26 Kasım 2010 Cuma

Harry Potter ve Sırlar Odası

Orijinal ismi: Harry Potter and the Chamber of Secrets
Yazar: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kapak tasarımı: Mary GrandPré
Tür: Fantastik
Seri: İkinci kitap
Sayfa sayısı: 314

Arka kapak yazısı: Dursley'ler o yaz öylesine çekilmez olmuşlardı ki, Harry bir an önce okulu Hogwarts'a geri dönmek için can atmaktadır. Eşyalarını toplarken ortaya çıkan ev cini Dobby ise onu uyarır: Hogwarts'a dönerse bir felaket olacaktır. Olur da: Sırlar Odası'nın açılmasıyla ortaya çıkan karanlık bir güç, Hogwarts'takileri taşa çevirmeye başlar. Harry, hayatını tehlikeye atarak, Odanın elli yıllık ölümcül gizemini çözmeye çalışır.

Kapak Tasarımı: İlk kitapta da belirttiğim gibi  Mary GrandPré'nin illüstrasyonları çok hoşuma gidiyor. Renkli ve fantastik bir kitaba oldukça uygun çizim tarzı açıkçası bu kitaba çok yakışıyor.

Yorumum: Harry Potter ve Sırlar Odası serinin ikinci kitabı, ilk kitaba göre kahkahalar atarak okuduğum br kitap oldu. Heyecan, gerilim yine vardı tabii ki ama bu kitapta gülünecek o kadar çok şey vardı ki, inanılmaz eğlendiğimi söylemeliyim en başta. Kitap okuyuculara hikaye ve karakterler hakkında hatırlatıcı bilgiler vererek başlıyor ve Harry de içinde bulunduğu şartlar dolayısıyla Hogwarts'ta yaşadıklarının bir hayal olup olmadığını düşünüyor ta ki Dobby gelene kadar. Bu karakter her ne kadar "iyi" ve kimileri için "sevimli" gözükse de kitabın başlarında yaptıklarından ötürü açıkçası hiç sevemedim ben onu. Açıkçası çok itici, sevimsiz ve sinir bozucuydu.

Dediğim gibi bu kitap hem oldukça espirili hem de heyecan ve gerilimi devamlı ayakta tutuyordu. İnsanlar taşlaşmaya başladıktan ve Sırlar Odası efsanesi duyulduktan sonra karşıma çıkan herkesten şüphelendim ben doğrusu =D Bu kişilerin başında da Gilderoy Lockhart geliyordu. Bir Karanlık Sanatlar hocasının daha suçlu olması tabii çok tahmin edilebilir de olacağından belki de kitabı zayıflaştırırdı, ancak ben yine de şüphelenmekten kendimi alamadım. Gilderoy Lockhart aynı zamanda bu kitabın en eğlenceli karakteriydi de, 6. Bölüm'de "neler oluyor, kim imza dağıtıyor" diyerek ortaya çıktığnda gülmekten gözlerimden yaşlar geldi doğrusu=D Gilderoy Lockhart'lı her sahne oldukça keyifliydi doğrusu.

Kuşkuları üzerinde toplayan ikinci kişi ise Percy'di. Bir Wesley olmasına rağmen ondan şüphelenmekten kendimi alamadım, çünkü kitabın başından beri şüpheli davranışları vardı ve oldukça hırslı olması da şüpheleri üzerine toplamasına neden oldu. Ancak kitabın sonunda anladık ki onun derdi başkaymış, Percy aşıkmış=)

Tom Riddle'dan ise hiç şüphelenmemiştim doğrusu. Harry onun sayesinde geçmişe gitmiş, Hagrid'in geçmişinde olanları öğrenmişti. Bu işte bir tuhaflık vardı, tabii ki Hagrid'in suçlu olduğuna inanmamıştım ama Tom Riddle'dan da şüphelenmemiştim doğrusu. Şüphelenmediğim bir diğer kişi de Ginny'di. Harry'e aşık olduğu besbelli olan Ginny'nin isteyeceği en son şey Harry'e ya da başkalarına zarar verebilmek olurdu ama nerden bilebilirdi ki Karanlıklar Lordu'nun bir kez daha iş başında olduğunu...

Olay örgüsü oldukça başarılı olan  Harry Potter ve Sırlar Odası bir kez daha okucuyu ters yöne yatırmayı başarıyor. Birçok önemli karakterin geçmişine giderek onlar hakkında daha fazla bilgi edinirken, yen, karakterler de tanıyor ve Harry ile Voldemort arasındaki bağlantı ve Seçmen Şapka'nın onu neden Slytherin'e yerleştrmeyi düşündüğüne dair gibi bilgiler de ediniyoruz. Baştan sona keyifle okuduğum, beni birçok defa şaşırtan bir kitap oldu Harry Potter ve Sırlar Odası. Serinin 3. kitabı Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'na da başladım bile=)

Puanlama: 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder