleyici bir hikayenin ortasında buluyorsunuz kendinizi. Bu hikayede de özellikle yeni giren karakterlerin hakkında sonradan öğrendiklerimiz şaşırtıcı ve hatta şoke ediciydi; Remus Lupin, Sirius Black ve hatta Scabbers=)) Hazır yeni karakterlerden bahsetmişken, ilk iki kitaba göre daha fazla karakterle tanıştık ve Harry'nin geçmişine dair daha fazla gerçekle yüzleştik. Özellikle Sirius Black'in rolü bu kitapta oldukça önemliydi ve kendisi favori karakterim oldu diyebilirim=) Kitabın sonunda yazdığı mektup ilk kez Harry Potter Serisi boyunca beni ağlatan ilk nokta oldu. Voldemort'un bizzat hikayede bulunmaması açıkçası hoşuma gitti ama daha çok hoşuma giden birşey varsa o da geleceğe yönelik yapılan kehanetti; Scabbers'ın kurtuluşu ve kehanetin işlemesi gelecek kitaplarda ilginç şeyler olacağına dair ipuçları veriyor bizlere. 
Son olarak serinin bu kitabını açıkçası çok sevdiğimi belirtmeliyim, geçmişe ve geleceğe dair bir sürü şey vardı bu kitapta şimdi dördüncü kitaba bir an önce başlamak istiyorum ama araya geçenlerde sözünü ettiğim ve hafta sonunda aldığım Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri'ni sokacağım. Hem Harry Potter Serisi bitmesin istiyorum=))








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder