Mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.05.2012

Siz Adamı Ölmekten Güldürürsünüz - Mine Sota


Siz Adamı Ölmekten Güldürürsünüz
Yazar: Mine Sota
Yayınevi: Carpe Diem
Tür: Gençlik, mizah
Sayfa sayısı: 168

Tanıtım Yazısı: Bu kitap, asla dublör kullanamadığımız, kısa ya da uzun metrajlı hayat filmimizde geçen acıklı ve sinirli sahnelerin içine sinmiş gülünç yanları “Gel bakim sen buraya” diye ensesinden yakalayıp önümüze koyan yüz seksen sayfalık bir eldir. Tam düğün dernek kurulmuş, limonatalar masalara konulmuş ve damat Kartal Tibet, gelin Filiz Akın’a gülümserken, birinin anîden salona girip “Durun! Siz evlenemezsiniz! Siz kardeşsiniz!” demesi gibi beklenmeyen oyunbozanlıkları ve o esnada Suzan Avcı’nın ayağa kalkıp “Durmayın! Siz evlenebilirsiniz, caizdir. Siz kardeş değilsiniz. Kızımın babası şu klarnetçidir.” demesi gibi yine her şeyin birdenbire yoluna girmesi ihtimallerini bünyesinde barındıran hayatın fazlası var eksiği yok bir doğallık ve canlılıkla anlatıldığı bu kitabın okuyanlara, “Ammmaaann! Madem gülmekten ölemiyoruz, o zaman biz de ölmekten güleriz.” dedirtebilecek mistik bir güce sahip olduğu da kafadan atılmaktadır…

Kapak Tasarımı: Carpe Diem kitaplarının hepsinin kitap + kapak tasarımlarına bayılıyorum. Gençlik kitaplarını okumayı sevme nedenlerimden biri de böyle renkli, capcanlı tasarımları kitap kapaklarında görebilmemiz. Ben tasarıma, sanata çok önem veriyorum ve bu yüzden her okuduğum kitabın kapak tasarımı hakkında yorum yapmayı seviyorum, çünkü beni bir kitaba çeken en önemli etmenlerden biri de kitap + kapak tasarımlarıdır. Carpe Diem hitap ettiği kitleyi çok iyi tanıyor ve tasarım konusuna çok önem veriyor, o yüzden kitaplarının hepsi çok başarılı kapaklara, tasarımlara sahip. Bu sene Tüyap Bursa Kitap Fuarı'nda Carpe Diem'in standına bayılmıştım, fotoğrafını çekmiştim sizinle onu da paylaşayım=)


Yorumum: Siz Adamı Ölmekten Güldürürsünüz hayatın garip ama gerçek kimi zamanda hüzünlü ama gülünç yönlerini mizahi bir dille bizlere sunuyor. Kitabı elime ilk aldığımda beni nelerin beklediğinden habersizdim, sonra kendimi öyle bir kaptırmışım ki bir baktım kitabın yarısına gelmişim. Mine Sota'nın dili yalın ve sürükleyici, akıcı bir dil. Okurken hem yazarın kullandığı dilin sadeliğiyle hikayeye kendinizi kaptırıyorsunuz hem de anlattıklarının ilgi çekiciliği sizi sürükleyip götürüyor.

Bu kitabı okurken hep şunu düşündüm, bu tam anlamıyla bizim jenerasyon için yazılmış bir kitap. İçinde o kadar eğlenceli göndermeler var ki "gerçekten bu böyle" demekten kendinizi alamıyorsunuz ve kitapla tanıdık ayrıntılar sayesinde güçlü bir bağ kuruyorsunuz. Özellikle bu nedenle ben okurken çok keyif aldım ve kısa bir süre içinde de bitirdim bu kitabı.

Daha önce Carpe Diem kitapları hep ilgimi çekiyordu, biliyorsunuz özellikle gençlik kitaplarını çok seviyorum ve bu kitapla ne kadar güzel olduklarını anlamış oldum. Kitabın arkasında mini bir katalog da var, kitapların hepsi birbirinden güzel gözüküyorlar, en çok ilgimi çekenler ise Bilginç Kitaplar, Ruha Dokunanlar ve Kolay Kısa Keyifli Kitaplar. Hepsi bir solukta okunası güzellikteler=)

Puanlama:




23.11.2010

Domuzları Tekmeleyen Çocuk

Orijinal ismi: The Boy Who Kicked Pigs
Yazar: Tom Baker
Çeviren:Oya Yalçın
Yayınevi: Altı Kırkbeş Yayın
Kapak tasarımı: Erol Egemen
İllüstratör: David Roberts  
Tür: Fantastik / Korku / Mizah
Sayfa sayısı: 112 

Arka kapak yazısı:  Cumartesi, 13 Haziran. Ve Robert Caligari bugün ölecek. Harikulade bir gün. Saat sabah 6:45. Hayatta olduğunuza sevindiğiniz günlerden biri. Ve bugün Robert Caligari'nin öleceği gün.

13 yaşında ve Dörtbinyediyüzkırkbeş günü aynı küçük kasabada geçirdi ve bugün, 13 Haziran'da ölecek. Bunu bilmiyor; henüz yani.

Tom Baker'dan, yıkıcı, korku-fantezi eğlenceli bir kült kitap!

Kapak Tasarımı: Şeytani bir şekilde gazete okuyan Robert Caligari'nin resmedilişi ve kullanılan renkler ( cehennem kırmızısına yakın bir pembe ve siyah) çok başarılı. Gölgeli keskin hatlara sahip çizim gerçekten muhteşem.

Yorumum: Bir önceki kitap yorumumda; "...genellikle yayınevleri ile çıkardıkları kitaplar arasında bir bağlantı görüyorum ben ve kimi zaman yayınevi bana güven veriyor, o kitabı elime aldığım anda onun benim olacağını hissediyorum. "Altı Kırkbeş Yayın" ismini görmek de bana aynı güveni veriyor, çıkardıkları kitapların hepsini okuma isteği uyandırıyor içimde." demiştim. İşte bu nedenle yayınevinden okuduğum ilk kitap olan Domuzları Tekmeleyen Çocuk'tan da bahsetmek istedim.

Kapak arkasındaki yazıyı okuduysanız daha şimdiden "domuzları tekmeleyen çocuğun" kim olduğunu ve kitapta bugün öleceğini biliyorsunuz demektir. Ama kafamızda oluşan sorular; "bu çocuk neden ölecek? Bu çocuğun ne gibi bir problemi var ki domuzları tekmeliyor?" cevaplarını almayı beklerken kitabı okumaya başlayıp da yaratılan çılgın atmosferin içine girdiğinizde tam olarak niçinlerin yanıtlarını buluyorsunuz.

Robert kızkardeşinin domuz kumbarasıyla bu şeytani takıntısını ediniyor ve önüne çıkan her domuzu (diri ya da ölü) tekmelemeye başlıyor ancak kısa bir zaman sonra bunun ardında insanlara olan nefretinin varolduğunu farkediyor. Robert'ın bu saplantısı başına bela açmadığı gibi her seferinde mutlulukla zaferini kutlamasına neden oluyor ancak o daha fazlasını istiyor ve nitekim kitabın belki de zirve noktasu kör adama yaptıklarıyla zaferini kutluyor ancak ölüm onu yavaş yavaş çağrıyor ve kitabın sonnda kendi yarattığı cehennemin zaferini kutlayamadan büyük bir acıyla can veriyor.

Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'den bahsederken bu kitapların çocuk kitabı görünümünde olduğundan ancak yayınevini bilenler ve kitabı almadan hakkında bilgi edinenler için bundan ne kadar uzak olduğu aşikardır. Hikayenin anlatılışı çok yalın ve bir fantastik/korku romanı olarak oluşturulan  atmosfer de çok başarılı. Hemen her sayfada bulunan resimli anlatımlar da bir o kadar güzel. Kitabı elime aldıktan çok kısa bir süre sonra bitirdim ve okuması gerçekten çok keyifliydi. Bir çocuk nasıl bu kadar şeytani olabilir ve böyle devam ederse yaptıklarının bir karşılığını görür mü merak içinde beklemek ve zaten öleceğini bildiğimiz bu çocuğu nasıl bir son beklediğini tasavvur etmeye çalışmak heycan vericiydi.

Tom Baker'ın bu kitabını elime aldıktan sonra Doctor Who ile bağlantısından haberim oldu doğrusu, bu arada Doctor Who'nun yeni serisine de en kısa zamanda başlamak istiyorum. Bir de diziden bahsetmişken bu tarz kitapların kısa animasyonları yapılsa ne harika olur. Sanırım Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'den uyarlanma bir Oblong serisi varmış ama bu kitabın da bir kısa animasyonu olursa süper olur gerçekten.

Sonuç olarak karakterleri ve hikayede yaratılan atmosferi çok beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Zaten sonunu bildiğiniz bir hikaye ancak bu kadar güzel ve merak dolu bir biçimde anlatılır. Hikayeye eşlik eden küçük resimlerse anlatıma zenginlik katmış. Bu kitabı kaçırmayın derim.

Puanlama: