kitap analizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap analizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.07.2013

Edebiyattan Pek Anlamam - Kenneth C. Davis & Jenny Davis


Edebiyattan Pek Anlamam Kenneth C. Davis ve Jenny Davis tarafından yazılmış NTV Yayınları'ndan 2011 yılında çıkan bir kitap. Türü için en uygunu sanırım bir referans kitabı demek olacaktır ama bundan öte çok da eğlenceli bir yanı olan farklı bir referans kitabı Edebiyattan Pek Anlamam.

Yaklaşık olarak Şubat ayından beri kaç güzel kitap elimde süründü beni hem buradan hem de instagram'dan takip edenler görmüştür. Elime bir o kitabı aldım, bir bu kitabı ama hiçbirini bitiremedim. Suç kitaplarda değildi tabii daha önce burada da yazdığım üzere yoğun geçen günler ve bunun verdiği bazı sıkıntılar okumama engel oldu ne yazık ki. Ama çok şükür bunu da atlattım ve zevkle, keyifle tekrar okumaya başladığım kitap Edebiyattan Pek Anlamam oldu. 

Kitabın türü evet referans niteliğinde; yazarlar, kitaplar, kitap türleri vb. birçok mevzuya kısa kısa değiniyor kitap ama işin en eğlenceli kısmı her konunun altında sizi küçük bir sınava tabi tutması. Mesela Oscar Wilde'la ilgili bölüm şöyle:


İşte gördüğünüz gibi burada kısa ama özlü ve ilgi çekici bir anlatım mevcut. Siz bunu okuduktan sonra ise hemen altında şöyle mini bir sınav yer alıyor:


Bu soruları cevapladıktan sonra hemen arka sayfadan cevapları kontrol edebiliyorsunuz. İşte bu kısım beni inanılmaz eğlendirdi. Sanki "Kim Milyoner Olmak İster?" yarışmasında yarışmak gibi eğlenceli ve keyifliydi =)

Kitapta birçok tanıdık yazar, kitap vardı ama yeni tanıdığım, adını duymadığım ve çok başarılı olduklarını öğrendiğim yazarlar da çıktı karşıma. Birçok yerin altını çizdim, notlar aldım, bildiklerimi, bilmediklerimi herşeyi yazdım diyebilirim. Bu kitap bana ileride de çok lazım olacak keyif dolu bir referans olacak.

İnanın okuma isteği, şevki hani o bir an önce boş vaktim olsa da kitabımı elime alsam dediğiniz anlar var ya onları kaybetmek çok kötü bir durum... Bunu yaşadığım için üzgünüm ama atlattığım için çok mutluyum ve umarım bir daha tekrarlanmaz ve umarım siz sevgili okumayı seven dostalrımın hiçbirinizin başına gelmez=) 

Tekrar okuma aşkımı kazanmak ve böyle harika bir kitapla, keyifle devam etmek beni çok mutlu etti. Biliyorsunuz ki her kitap herkese göre olmayabilir. Bu kitap sadece önemli, eğlenceli noktalara değiniyor, büyük bir referans kitabı değil. Bu bakımdan eğer almayı düşünürseniz mutlaka bir inceleyin derim ben;)

Yaklaşık 2 sene önce Tüyap Kitap Fuarı'ndan almıştım ben (her kitabın bir zamanı varmış;) ) ve o dönemde indirimli almıştım ama şu an benim elimdeki kitabın üzerinde 15 TL yazıyor, bilginize;)

Beni çok heyecanlandıran, uzun zaman kitapçılarda arayıp zor bulduğum biraz da mesleki bir kitaba başlayacağım şimdi, o nedenle çok heyecanlıyım; yakında öğrenirsiniz;)



Bu arada bu kitaba benzer, bildiğiniz, sevdiğiniz kitap önerileriniz varsa mutlaka yazın;)

Sevgiler,





15.09.2012

Cadı (Ayın Kız Kardeşleri #1) - Yasmine Galenorn


Orijinal ismi: Witchling (Sisters of the MoonBook 1)

Yazar: Yasmine Galenorn

Çeviren: Çiğdem Algün
Yayınevi: Martı
Tür: Fantastik
Seri: Birinci Kitap
Sayfa sayısı: 359

Tanıtım Yazısı: Dünyalar Savaşı yeniden başlıyor...

Karanlık Gölgeler yükseliyor...
Öteki dünyanın gizemli karakterleri bu sefer aramıza karışıyor...


"Cadı, gerçekten muhteşem… Mükemmel bir kadın kahraman, moda tutkusu, ölü adamlar ve Seattle yağmurları!" 
MaryJanice Davidson

Gençlik, fantezi ve gizem edebiyatında ki yükselen ses Galenorn, Sisters of The Moon serisinin ilk kitabıyla eğlenceli bir maceraya adım atıyor.Çok zekice yazılmış fantezi kurgusu ve karakterlerinin yanısıra, vazgeçemediğimiz dedektiflik de kitaba çok eğlenceli bir hava katıyor.

"Hayat dolu, seksi ve büyüleyici."
Romantic Times

"Kesinlikle muhteşem."
Mary Janice Davidson

"İlgi uyandıran, espirili bir kitap. Elimden bırakamadım."
Candace Havens

"Cadı, seksi, fantastik, doğaüstü, gizemli ve romantik bir kitap."
Terese Rain

"Galenorn'un baştan çıkarıcı perisi, olağandışı bir dünyada aksiyonu arttırıyor. Bayıldım!"
Patricia Price

"Cadı, şaşırtıcı ve büyüleyici bir roman… Okuması gerçekten çok keyifli…"
Linda Winstead Jones

Neden Okudum? Ayın Kız Kardeşleri serisini uzun zamandır okumak istiyordum, ancak uzun bir seri oluşu biraz gözümü korkutuyordu ve böylelikle ben bu seriyi almayı hep erteleyip duruyordum. Sevdiğim kitapçıları gezerken birinde bu serinin epey indirimli olduğunu görünce birden dayanamadım ve serinin ilk dört kitabını hemen aldım. Kitapları alır almaz bende inanılmaz bir okuma isteği oluştu ve hemen serinin ilk kitabı Cadı'ya başladım ve tek kelime ile "büyülendim"!

Bu arada önemli bir not daha düşmem lazım; bu seriyi ilk olarak okuma listeme eklemem sevgili blogger Sycorox sayesinde olmuştur. Onun yorumu için buraya tıklayın: http://raflarinarasindan.blogspot.com/2010/07/sisters-of-moon-serisinin-ilk-kitab-cad.html Ayrıca birbirinden güzel çizimler yapıyor, özellikle kitaplarla ilgili çizimlerine bayılıyorum! Ayın Kız Kardeşleri çizimlerine de mutlaka göz atın: http://sycoroxsal.blogspot.com/2011/06/sisters-of-moon-cizimleri.html

Kapak Tasarımı: Ayın Kız Kardeşleri serisinin kapak tasarımları çok güzel. Fantastik kitapların zaten kapak tasarımları çok güzel oluyor; Cadı da oldukça başarılı bir kapağa sahip, özellikle kitabı okuduktan sonra hikayenin baş kahramanıyla olan bu anlatım daha da hoşuma gitti.

Yorumum: Dediğim gbi seri uzun zamandır okumak istediğim bir seriydi, ancak bu kadar sevebileceğimi hiç düşünmemiştim. Kitabı elime ilk aldığım andan itibaren okuma k o kadar keyifliydi ki tek kelime ile bu kitap beni "büyüledi". Öncelikle yazarın anlatım dili çok başarılı. Sade, yalın bir anlatım dili ama bir o kadar da zengin. Okuyucuyu okurken zorlamıyor aksine kitabı elinden bırakamadan okumasına neden oluyor. Bu akıcı dil ve zengin olay örgüsü sayesinde "acaba ne oldu, bir sayfa daha okuyayım" gibi cümleleri çok kurdum.

Kitabı bu kadar beğenmemdeki bir diğer neden ise anlatıcı yani bu kitabın baş karakteri Camille. Camille çok güçlü bir kişiliğe sahip yarı peri kız kardeşlerden biri. Diğer kız kardeşleri de bu kitapta tanıma fırsatı buluyoruz ancak Camille'in kişiliği, duyguları, düşünceleri, tarzı kısacası herşeyiyle sarıp sarmalanıyoruz. Onu okumak, onun hikayesine girmek ve yine onun hikayesiyle Ayın Kız Kardeşleri serisine başlamak gerçekten çok güzeldi.

Hikayede karakterleri tanımak, onların çok yönlü özelliklerini anlamak ve yaşadıkları derin duygulara, karmaşık düşüncelere şahit olmak çok keyifliydi. Seri farklı kardeşlerin ağzından devam ediyor, şu an okuduğum ikinci kitap ise Delilah, yani kedi kızın ağzından anlatılıyor.

Spoiler vermemek için hikayeden bahsetmek istemiyorum bu yazımda ama eğer fantastik seviyorsanız ve tanıtım yazısı da ilginizi çektiyse, bir fırsat verin, okuyun derim.

Puanlama:


11.09.2012

Flush: Bir Biyografi - Virginia Woolf


Orijinal ismi: Flush
Yazar: Virginia Woolf
Çeviren: Fatih Özgüven
Yayınevi: Can Yayınları
Tür: Kurgu / Realist / Biyografi
Sayfa sayısı: 136

Tanıtım Yazısı: "...güçlü kuvvetli, enerji dolu, yaşama sevinci içinde genç Robert Browning bir bomba gibi patlamıştı Elizabeth Barrett´in sessiz hasta odasında. İngiliz edebiyatının en ünlü aşk öyküsüdür onların aşkı. Tiyatro oyunları yazılmış, filmler yapılmış bu konuda..."

Neden Okudum? Geçen sene kış aylarında Can Yayınları bir kampanya yapmıştı; bir kitap alana bir kitap da arkadaşı için bedava veriliyordu; benim için de kuzenim almıştı bir tane. İşta bu kitap bana kuzenimin bir hediyesiydi. Kuzenim Virginia Woolf'u ne kadar çok sevdiğimi ve onun hakkında yaptığım birçok çalışmayı bildiği için bana onun bir kitabını seçmişti; iyi de yapmış çünkü bu kitabı daha önce duymamıştım ve bu benim için çok güzel bir hediye oldu. Yaz aylarında görüştüğümüzde bana kitabı verdi ve ben de kısa bir süre içinde okudum.

Kapak Tasarımı: Can Yayınları'nın kendine has, sade bir tasarımı oluyor kitap kapaklarında ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Kendine özgü tasarımları gerçekten başarılı. Yalnız bu kitap kapağındaki resme ilk baktığımda "karaltının" ne olduğunu anlayamamıştım; daha sonra kitabı okudukça şekli seçebildim ve bir anlam kazandı bu reim bende. İçeriğe uygun bir resim, ancak daha anlaşılır bir seçim olabilirdi.

Yorumum: Bu kitap kesinlikle bir Virginia Woolf klasiği, aynı zamanda oldukça sevimli ve okuması çok zevkli bir roman. Bir tür realizm ile kurgu geçişleri yapılmış; kurgu biyografisi olan Flush, aynı zamanda güzel bir toplum ve dönem eleştirisi. Tabii ki bahsettiğimiz İngiliz toplumu. Kitaba başlarken Louis Griller'in önsözünü okudum ve bu önsöz sayesinde kitap hakkında oldukça bilgi edinmiş oldum. L. Grillet'in önsözünde altını çizdiğim şu satırlar aslında kitabı ve anafikrini + anlatmak istediklerini çok güzel özetler nitelikte:

"... bu köpecik, yapay ve yasakçı bir eğitimin baskısından kurtulmak için çırpınan İngiliz ruhunun bir imgesi değilse, nedir? Kimbilir?"

İşte bu sözlerle sonlandırıyor L. Grillet önsözünü ve kitaba yönelik en önemli vurguyu da yapmış oluyor: İngiliz toplumunun içinde bulunduğu koşullar altında çırpındığı ve kendine daha özgür; Avrupa'nın diğer bölgeleri (kitapta Floransa örnek gösteriliyor) kadar ferah bir düzeye gelme isteği vurgulanıyor. Kitapta biyografi kısmında aynı zamanda Robert Browning ve Elizabeth Barret'ın aşkları, içinde bulundukları toplum ve şartlar altında nasıl doğuyor ve gelişiyor Flush2In gözünden anlatılıyor. Bu arada Flush da bir imge olarak İngiliz toplumuna ciddi bir eleştiri figürüne dönüşüyor.

Virginia Woolf'un bu modernist yazımında Flush, Woolf'un kendi görüşlerinin ve duygularının aktarımında da güzel bir araç oluyor. Toplumdaki sınıf sistemi ve eşitsizlik kavramı en çok vurgulanan öğeler arasında. Ben kitabı okurken birçok yerin altını çizdim ve çizdiğim yerler arasında; soylu-soysuz kavramları, geçmiş ve günümüz modern toplumuna alışma süreci ve korku kavramı, Doğu'ya bakış açısı, doğunun egzotik, çekici yönü, sınıf farklılıklarının İtalya'da son bulması ve bu açıdan İngiltere'nin Avrupa içindeki yeri ve bu açıdan eleştirisi, gibi gözlemlediğim kavramlar Flush vasıtasıyla kimi zaman fiziksel, kimi zaman ruhsal yönlerden bize aktarılıyor.

En sevdiğim dönem olan Modernist dönem ve yazıları bana göre en güzel Virginia Woolf'un elinden çıkıyor. Flush: Bir Biyografi de okuduğum en başarılı dönem örneklerinden biri. Woolf'un gözünden bir sosyal eleştiri yazısı okumak çok keyifli oldu benim için.

Puanlama:





26.02.2012

Canavar - Walter Dean Myers




Orijinal ismi: Monster
Yazar: Walter Dean Myers
Çeviren: Bahadır Argönül
Yayınevi: ON8
Tür: Genç Yetişkin, gizem, suç
Sayfa sayısı: 172

Tanıtım Yazısı: Belki de kendi filmimi yapabilirim. Yazıya dökebilir ve kafamda oynatabilirim. Okulda yaptığımız gibi, sahnelerin taslağını hazırlayabilirim. Yaşamımın öyküsü olur bu film. Hayır, yaşamımın değil, yaşadığım bu deneyimin. Yanıma almama izin verdikleri deftere yazarım. Adını da savcı hanımın bana dediğinden koyarım: CANAVAR!

Bir sinema filmi, filmde bir sahne. Beyaz perdede Siyah bir genç: Elleri kelepçeli, sanık sandalyesinde. Her zaman girip çıktığı bir dükkânda yaşananlar nedeniyle, belirsiz bir tutukluluk sürecinde yargılanıyor. Walter Dean Myers, ödüle boğulmuş bu romanında hukukun en temel ilkesini sorguluyor: Suçu ispatlanana kadar herkes masumdur! Öyle midir gerçekten?
2000’de de sıradışı anlatımıyla dikkat çeken Canavar (Monster) adlı kitabıyla Michael L. Printz Ödülü’nü alan Walter Dean Myers, Afroamerikan yazarlara verilen Coretta Scott King Ödülü’nü beş kez kazandı. Myers, bugün ailesiyle birlikte New Jersey’de yaşıyor.
Kapak Tasarımı: Eğer arka kapaktaki konuyu okuduysanız şöyle bir evirip çevirdiğinizde kapak tasarımının konuya ne kadar uygun olduğunu farkedebilirsiniz. Karanlık, gizemli, sırları kendinde barındıran ama profilinden çözemediğiniz bir genç var kapakta. Kitabı okuduktan sonrada gerçekten ne kadar uyumlu bir tasarım olduğunu düşünüp durdum, çok başarılı. Bu arada ON8'in kitap boyutu seçimi de çok hoşuma gitti, kolaylıkla her yere taşıyabildiğim bir boyutu var kitabın.
Yorumum: Suçu ispatlanana kadar herkes masumdur! Öyle midir gerçekten?
Bu soru kafanızda kitabı okumaya başlıyorsunuz ve etkileyici, gizemli bir hikayenin ortasında kendinizi buluyorsunuz. Steve Harmon'un içinde bulunduğu durum zaten ilgi çekiciyken hikayenin birden bir filme dönüşmesi onu daha da ilgi çekici yapıyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey de ana karakterimizin bu hikayeyi bir film senaryosu gibi bize aktarması oldu. Bu sayede hikaye su gibi aktı, bir çırpıda okuyup bitirebildim. Tiyatro oyunu okumak gibiydi aslında, daha önce senaryo da okumuştum ama bu daha çok önceden okuduğum tiyatro oyunları gibi daha dinamik bir yapıya sahipti, bu dinamizmin sağlanması ve hikaye boyunca kaybolmaması sanırım bu kitabın bu kadar başarılı olmasının ardındaki nedenlerden ilki.
Steve'in yargılanmasını bir oyun gibi okurken bir yandan da mahkeme boyunca karşımıza ciddi sorular çıkıyor; suç - masumiyet ilişkisi, ırkçılık vb konularla ilgili. Yazarın bu soruları ele alışı ve hikaye boyunca daha fazlasının zihnimizde oluşmasını sağlama konusundaki başarısı göz ardı edilemeyecek türden. Benim sonlara doğru zihnimde bu sorular ve konular cevap bulurken aynı zamanda cevapların da kimi zaman sorular olabileceğini farkettim. Bu duyguyu yazarın yaratması çok önemli bence, CANAVAR bu açıdan da farklı bir kitaptı benim için.
Okurken gerçekten çok keyif aldım, son zamanlarda okuduğum en başarılı kitaplardandı CANAVAR. ON8'in twitter'da yaptığı bir yarışma sonucunda kazanmıştım bu kitabı, bir kez daha onlara buradan bu harika kitabı bana gönderdikleri için çok teşekkür ederim.
Puanlama: 



9.12.2011

Ölüm Büyüsü - Agatha Christie


Orijinal ismi: The Pale Horse
Yazar: Agatha Christie
Çeviren: Çiğdem Öztekin
Yayınevi: Altın Kitaplar
Tür: Polisiye
Sayfa sayısı: 304

Tanıtım Yazısı: 1970'li yıllardan beri baskısı olmayan ve en çok aranan Agatha Christie kitaplarının başında yer alan bir polisiye klasiği. 

Yaşlı bir din adamı öldürülmüştür. Katil telaş içinde kurbanın ceplerini araştırır, ama aradığı şeyi Peder Gorman'ın yırtık cüppesinde bulamaz.Peki katilin aradığı nedir? Ve birkaç saat önce ölüm döşeğinde yatan kadın, pedere neler itiraf etmiştir?Kır At adlı halka açık evi yöneten ve kara büyü yaptıkları söylenen üç kadın bu soruların yanıtlarını verebilirlerdi. Belki de çözüm insan tabiatının karanlık yönlerinde yatıyordu...

"Kara büyü ile işlenen cinayetler... Dâhiyane ve çok eğlendirici."Evening Standard



Kapak Tasarımı:  Altın Kitaplar'ın Agatha Christie serisinin ortak noktası kapaklarına sıçramış kan lekeleri=) Benim çok hoşuma gidiyor bu kapaklar.


Yorumum: Ölüm Büyüsü'nü kütüphaneden edindim ve arka kapağını okuduğumda çok ilgi çekici geldi konusu. Büyü ve bilimle içiçe geçmiş gerçekten ilgi çekici bir romandı ve kesinlikle daha önce okuduğum bir Agatha Christie romanına benzemiyordu, özellikle karakterler açısından.


Farklı kişilerin  anlatımlarıyla zenginleştirilmiş, yine zekice yazılmış bir Agatha Christie romanı olan Ölüm Büyüsü'nün hikaye kurgusu, anlatım dili ve karakterler arasındaki etkileşim çok başarılıydı. Baştan sona büyük bir heyecan içinde ne nasıl olacak, bu gizemli olayların arkasında kim ya da kimler var merakla okudum bu açıdan da akıcı bir dilin nasıl yazılabileceğine en güzel örneklerden biri bence Agatha Christie romanları. Ayrıca yaratılan atmosferleri de çok seviyorum Christie romanlarında, gizemli, karanlık ve büyüleyici atmosferler.


Bu kitabın sonunda olayların özümlenmesi şok edici ve başarılıydı, doğrusu ağzım açık bakakaldım kitaba=) Yalnız bir tek olay kafama takıldı ve buna cevap bulamadım, şimdi onu yazmak istiyorum ama eğer kitabı okumadıysanız bu kırmızıyla yazacağım paragrafı okumayın;


Aklıma takılan şey kitabın başında ortaya çıkan isim listesi. Corrigan isminin sonradan Ginger olduğunu anlıyoruz ancak Ginger ve Mark bu olayı çözümlemeye karar verdiklerinde Ginger'ın da hastalanması gerçekleşiyor bu karar verme olayı sonradan gerçekleştiğine göre nasıl olurda ölen kadının listesinde Corrigan ismi vardı? Geleceği görüyor olamazlar ki? Burası bana göre biraz havada kaldı ama eğer kaçırdığım bir nokta varsa lütfen yazın=) 


Kısacası çok sevdim bu Agatha Christie romanını, okumaktan gerçekten çok keyif aldım, kesinlikle tavsiye ederim.


Puanlama:





30.03.2011

Paranormal - Kiersten White

Orijinal ismi: Paranormalcy
Yazar: Kiersten White
Çeviren: Barış Emre Alkım
Yayınevi: DEX
Tür: Fantastik, Genç Edebiyat
Sayfa sayısı: 285
 
Tanıtım Yazısı: Evie her zaman normal, sıradan bir genç kız olduğunu düşünmüştür. Gerçi Uluslararası Paranormal Tecrit Ajansı için doğaüstü yaratık avlıyor, en yakın arkadaşı bir denizkızı, erkek arkadaşı doğaüstü bir yaratık, şimdi bir biçim değiştirene aşık olmak üzere ve yeryüzünde paranormal yaratıkların o büyüleyici dış görünüşlerinin arkasında yatan bütün çirkinlikleri görme yeteneğine sahip nadir insanlardan biri ama... Olsun, o normal bir genç kız olduğunu düşünüyor.

Ancak Evie şimdi tüm paranormal yaratıkların yok oluşunu haber veren korkutucu bir kehanetin tam ortasında yer alıyor. 

 
Kapak Tasarımı: Öncelikle DEX Yayınevi'ne orjinal kapağa sadık kaldıkları için teşekkür ediyorum. Kitap kapağını daha ilk gördüğümde çok sevmiştim, kitabı okuyunca da çok uyumlu ve anlamlı buldum. Gerçekten dört dörtlük bir kapak tasarımına sahip Paranormal.


Yorumum: Paranormal sabırsızlıkla beklediğim bir kitaptı ve yeni kurulan ve kesinlikle gelecek vadettiğini düşündüğüm DEX Yayınevi'nden bu kitabın çıkacağını öğrendiğimde çok sevinmiştim, sonrasında eğer blogumu takip ediyorsanız Kitap Günlüğü'nde nasıl kitap çıkar çıkmaz aldığımdan bahsetmiştim. Ancak okumam biraz zaman aldı, çünkü okuyacağım kitapları sıraya koyuyorum ve sabırsızlıkla bu kitaba ulaşmayı bekledim :P Sonunda okudum ve ne kadar mutlu olduğumu, umduğumdan çok daha iyisini bulduğumu ifade etmekte cidden zorlanıyorum.


Kiersten White yalın bir dille hedef kitleye ulaşıyor. Paranormal Genç Edebiyat (Young Adult) dediğimiz türde bir kitap. Bir ara Genç Edebiyat'ın günümüzdeki öneminden ve popülerliğinden bahsetmek istiyorum bir yazımda zira bu alanda gerçekten çok başarılı işler ortaya çıkıyor son zamanlarda ve inanılmaz bir yükseliş yaşıyor bu janr. Dediğim gibi hedef kitle gençler olsa da bu türü okumayı seven kişiler için aslında bir yaş sınırlaması koymak mümkün değil. Nitekim yazım tekniği açısından Genç Edebiyat'ta zaten gençler ve yetişkinler için hedef alınmış. Paranormal da bu janrın en iyi örneklerinden bir tanesi. Yazım tekniği, yalın dili, kendini çok çabuk sevdirmeyi başaran ve kendinizi onların yerine koymaktan geri alamadığınız muhteşem karakterleri ve akıcı hikayesiyle kesinlikle başdöndürücü bir roman. Üstelik de bir serinin ilk kitabı bu, ee daha ne istenir ki?


Fantastik kurgunun popülerliği her gün yeni bir kurt adam, vampir.. vs. hikayesinin ortaya çıkmasına neden oluyor ancak içlerinden başarıyla sıyrılanlar kalıcı bir yer ediniyor. Paranormal da daha şimdiden bu yeri edinmiş durumda ki hakediyor da zaten. 


Ben kitabı okurken önceden de söylediğim gibi çok keyif aldım; Evie sempatik bir karakter, onun yerine kendinizi koymak hiç de zor olmuyor. Diğer karakterler de en az onun kadar sevilesi, onların başlarına gelenlerden kolaylıkla etkilenebiliyorsunuz. Çok akıcı ve sürükleyici bir roman olduğu için kısa sürede bitirmek de mümkün Paranormal'i. 


Bu arada serinin ikinci kitabının kapak tasarımı da geçtiğimiz günlerde yayımlandı ve ben açıkçası yine gönlümü kaptırdım! 








Umarım DEX Yayınevi ikinci kitabı da orjinal kapağı ile bizlere sunar ve onlara bir kez daha bu harika kitabı bizlerle paylaştıkları için teşekkür ediyorum!

Puanlama: 

 



23.03.2011

Kitapkurdu Sevgilim - Jane Green

Orijinal ismi: Bookends
Yazar: Jane Green
Çeviren: Berna Kılınçer
Yayınevi: Kelebek
Tür: Romantik, Komedi, Bestseller
Sayfa sayısı: 314

Tanıtım Yazısı:Zıt karakterlerine rağmen Cath ve Si iyi arkadaştı. Biri dağınık ve içekapanık diğeri titiz ve kaprisliydi. Biri erkek biri kadındı ve ikisi de hayatlarının erkeğini arıyordu. Onların çok yakın iki iyi arkadaşı vardı. Josh ve Lucy. Evli olan bu çiftin insanı dehşete düşüren, korkunç bir çocuğu ve bu çocuğun da tüyler ürpertici İsveçli bir dadısı vardı.
Tabii bir de romanın olmazsa olmaz Portia'sı vardı elbette
-güzel Portia, geçmişte bir gece hepsinin kalbini kırmış ve onlardan uzaklaşmıştı.
Yıllar sonra bir gün ortaya çıktığında da bu dört arkadaşın hayatını tamamen değiştirerek altüst eden olaylara neden olmuştu.

Arkadaşların, kitapların, kitapkurtlarının, dadıların mutlulukları ve aşkları üzerine kurulu duygulu ve komik bir kitap.


Kapak Tasarımı: Fotografik kapaklara nazaran grafik tasarımlarını, illüstrasyonları daha çok seviyorum, bu kapak da öyle bir kitap ancak yeteri kadar ilgi çekici değil. Çok daha iyi bir illüstrasyon isimle daha uyumlu ve daha göz alıcı olabilirdi.


Yorumum: Öncelikle şunu söylemeliyim, kitabı okumaya karar vermemdeki en büyük etmen tabii ki kitabın ismiydi; kendimi de bir kitapkurdu olarak gördüğüm için bunu kaçırmamalıyım, mutlaka okumalıyım dedim kütüphane raflarında bu kitabı görünce. Daha sonra arka kapak yazısına bakınca sizin de gördüğünüz gibi arkadaşlık, dotluk ve ilişkiler üzerine kurulu bir romanla karşılaşacağımı anlamış oldum. Kitabı bana göre uzun bir sürede bitirdim çünkü okumakta zorlandım, beklediğimi bulamadım ama bu benim için şaşırtıcı değildi çünkü daha önce de Jane Green'in bir romanına başlamıştım ve karmaşık anlatımı yüzünden birkaç sayfa okuduktan sonra devam etmemeye karar vermiştim. Karmaşık anlatım sanırım ilk aklıma gelen tanım oldu ancak bundan daha uygun da bir tanım gelmiyor aklıma, evt anlayacağınız üzere bu kitap da öyleydi. Biraz açıklamak gerekirse; hikaye ana karakter Cath üzerinden ilerliyor, onun diliyle anlatılıyor ancak ben daha en başta çok fazla karakterin ve anının bir kerede resmedilmesinden pek hoşlanmadım. Kim kimdir, ne nedir anlamakta biraz zorlandım. Örneğin Si eşcinsel ancak ben bunu arka kapak yazısında okumasaydım, hikayenin başındaki karmaşık anlatım yüzünden anlamakta çok büyük güçlük çekecektim. Bütün bunları oturtturduktan, karakterlere ve hikayeye alıştıktan sonra da açıkçası kitap kolay gidiyor diyemem; olaylar Cath'in dilinden "fazla" detaylı anlatılıyor ve işin içine kendi duygu ve düşünceleri de girince iş içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Hikayenin en ilgi çekici yanı "Kitapkurdu"ydu benim için. Ben ve benim gibi bir gün içinde küçük bir cafesi de olan sıcak ve samimi bir kitap dükkanı açma fikrinde olanlar Cath'e kendini yakın hisseder. Bu hayalinin gerçekleşme aşamaları ilgi çekiciydi ancak o kadar.

Belki biraz fazla eleştirdim ama kesinlikle kolay okunabilen bir roman değil, ama yine de bitiremeyeceğim, yarıda bırakacağım türden de bir roman değildi. Bir açıdan beni bu tür romanlardan bir süre uzak tutacak kadar sıktı aslında. Kitapkurdu Sevgilim benden pek geçer bir not almadı dolayısıyla.

Puanlama:


16.03.2011

Kiralık Nişanlı - Amanda Quick

Orijinal ismi: The Paid Companion
Yazar: Amanda Quick
Çeviren: Demet Alınyeleklioğlu
Yayınevi: Artemis
Tür: Romantik, Macera, Çik-Lit
Sayfa sayısı: 388

Tanıtım Yazısı: Cinsel tansiyonu yüksek, son derece gösterişli, nefis bir dönem aşkı ve şaşırtıcı gelişmelere gebe bir cinayet!

St. Merryn Kontu'nun acilen bir kadına ihtiyacı var. Beklentilerini ise son derece pratik ihtiyaçlar üzerinden belirliyor. Kibar sosyete ortamında kendisine eşlik edebilecek görgüde, güzellikte, şıklıkta ve duyarlılıkta bir kadın arayışında. O işleriyle ilgilenirken geçici bir nişanlının kendisini koca avcılarından koruyacağını düşünüyor. En basit çözümün ücretli bir refakatçi, 'kiralık bir nişanlı' olduğuna karar veriyor. Fakat öyle bir adayla karşılaşıyor ki, hayatının taşları yerinden oynayıveriyor. Ve ortaya büyük ve karanlık sırlar eşliğinde çözülmesi gereken bir cinayet çıkıyor.

"Amanda Quick, romantizm söz konusu olduğunda ilk akla gelen yazarlardan biri. Kahraman olarak seçtiği kadınlar tanışmak isteyeceğiniz kadar cazibeli ve erkekler ise aşık olmak isteyeceğiniz kadar cazip."
-USA Today

"Bir Amanda Quick romanına öğleden sonra başlayacak olursanız büyük ihtimalle geceyi de onunla geçireceksiniz demektir."
-The DenverPost

"Yürekli bir kadın kahraman, karanlık tarzıyla boy gösteren bir erkek kahraman, ses getiren diyaloglar, nükteli hazır cevaplar, bir dolu espri... Romantik üslubun en güzel ve en parlak sesleri."
-Booklist

Hem çok komik, hem çok duygusal."
-Library Journal


Kapak Tasarımı: Artemis'ten çıkan Amanda Quick kitaplarının kendilerine özgü tasarımları var, hepsi benzerlik gösteriyor sadece çiçeklerin renkleri değişik, bence gayet sade ve hoş.


Yorumum: Romantik üslubun bu kadar iyi bir şekilde yaratılması her romana nasip olmaz. Espirili, güçlü karakterlerle donatılmış, içinde harika sahnelerin bulunduğu çok keyifli bir romans. Okurken bir saniye bile sıkılmadım, her saniyesi çok keyifliydi. Son zamanlarda okuduğum en keyifli roman buydu gerçekten de.

Hikaye geçmişte geçiyor olmasına rağmen kendinizi uzak hissetmiyorsunuz o döneme. Olaylar hem sizi güldürüyor, hem heyecanlandırıyor ama asla sıkmıyor. Hikayeye romantik olmasına rağmen aynı zamanda içinde çok önemli bir gizemi de içeriyor ki işin macera tarafı da bu zaten. Bazen okurken benzer bir hikayede işte şimdi şöyle olurdu dediğim anlarda bambaşka şeylerle karşılaştım ki beni en mutlu eden de buydu zaten.

Ana karakterler Arthur ve Elena'yı da sevmemek mümkün değil, Amanda Quick'in bu kadar güçlü, espirili karakterler yaratma konusundaki yeteneği beni çok etkiledi. Yalnızca ana karakterler değil elbette, diğer yan karakterler de muhteşemdi.

Bütün bu nedenlerden ötürü eğer romans okumayı işin içine biraz da gizem ve macera katmayı sevenlerdenseniz bu kitabı okumalısınız derim. Ben Amanda Quick'in yeni bir kitabını aldım kütüphaneden ve o da benzer temalarda, geçmişte geçiyor. Eminim yazarın bu romanından da keyif alacağım.


Puanlama:

 

26.02.2011

Haberler; Benden ve Kitap Dünyasından ;)

Bugün kütüphanedeydim. Bu hafta iş hayatım o kadar yoğun geçti ki, bugün öğleden sonra boş olmak çok iyi geldi doğrusu; kütüphaneye gittim, kitaplarımı değiştirdim, bütün kitapçıları gezdim, raflara göz gezdirdim, yeni raflar=), kitaplar keşfettim. Açıkçası çok keyifliydi, bütün öğleden sonram böyle geçti ve çok mutlu oldum doğrusu.



Bu hafta Cuma günü okumayı düşündüklerimden bahsedemedim ama kitap dünyasından beni sevindiren birkaç haberden bahsedeyim. Eğer beni facebook sayfamdan takip ediyorsanız, oradan avazım çıktığı kadar bağırdığımı görmüşsünüzdür;P Bu hafta Beth Revis'in Evrenin Ötesi isimli kitabı çıktı. Yurtdışında epey popüler olan bu kitabın konusu kısaca şöyle; Amy’nin genetik uzmanı annesi ve savaş analizi uzmanı babası yeni bir gezegende insanlığın ilk tohumlarını atmak ve yaşam şartlarını uygun hale getirebilmek üzere Finansal Kaynak Borsası tarafından işe alınır. Yeni gezegene varmak 300 yıl süreceği ve Amy sadece on yedi yaşında olduğu için özel bir izin ile o da bu yolculukta ailesine katılır.
Kendilerinin de aralarında bulunduğu 100 kişilik bilim insanı ve savaş uzmanı dondurularak geminin kargo bölümüne 300 yıl sonra yeni gezegene iniş yapıldığında uyandırılmak üzere yerleştirilir. Ama yüzlerce yıl sürecek olan bu yolculuk için evet demeden önce Amy’nin 50 yıl erken uyandırılacağından haberi yok... Üstelik kendi kurallarıyla yaşayan cesur yeni bir dünyaya gözlerini açmayı hiç ummamıştır.Kitabın kapağı da çok hoş ve Olimpos Yayınları uzay gemisinin bir haritasını da bizlere hediye ediyor romanla birlikte, bu çok güzel.



Bu hafta yakında çıkacağını öğrendiğim kitaplar ise I am Number Four-Pittacus Lore ve Red Riding Hood-Sarah Blakley Cartwright; her ikisinin de filmlerine az bir zaman kala Artemis Yayınları'ndan çıkacağı duyuruldu. Bu çok mutluluk verici bir haber, ben havalara uçtum resmen duyunca=D


Kısaca haberler böyle. Yayınevleri iyi çalışıyor, bizlere yepyeni kitapları getiriyor. Ben son zamanlarda özellikle yurtdışında takip ettiğim yeni kitapların Türkçe'ye çevrilmesinden çok büyük mutluluk duyuyorum. Hele bir de bu kitapları ciltli bulabilirsem daha bir mutlu oluyorum=)) Keşke her kitap ciltli basılabilse, daha dayanıklı, daha bir hoş oluyor öyle.


Bu arada şu sıralar yazımın başında da dediğim gibi iş hayatındaki yoğunluktan ötürü ne bloguma yetişebiliyorum ne de istediğim kadar kitap okuyabiliyorum. Bu beni çok üzüyor ama bir hafta daha geçsin o zaman biraz rahatlayacağım ve kendime en azından blogum için bir yazı planı hazırlayacağım, bu şart;) Okumaya da daha fazla vakit ayırmalıyım, aksi takdirde çok mutsuz oluyorum, eminim orada bir yerlerde beni anlayan birileri vardır;)


Bugünlük bu kadar, ama yarın Kitap Günlüğü vlog(video blog)umla karşınızdayım;)


Keyifli okumalar,



20.02.2011

MISS POTTER-Bir Aşk Masalı






Orijinal ismi: Miss Potter
Yazar: Richard Maltby, Jr
Çeviren:Volkan Yalçıntoklu
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Tür: Romantik, Genç Edebiyat,
Sayfa sayısı:246

Tanıtım Yazısı:  Miss Potter, kitabın hayatımı değiştirdi. Sen... Benim İçin... Çok Önemli Biri Oldun.'

Miss Potter'ın günlük hayatın monotonluğundan ve sınırlayıcılığından tek kaçış yolu olağanüstü hayal gücü ve çizim yeteneğiydi. Çocuklar için yazdığı kitapların yayınlanmasıyla; hayatında ilk defa başarı, bağımsızlık ve onun için en umulmadık şey olan aşkla tanışarak yepyeni bir dünyaya adım attı.
Richard Maltby, Jr Miss Potter'ı önce, başrolünde Renée Zellweger ve Ewan McGregor'un oynadığı bir filmin senaryosu olarak yazdı. Yazar, Beatrix Potter'ın aşk, yaratıcılık ve başarıyla şekillenen yaşamöyküsünü en iyi şekilde romana aktarmak için, senaryonun akışını tarihsel gerçeklikler ve yaratıcı yorumlarla zenginleştirdi. 


Kapak Tasarımı: Çok hoş ve kesinlikle kütüphanede bu kitabı seçmemde büyük bir öneme sahip. Renée Zellweger'ın güzel yüzü kitap kapağını süslüyor ve onu görür görmez kitabın filmi olduğunu da anladım ve daha bir dikkatimi çekti.


Yorumum: Dediğim gibi Renée Zellweger'ın yüzünü görünce kapakta kitap dikkatimi çekti ve elime alıp konusunu da okuyunca ben bu kitabı kesinlikle okumalıyım dedim. Beatrix Potter'ı bir yazar olarak tanımıyordum ama bu kitabı okuyunca yazdığı ve aynı zamanda resmettiği çocuk kitaplarını okuma isteği uyandı içimde. İnternette şöyle bir araştırınca kitaplarının kapaklarını, o yumuşak çizgilerle resmettiği meşhur Tavşan Peter'ı gördüm ve gerçekten ne kadar başarılı dedim.

Mıss Potter'ın hayatına dair ince ayrıntıları, onun duygularını ve yaşamının sırlarını okuduğumuz bu roman gerçekten çok etkileyici. Ben filmini de edindim ama filmi izlemeden yorum yapmak istedim çünkü sıcağı sıcağına, kafamda şekillenen dünya ile yazmak daha keyifli.

Miss Potter yalnız ama mutlu uzun yıllar geçirmiş ta ki bir adama (isim vermiyorum) aşık olana kadar da bu yanlızlığı onu hiç üzmemiş. Bu evrede yaşadıkları okuyup şahit olmanızı dileyeceğim "bir aşk masalı" gerçekten de. Ben okurken çok etkilendim, kitabı elimden bırakmak istemedim. Richard Maltby,Jr'ın kalemi çok hafif, insanı sıkmadan, eğlenceli bir dille anlatıyor Beatrix Potter'ın yaşamındaki gizemleri.


Eğer siz de bir yazarın gizemli, eğlenceli ve "bir aşk masalı" ile süslü dünyasına adım atmak isterseniz, mutlaka Miss Potter'ı okuyun derim. Benim içinse sırada filmi var =)


Puanlama: 





16.01.2011

Çok Özel

Orijinal ismi: Private
Yazar: Kate Brian
Çeviren: Aslı Tümerkan
Yayınevi: epsilon-Kavak Yelleri
Tür: Gençlik
Seri: İlk Kitap
Kapak tasarımı: Berna Özbek Keleş
Sayfa sayısı:213

Arka kapak yazısı:  Kate Brian'ın gelenek, onur, mükemmellik ve karanlık sırlarla örülmüş bu romanını beğeneceksiniz…

Özel Easton Akademisi annesi ile sorunlar yaşayan ve hayatını sıkıcı bulan bir genç kız olan Reed Brennan için altın bir fırsattır. Oldukça heyecanlı ve utangaç olan Reed, Easton Akademisi'ne başladığı ilk günden itibaren akademiye kabul edilmiş özel bir öğrenci olmasına rağmen, Easton'ın onu kabul etmediğini fark eder.

Derslerde oldukça zorlanan Reed, seçilmiş bir sınıftanmış gibi duran Billings kızlarıyla tanışır. Bütün güç okulun en güzel, en zeki ve en çok kendine güvenen kızlarındadır.

Reed bütün yönlerini Billings kızlarına yaklaşmak için kullanır. Ama kısa bir süre sonra bu üstün tavırlı kızların da sıradan insanlar gibi sorunlarının ve sırlarının olduğunu fark eder. Üstelik sırlarını gizli tutmak için her şeyi yapabilecek durumdadırlar.

Çok özel ilişkiler de işte burada başlar!


Kapak Tasarımı: Kitabın içeriğiyle uyumlu bir kapak tasarımına sahip roman. Özellikle fısıldaşan kızları görmek hikayeyle bağdaştırdığımızda yüzünü gülümsetiyor insanın.


Yorumum: Sürükleyici; kesinlikle süükleyici! Elinize alıp bi oturuşta okuyup bitirmemeniz imkansız. Reed Brennan'ın yeni başladığı liseye alışma sürecine siz de dahil oluyor, onunla birlikte karakterleri ve ortamı tanımaya başlıyorsunuz. Easton Akademisi gerçekten de hareketli bir ortam, oraya kabul edilmek Reed Brennan'nın hayatını değiştirmesi için çok önemli bir karar ancak işler oraya kabul edilmekle bitmiyor, oraya gerçekten kabul edilmek için daha fazlasını yapması sosyalleşmesi lazım. Bunun için de kendine Billings Kızları'nı seçiyor ki işler de ondan sonra karışıyor.


Ben kitabı okurken çoğu zaman Reed Brennan'a kızdım, verdiği kararların birçoğunu yanlış buldum hatta aptalca davrandığını bile düşündüm. Özellikle Billings Kızları'ndan biri olma çabası, ailesi ile ilgili verdiği bir karar ve Thomas konusu çoğu zaman benim çileden çıkmama sebep oldu. Kızdığım tek karakter de o değildi diğerleri de sinir bozucuydu ama heyecanla neler olup bittiğini okumak çok keyifliydi.


Romanın sonunda ucu açık merak konusu olabilecek bir çok şey var ve şu an serinin diğer kitaplarının da elimde olmasını çok isterdim doğrusu. Bir ara ele geçirip hepsini okumak lazım;)



Puanlama:  






10.01.2011

Sevimli Küçük Yalancılar

Orijinal ismi: Pretty Little Liars
Yazar: Sara Shepard
Çeviren: Olcay Gürkan Koçak
Yayınevi: İlyada Gençlik
Tür: Romantik - Komedi - Gençlik
Seri: İlk Kitap
Kapak tasarımı: Yunus Karaaslan

Sayfa sayısı: 334




Arka kapak yazısı:  
(Sırları Olan, Gizemli, Güzel Bir Kıza Asla Güvenme...)

Herkesin bir sırrı vardır.

Büyük çerçeveli Gucci güneş gözlükleri, ütülü Poloları ile Rosewood da yaşayan her seçkin insanın bir sırrı vardı. Özellikle lise öğrencisi Spencer, Aria, Emily ve Hanna’nın. Onların en korkunç sırları, skandal yaratabilecek ve o küçük mükemmel hayatlarını mahvedebilecek bir sırdı. Ve şimdi “A” adında biri onların bu sırrını açığa çıkarmakla tehdit ediyordu…

“A” nın ise hepsini diri diri gömmeye yetecek kadar toprağı vardı. Ve onların büyük, küçük hatta çok uzun süredir gizli olan sırları bile artık gizliliğini koruyabilecek gibi görünmüyordu. Olaylar, kızlar kendi aralarından birinin sevimli küçük bir katil olabileceğini düşünmeye başladığından beri daha da kötüye dönecekti… 


Kapak Tasarımı: "Kızlar" ve "sırları" hakkında bir kitap için yüzü gözükmeyen havalı bir kızın fotoğrafı yerinde olmuş ancak benin şu yanda görmüş olduğunuz kapak tasarımı daha çok hoşuma gitti; daha anlamlı=)

Yorumum: Orjinal ismiyle "Pretty Little Liars" serisi şu son zamanlarda epey bir sükse yapmış durumda çünkü serinin oldukça iyi bir izleyici kitlesine sahip bir dizisi çekiliyor şu an Amerika'da. Zaten benim de bu seriyle tanışmam dizi sayesinde oldu. Dizi ilk sezonun yarısında mola vermişti ama geçen hafta Pazartesi günü sezon ikinci yarısıyla tekrar geri döndü. Ben kitapları tabii ki diziyi izledikten sonra okumaya başladım.


İlk kitap en iyi arkadaşları (Alison) kaybolduktan 3 sene sonra artık birbirleriyle bile konuşmayan eski "en iyi arkadaşlar" Aria, Spencer, Emily ve Hanna'nın gözünden şimdilerde ne yaptıkları, hayatlarının ne şekilde değiştiği ya da ilerlediği yönünde anlatımlarını okuyoruz. Ancak herkesin bir sırrı vardır ve bu sırların mezara gitmediğini öğrenmeleri çok geç olmuyor.

Olay örgüsü ve hikaye anlatımı karakterlerin teker teker hayatlarına girerek ve olayları onların gözünden irdeleyerek ilerliyor. Hikaye oldukça sürükleyici ve çekici, kitabı bir an bile elinizden bırakmak istemiyorsunuz.

Doğrusu diziyi izlemeden kitabı okusaydım çok daha heyecanlanabilirdim ama bazı şeyleri önceden bilmek pek iyi olmuyor=) Yine de ben sizlere hem kitapları okumanızı hem de bu muhteşem diziyi kaçırmamanızı tavsiye ederim.

Puanlama: 
 
 

30.12.2010

İlk Görüşte Aşk

Orijinal ismi: Boy Meets Girl
Yazar: Meg Cabot
Çeviren: Süeda Çavuşoğlu
Yayınevi: epsilon
Tür: Romantik Komedi
Sayfa sayısı:408

Arka Kapak Yazısı:  New York'un en büyük gazetelerinden birinde İnsan Kaynakları servisinin sevilen personeli Kate, kendi halinde, iyi niyetli ve güzel bir genç kızdır. Üniversiteden yeni mezun olan Kate, idealist bir tavırla olaylara yaklaşarak her zaman hayattaki en önemli şeyin insanlara yardım etmek olduğunu düşünür. Ancak hayat, üniversite sıralarındaki kadar masum değildir. Dışarıda hırs, kötü niyet, rekabet ve yıpranmak da hayata dâhildir.

Amy ise Kate'in bu saflığından yararlanmak isteyen fırsatçı bir kadın olarak ailesini bile Kate ile kıyaslamaya başlar. Evlenmek istediği kişiyi de kandırmakta usta olan Amy'nin hayata karşı yaşadığı bu hoşnutsuzluğunu ortaya çıkarmaya çalışan Kate, içinden çıkamayacağı bir oyunun içinde bulur kendisini...

Kapak Tasarımı: Orjinal yurtdışı yayınının kitap kapağına göre epsilon çok daha harika bir kitap kapağı seçmiş. Zaten bu kitabı ilk gördüğümde kapağından etkilenmiş ve evet bu benim seveceğim türde bir kitap diye de düşünmüştüm, açıkçası epsilon yanıltmadı beni.

Yorumum: İlk Görüşte Aşk Meg Cabot'ın "Boy" serisinin bir parçası ancak ben daha önce başka bir kitabını okumamıştım, duyduğuma göre bundan bir önceki kitabı "The Boy Next Door" epey meşhurmuş. Doğrusu bu kitabı okuduktan sonra diğer kitaplarını da kesinlikle edinmem gerektiğini düşündüm. Bu kitaba gelecek olursak, arka kapak yazısından da okuduğunuz üzere kitap Kate Mackenzi'in hikayesini anlatıyor bizlere ancak bunu çok farklı bir yapıda ve dilde yapıyor. Kitap tamamen e-posta yazışmaları, online yazışmalar, mektuplar, günlükler, notlar..vb. yollarla ilerliyor. Öyleki kitaptaki bazı notlar yemek tarifleri de içeriyor; dillere destan ahçı Ida'nın yemek tariflerini cidden denemeyi düşünüyorum=)

Ben kitabı elime aldığım andan itibaren bırakmakta çok zorlandım açıkçası, çok keyifli ve eğlenceli bir romantik komedi bu. Kitap farklı bir yapıda ilerlemesine rağmen karakterlere alışmak ve konuya kendinizi kaptırmak hiç de zor olmuyor. Bu türü sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Puanım: