Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22.01.2017
Ocak Hafta #3
Ne okuyorum: Bu aralar aslında elimde yarım yarım birkaç kitap olsa da The 100: 21. Gün'ü okuyorum. Dördüncü kitabın geldiğini duyunca beni bir heyecan sardı hemen uzun süredir bekleyen ikinci kitabı elime aldım. Harika bir distopya; bir felaket sonrası uzaya kaçan insanoğlu, dünyaya geri dönme kararı alır ama radyasyon seviyesi ve olası tehlikelere karşı 18 yaşındaki idama mahkum edilmiş 100 genci önden göndermek isterler. Bu gençlerin bir kısmının gözünden olaylar aktarılıyor, arada geriye dönüşler yapılıyor; oldukça sürükleyici ve her bölüm heyecanlı bir şekilde bittiği için elimden bırakamıyorum. Genç yetişkin türünü sevenlere öneririm.
SFX ve 221B ise bu ayın dergileri. SFX'in kapağında Doctor Who var ve 221B'yi görmeyen polisiye veya Sherlock sever kaldı mı? =) SFX'in orjinalini önceleri ilgimi çeken bir konu oldu mu tabletten okuyordum, Türkiye'de Aralık 2016'da ilk sayısı çıktı ve bir bilim kurgu sever olarak çok mutlu oldum. Geçen ay alamamıştım ama bu ayki sayı oldukça iyi bir başlangıç oldu, ben pek sevdim. Bir de Facebook sayfalarında bir çekilişe katılmıştım Outcast isimli harika bir çizgi roman kazandım, buradan da bir kez daha kendilerine çok teşekkür ederim.
221B'yi zaten takip ediyorum, birkaç sayısını alamadım ama onları da alacağım daha sonra. Bu ay efsanevi, arşivlik bir sayı çıkarmışlar. Ben de bir Sherlock Holmes sever olarak hemen aldım tabii =)
Ne izliyorum: Dirk Gently's Holistic Detective Agency. Netflix üzerinden başladığım yeni dizi, tek kelimeyle bayıldım! Doctor Who gibi bir dizi ama daha çok şiddet sahnesi var diyebilirim. Yazar Douglas Adams'a ait bir uyarlama, oldukça ilginç bir kurgu.
11.02.2016
Dizi: The Shannara Chronicles
Bir fantastik yapım sever olarak The Shannara Chronicles'ı kaçırmam mümkün olamazdı. Terry Brooks'un kitaplarından uyarlama epik fantezi serisi MTV'nin diziyi yayımlamaya başlayacak olması ile İthaki Yayınları tarafından da dizinin uyarlandığı kitapların (Shannara'nın Elftaşları ve Shannara'nın Dilekşarkısı) yeni baskıları çıktı. Ben kitapları okumadım ama bu hafta dizinin yayımlanan bölümlerini izledim ;)
The Shannara Chronicles'da bir epik fanteziden bekleyebileceğiniz herşey var; elfler, büyü ustaları, iblisler, iyi kötünün savaşı ve akıcı bir hikaye. Dizide görsellik ve müzikler de epey başarılı düzeyde. Karakterler için de gayet başarılı oyuncular seçilmiş, izlerken bu karaktere bu oyuncu uymamış dedirtmiyor insana (ama kitapları okumuş olanlar için durum farklı olabilir).
Yayımlanan 7 bölümü de izledim ve hikaye gayet sürükleyici olduğu için birbiri ardına bıktırmadan izletiyor kendini dizi. Yalnız bu diziyle ilgili belki de eleştirel olabilecek tek yorumum; dizi bir MTV yapımı olduğu için daha çok genç kitleyi hedefler yapıda bir dizi olmuş. Oyunculardan bazı sahnelerin ve müziklerin kullanımına kadar bu böyle. Bu yetişkin izleyici kitlesine bir Game of Thrones vaadetmediği için eleştirilebilir ama benim gibi beklentiniz zaten o yönde değilse diziyi seversiniz diye düşünüyorum.
Son bölümde olaylar iyice ilginçleşti yeni bölümü merakla bekliyorum. Umarım aynı heyecanla devam ettirirler diziyi, ben de en azından şimdilik izlemeye devam etmeyi düşünüyorum =)
5.02.2016
Cuma Günlüğü #1
Merhaba,
Yazı dizilerini çok seviyorum; uyması biraz sıkıntı olabiliyor kimi zaman ama elimden geldiğince Cuma günleri hafta sonuna hazırlık yazıları yazayım istedim =)
Ne Okuyorum?
Ejderha Mızrağı Destanı 3. Kitap bittikten sonra boşluğa düşmüş gibi oldum doğrusu =) Böyle çok severek okuduğum güzel kitaplar bitince ne yapsam, şimdi ne okusam sorunu oluşabiliyor bazen ben de. Elimde de okunacak onca kitap var halbuki =) Ama işte o anda heyecanla başlayacağım bir kitap bulamıyorum kimi zaman, ama kimi zaman da tam tersi olabiliyor tabii ;)
Sabah işe gitmek üzere hazırlanırken gözüme Logicomix ilişti. Şu sıralar daha çok fantastik kitap okumak istiyorum ama uzun zamandır elimde bulunan Logicomix'in sırası gelmiş sanırım =) Amcamın hediyesi olması da önemli benim için çünkü kendisi zevkine çok güvendiğim çok iyi bir okurdur ve bu kitabı seveceğimi daha okumadan biliyordum. Öyle de oldu, bir oturuşta ilk 100 sayfayı okudum. Nedense dışarıdaki yağmurlu havayla da çok uyuştu gibi geldi bana =)
Hikaye çok güzel ve çizimler de bir o kadar güzel olunca keyifli bir Cuma günü kitabı oldu benim için.
Bu kitabı okurken yanıma not defteri ve post it almak akıllıca oldu. Zaten okurken eksik etmem onları ama bu kitapta not alınacak çok şey varmış.
Ne İzliyorum?
Aslında izlediğim dizilerle ilgili başka yazılarım da olacak ama bu hafta ne izlediğimden kısaca bahsetmem gerek.
Aralık ayında ilk bölümü yayımlanan ve ikinci bölümü için yaklaşık 1 ay beklediğimiz The Magicians Lev Grossman'in dilimize Pegasus tarafından çevrilen Büyücüler isimli kitabından uyarlama bir dizi. Ben Grossman'ın bu kitabını/serisini okumayı istiyordum, olmadı sonra yeni dizilere bir bakayım neler varmış derken ilk bölümü izledim ve bayıldım! Kitabı okuyanlar ne demek istediğimi anlıyorlardır eminim, uyarlama nasıl olmuş bilemiyorum kitabı okumadığım için ama görsellik, hikaye, oyuncular çok başarılı The Magician'da. Öyle ki, ikinci bölümü beklemek çok zor oldu =D
Bu hafta sonu eğer yayımlandıysa 3. bölümü izlemeyi planlıyorum. Eğer fantastik kitapları/dizileri seviyorsanız tavsiye ederim ;)
Son olarak birkaç küçük not daha düşmek gerekirse:
Herkese mutlu bir hafta sonu diliyorum!
Yazı dizilerini çok seviyorum; uyması biraz sıkıntı olabiliyor kimi zaman ama elimden geldiğince Cuma günleri hafta sonuna hazırlık yazıları yazayım istedim =)
Ne Okuyorum?
Ejderha Mızrağı Destanı 3. Kitap bittikten sonra boşluğa düşmüş gibi oldum doğrusu =) Böyle çok severek okuduğum güzel kitaplar bitince ne yapsam, şimdi ne okusam sorunu oluşabiliyor bazen ben de. Elimde de okunacak onca kitap var halbuki =) Ama işte o anda heyecanla başlayacağım bir kitap bulamıyorum kimi zaman, ama kimi zaman da tam tersi olabiliyor tabii ;)
Sabah işe gitmek üzere hazırlanırken gözüme Logicomix ilişti. Şu sıralar daha çok fantastik kitap okumak istiyorum ama uzun zamandır elimde bulunan Logicomix'in sırası gelmiş sanırım =) Amcamın hediyesi olması da önemli benim için çünkü kendisi zevkine çok güvendiğim çok iyi bir okurdur ve bu kitabı seveceğimi daha okumadan biliyordum. Öyle de oldu, bir oturuşta ilk 100 sayfayı okudum. Nedense dışarıdaki yağmurlu havayla da çok uyuştu gibi geldi bana =)
Hikaye çok güzel ve çizimler de bir o kadar güzel olunca keyifli bir Cuma günü kitabı oldu benim için.
Bu kitabı okurken yanıma not defteri ve post it almak akıllıca oldu. Zaten okurken eksik etmem onları ama bu kitapta not alınacak çok şey varmış.
Ne İzliyorum?
Aslında izlediğim dizilerle ilgili başka yazılarım da olacak ama bu hafta ne izlediğimden kısaca bahsetmem gerek.
Aralık ayında ilk bölümü yayımlanan ve ikinci bölümü için yaklaşık 1 ay beklediğimiz The Magicians Lev Grossman'in dilimize Pegasus tarafından çevrilen Büyücüler isimli kitabından uyarlama bir dizi. Ben Grossman'ın bu kitabını/serisini okumayı istiyordum, olmadı sonra yeni dizilere bir bakayım neler varmış derken ilk bölümü izledim ve bayıldım! Kitabı okuyanlar ne demek istediğimi anlıyorlardır eminim, uyarlama nasıl olmuş bilemiyorum kitabı okumadığım için ama görsellik, hikaye, oyuncular çok başarılı The Magician'da. Öyle ki, ikinci bölümü beklemek çok zor oldu =D
Bu hafta sonu eğer yayımlandıysa 3. bölümü izlemeyi planlıyorum. Eğer fantastik kitapları/dizileri seviyorsanız tavsiye ederim ;)
Son olarak birkaç küçük not daha düşmek gerekirse:
- Accessorize bu hafta %70 indirime girmiş, aldığım kırtasiye ürünleri pek güzel çıktı, beğenenler olmuştu bir bakın derim, haftaya devam ederse indirim ben de bir bakmak istiyorum ;)
- Dün http://www.dr.com.tr/'den güzel bir alışveriş yaptım. İthaki Yayınları haftanın yayıneviymiş, almak istediklerim %35 indirime girmişti, sonra eşim Enpara'nın bir kampanyası olduğunu söyledi, 25TL indirim varmış ( siz bu ay ödeme yapıyorsunuz, 25TL bir dahaki ay hesabınıza yatıyor) böyle olunca 4 kitap epey uyguna geldi, şimdi heyecanla kitaplarımı bekliyorum =)
Herkese mutlu bir hafta sonu diliyorum!
1.09.2015
Ağustos Favorilerim
Ve Eylül gelir... Sonbaharı çok seviyorum ama bu sene tatile doyamadığım ve yaz çabuk geçtiği için bir garip geliyor sanırım sonbaharın gelmiş olması =) Yine de herşeyi pozitif tarafına bakmak gerektiğine inandığımdan daha çok çay/kahve kitap, dizi, film ve evim güzel evim günlerinin geliyor oluşuna da seviniyorum tabii =D
Mayıs ayında başladığım favorilerim yazıma bu ay da ara vermeden devam ediyorum; bakalım Ağustos ayında favorilerim neler olmuş =)
Favori Kitabım:
Bu yaz tatilimin simgesi olan Doctor Who Trenzalore Öyküleri kesinlikle favorim. Aslında yanına bir de George O'Connor'ın Zeus'unu ekleyebilirm. Yaz tatilinde tahminimden çook daha az kitap okudum, daha çok gezme ile geçti günler =) ama bu kitapları okuduğum için mutluyum, çok keyif aldım ;)
Favori Kalemim:
Son kırtasiye alışverişi yazımda paylaştığım Zebra Z-Grip 0.5 uçlu kalemim kesinlikle son zamanlardaki favorim. Hem Zebra Sarasa'larla takım olduğu için hem de çok rahat bir kullanımı olduğu için çok sevdim. Ben genelde uçlu kalemlerin her rengini almaktan hoşlanmam, onun yerine farklı modellerde kalemler alırım ama bu kalemde bu alışkanlığımı kırabilirim; ilerde farklı renklerini de görürseniz şaşırmayın =D
Favori Ayracım:
Bu pembe üzerinde "Reading Time..." yazan ayracı uzun süre önce bir yerel kırtasiyeden almıştım, markasını hatırlamıyorum ama güzel bir kaliteye sahip. Daha sonra farklı bir yerde taklitlerini de görmüştüm. Okuduğum son kitapta bunu kullanıyorum. Hemen üzerinde gördüğünüz D&R'dan rengarenk bir pakette aldığım bu üçgen ayraçları da çook seviyorum; tam olarak nerede kaldığımı işaretlemek için kullanmaya bayılıyorum!
Favori Defterim:
Leyla Ekşi imzalı; üzerinde "wood-free" yazan ve 100 gsm'lik krem rengi, çizgili (çigi aralıkları dar) olan bu defterimi pek seviyorum. Hoş bir ağırlığı var sanırım kağıt yapısından ötürü, dolma kalemle de yazılabiliyor olması hoşuma gidiyor ;) Ne amaçla kullanıyorsun derseniz; genellikle blog planları, okumayı düşündüklerim ya da okuduklarım üzerine notlar alıyorum genellikle ;)
Favori Dizi & Film:
Ağustos ayı başında Orphan Black'i bitirdim ve bir dahaki bahara kadar nasıl bekleyeceğim bilemiyorum. Ben özellikle bilim kurgu dizilerini çok sevdiğimden Orphan Black'in son yılların bana göre en iyi bilim kurgu dizilerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Eğer bilim kurgu veya gizem ağırlıklı dizilere merakınız varsa ilk bölümü hiçbir şey okumadan bir izleyin derim ben. Küçücük bir spoilera bile gerek yok ;)
Doctor Who'nun bir yan dizisi olan Torchwood ondan daha farklı olarak daha çok yetişkinlere hitap ediyor. Ben diziye çok önce başlamıştım ama bitirmek bu tatile nasipmiş. O kadar güzeldi ki iptal edilmiş olmasına çook üzüldüm. Son iki sezon zaten farklı bir şekilde ilerlemiş ve iptal olacağının sinyallerini vermiş; her ne kadar onlar da harika sezonlar olsa da bana ilk iki sezon Torchwood'un bir efsane olduğunu gösteriyor ;)
Ağustos ayı favorilerim bu kadar. Yorumlarda isterseniz siz de Ağustos favorilerinizi paylaşabilirsiniz, mutlu olurum ^.^
Eylül ayı umarım hepimiz için güzel başlangıçların olduğu mutlulıkla dolu bir ay olur =)
Sevgiler.
6.06.2015
Mayıs Favorilerim
Sizi bilmem ama ben bu "favorilerim" yazılarını çok seviyorum; birçok blogger ya da Youtube'da vloggerlar aylık favori yazıları yazıyor ya da videoları paylaşıyorlar ve benim de çok severek takip ettiğim kişiler var. Dedim ki ben niye böyle birşey yapmayayım? Epeydir de aklımdaydı tabii ki blogumun da konseptine uygun olarak bugün böyle aylık bir yazı yazmaya başlayayım istedim ^o^ Umarım devamını getirebilirim ve umarım sizin de hoşunuza gider ^o^
Şimdi bakalım Mayıs ayı favorilerim nelermiş ;)
Favori Kitabım:
Kesinlikle Y: The Last Man! Okuduğum en harika çizgi romanlardan biri olabilir. Post-apocalyptic yani kıyamet sonrası bir dönemi anlatan bu bilim kurguda gizemli bir hastalıkla dünya üzerindeki bütün erkekler ölür ancak Yorick ve erkek maymunu hariç =) Onların hem eğlenceli hem de heyecan dolu serüveni böyle bir disütopyada sosyal, kültürel ve varoluşsal sorunları da irdeleyerek ilerliyor.
Ben şu an Vol. 8'deyim ve artık bitmesin diye yavaş yavaş okumaya başladım ama bir yandan da sonunda ne olacak çok merak ediyorum =)
Bu türü ve çizgi roman okumayı seviyorsanız, kesinikle tavsiye ederim.
Ben İngilizce okuyorum ama Türkçesi de mevcut (yalnız bütün sayıları çevrildi mi bilmiyorum).
Favori Kalemim:
Tabii ki yeni dolma kalemim ^o^ Kaweco Ice Sport Pembe tam anlamıyla en gözde kalemlerimden biri oldu.
O kadar yumuşak, rahat bir yazımı var ki dolma kalem sevgimi artırdı; sayesinde başka dolma kalemler de almak istiyorum ^o^ Üstelik çok tatlı bir dizaynı var; zaten Kaweco dolma kalemlerin dizaynını seviyordum, hepsi birbirinden güzel ama bu tam benlik ^o^
Bu sabah yeni bir modelini daha gördüm, tam bir şeker pembesi; o da aklımda ^o^
Favori Ayracım:
Zaman zaman Pinterest'te sevdiğim resimleri kaydediyorum ve sonra onların fotoğraf kağıdına çıktısını alıp kitap ayracı yapıyorum.
Bu ayraçları da aynen o şekilde yaptım ve bu ayki favorilerim bunlar oldu.
Soldakini çok sevdiğim unicornlarla ilgili çizimler ararken bulmuştum, çok da sevimli oldu ^o^
Sağ üstteki karikatürlerini çok sevdiğim Pusheen The Cat ve alttaki de Gorjuss kızlarından The Dreamer ^o^
Favori Defterim:
Dolma kalemle yazmaya başlayınca kağıt kalitesinin ne kadar önemli olduğunu anladım ^-^ Evdeki defterlerden hem sevimli olup hem de ihtiyacımı karşılayacak en tatlı defterim Clairefontaine'in bu "masal" temalı defteri oldu.
Bu defterde dolma kalem pürüzsüz bir şekilde kayıyor ve yazma keyfini artırıyor.
Clairefontaine defterlerinin diğer çeşitlerini de denemek istiyorum.
Favori Dizi & Film:
Benim için en önemli maddelerden biri bu aslında ama dönem sonuna yaklaşırken iş güç epey yorucu ve stresli olunca pek yeni birşey izledim sayılmaz. Devam eden sezon sonu yapan dizilerimi izledim ve film adına çok önemli birşey izlemedim arada TV'dekilere baktım o kadar. Umarım bu yaz aylarında daha çok vakit ayırabilirim film ve dizilere ^-^
Siz de Mayıs favorilerinizi yorumlarda bırakabilirsiniz ^o^
Sevgiler!
Şimdi bakalım Mayıs ayı favorilerim nelermiş ;)
Favori Kitabım:
Kesinlikle Y: The Last Man! Okuduğum en harika çizgi romanlardan biri olabilir. Post-apocalyptic yani kıyamet sonrası bir dönemi anlatan bu bilim kurguda gizemli bir hastalıkla dünya üzerindeki bütün erkekler ölür ancak Yorick ve erkek maymunu hariç =) Onların hem eğlenceli hem de heyecan dolu serüveni böyle bir disütopyada sosyal, kültürel ve varoluşsal sorunları da irdeleyerek ilerliyor.
Ben şu an Vol. 8'deyim ve artık bitmesin diye yavaş yavaş okumaya başladım ama bir yandan da sonunda ne olacak çok merak ediyorum =)
Bu türü ve çizgi roman okumayı seviyorsanız, kesinikle tavsiye ederim.
Ben İngilizce okuyorum ama Türkçesi de mevcut (yalnız bütün sayıları çevrildi mi bilmiyorum).
Favori Kalemim:
Tabii ki yeni dolma kalemim ^o^ Kaweco Ice Sport Pembe tam anlamıyla en gözde kalemlerimden biri oldu.
O kadar yumuşak, rahat bir yazımı var ki dolma kalem sevgimi artırdı; sayesinde başka dolma kalemler de almak istiyorum ^o^ Üstelik çok tatlı bir dizaynı var; zaten Kaweco dolma kalemlerin dizaynını seviyordum, hepsi birbirinden güzel ama bu tam benlik ^o^
Bu sabah yeni bir modelini daha gördüm, tam bir şeker pembesi; o da aklımda ^o^
Favori Ayracım:
Zaman zaman Pinterest'te sevdiğim resimleri kaydediyorum ve sonra onların fotoğraf kağıdına çıktısını alıp kitap ayracı yapıyorum.
Bu ayraçları da aynen o şekilde yaptım ve bu ayki favorilerim bunlar oldu.
Soldakini çok sevdiğim unicornlarla ilgili çizimler ararken bulmuştum, çok da sevimli oldu ^o^
Sağ üstteki karikatürlerini çok sevdiğim Pusheen The Cat ve alttaki de Gorjuss kızlarından The Dreamer ^o^
Favori Defterim:
Dolma kalemle yazmaya başlayınca kağıt kalitesinin ne kadar önemli olduğunu anladım ^-^ Evdeki defterlerden hem sevimli olup hem de ihtiyacımı karşılayacak en tatlı defterim Clairefontaine'in bu "masal" temalı defteri oldu.
Bu defterde dolma kalem pürüzsüz bir şekilde kayıyor ve yazma keyfini artırıyor.
Clairefontaine defterlerinin diğer çeşitlerini de denemek istiyorum.
Favori Dizi & Film:
Benim için en önemli maddelerden biri bu aslında ama dönem sonuna yaklaşırken iş güç epey yorucu ve stresli olunca pek yeni birşey izledim sayılmaz. Devam eden sezon sonu yapan dizilerimi izledim ve film adına çok önemli birşey izlemedim arada TV'dekilere baktım o kadar. Umarım bu yaz aylarında daha çok vakit ayırabilirim film ve dizilere ^-^
Siz de Mayıs favorilerinizi yorumlarda bırakabilirsiniz ^o^
Sevgiler!
28.03.2015
Hafta Sonu: Ne Okuyorum? Ne İzliyorum?
Geçenlerde Yetenek'i okuduğumu söylemiştim sizlere; onu henüz bitiremedim ama The 100'a dayanamadım ve başlamak istedim geçen gün. 2 günde 100 küsur sayfa okuyunca "Bu kitabı elimden bırakamıyorum!" demek kolay oldu =)) Gerçekten duyduğum kadar iyi bir hikayeymiş. Yetenek'in arasına aldığım için de bu kitabı pişman olmadım çünkü zaten çok rahat okunan, akıp giden bir hikaye kısa sürede, belki bu hafta sonu bitiririm diye düşünüyorum ;)
Kitapla ilgili yorumumu bitirince yazmayı planlıyorum ama bu altını çizdiğim iki yeri paylaşmadan edemedim; gerçekten çok güzel bir kurgu. Özgürlük, yaşam mücadelesi ve bir çok tema çok güzel işlenmiş bu distopyada.
Bu hafta sonu izlemeyi düşündüğüm iki dizi var ve biri Once Upon a Time. 4. Sezon bitmek üzere ve oldukça ilginç şeyler oluyor; iyi ve kötü arasındaki mücadeleye devam. Yalnız artık bir sona yaklaşıyoruz hissi var bende. Sanırım bu sezon ilk sezonlar kadar güzel olmadığı için. Hikayenin kendini tekrar etmesinden de korkuyorum doğrusu.
Ve diğer dizi de zaman zaman beni kızdırsa da izlemeyi bırakamadığım Pretty Little Liars =) Kaç sezon oldu bir türlü akıllanamadı bu kızlar; son sezonda da yine herşey yolunda gibi gözüktüğü anda herşey bir kez daha rayından çıktı =D Kızıyorum ama seviyorum bu diziyi; zaten kızları ve giyim tarzlarını da seviyorum, tam kafa dağıtmalık bir dizi ;))
Siz bu hafta sonu neler okuyup, izleyeceksiniz? Mutlu bir hafta sonu dilerim ;)
Sevgiler,
9.08.2014
Doctor Who Sezon 8
Vee çekimler biter! Biz heyecanla 8. Sezon'u izlemeyi beklerken, çekimler bu hafta bitmiş. Moffat yeni Doctor için "öncekinden çok daha İskoç" diyor =D Bu kısacık yorum o kadar çok şey ifade ediyor ki ;D Jenna Coleman, "Gizemli, karmaşık, sıcak" derken Capaldi ise Doctor için,"Eğlenceli, tutkulu, korkusuz!" gibi ifadeler kullanıyor. Ağızlarından çıkan her bir kelime merakımı, heyecanımı o kadar artırıyor ki; günler geçsin bir an önce yeni sezon başlasın istiyorum ;)
Jenna Coleman benim çok ama çoook sevdiğim Rose'dan sonraki en favori Companion'ım. Farklı, gizemli ve çok hoş bir karakter. The 9th'i çok severim, The 10th benim için bambaşkadır ve onların sezonları gerçek Doctor serüvenleridir benim gözümde; ama The 11th'a gelecek olursak o Doctor'u farklı bir şekilde sevdirdi ve "popülerleştirdi". İçlerinde en az sevdiğimin o olduğunu bu yorumumdan anlayabilirsiniz; o ve companionları tam bir "Popüler Kültür" ikonları oldular; fangirller, fanboylar yani bir dizinin belki de izlenebilme oranını en iyi artıracak kitle onlara bayıldı. Öncesinde popüler değildi demiyorum; buradaki popülerlik daha çok "kullan-at", "harca-bitir", "sev-geç"... kitlesinin diziyi başka yöne çekmesi. Tabii ki Doctor Who için (Moffat için;) ) bu güzel birşey ama sonunda yeni Doctor Peter Capaldi'nin belki de bu yaşta olması onu başka tarafa taşıyabilir, Doctor'un olgun karakterini (çocuk ruhlu olması ayrı tabii, onu seviyorum ;) ) öne çıkarır diye düşünüyorum. Kısacası Capaldi'den çok umutluyum ;)
Sonuç olarak; Doctor'u beklerken geçmeyen şu günlerde şöyle eğlenceli bir şeyler izlemek istersiniz belki ;)
Daha fazlası için;
http://facebook.com/ArtworkOfStephenB...
http://twitter.com/stephenbyrne86
25.03.2014
Bulutlar...
Hava bulutlu ve karanlık olunca insanın canı gerçekten evden çıkmak istemiyor; onun yerine kitap okumak, film /dizi izlemek, dinlenmek... güzel olabilirdi =) ama çalışmak zorundayız ;)
Bu arada bir öğretmenin başına gelebilecek en zor hastalık faranjit olsa gerek =/
14.02.2014
Favori TV Çiftlerim :)
Bu başlığı kitaplarla ilgili yapmak yerine dizileri seçme nedenim onların da zekice yazılmış senaryolardan oluşması ve kaliteli oyuncuların yer alması. Yazılı kültürü görselliğe çevirmek zor olduğu kadar görselliği bir yazıya dökmek de bence bir o kadar zor. İzlediğim en harika dizilerin ardında müthiş zeki yazarlar ve harika oyunculuklar varken bazen umutsuzluğa kapılıyorum; bunları ben neden yazmadım diye :D Sanırım fan-fictionlara bir türlü ısınamama nedenim de bu oldu. Her neyse sonuç olarak Sevgililer Günü'ne özel :D bir liste yapasım geldi, sevdiğim hatta bayıldığım ya da daha mükemmelini nasıl ifade edebileceğimi bilmediğim güzellikteki dizilerden işte favori çiftlerim! :D Bu arada dizileri izlemediyseniz ya da izlemeyi düşünüyorsanız yazdıklarım Spoiler içerdiğinden dikkatli olun derim ;)
Buffy & Spike (Buffy the Vampire Slayer)
Böyle karanlık bir resim seçme nedenim bu sahnenin belki de en sevdiğim sahne olması. Bu sahne umutsuzluğu simgeliyor; asla tam olarak gerçekleşmeyen ve gerçekleşmeyecek aşkın iki farklı ruha yansıması. Şüphesiz Spike Buffy'i kendini yok edecek kadar sevdi ama Buffy için aynı durumun söz konusu olmaması beni hep üzmüştür.
Jess & Nick
Number 6 & Gaius Baltar (Battlestar Galactica)
Bilim kurgu tarihinin şüphesiz gelmiş geçmiş en başarılı yapımlarından biri olan Battlestar Galactica'da imkansızlıkları aşan ilahi (!) bir aşk onlarınki. Number 6 bir saylon; her ne kadar kendisinden yüzlerce aynı bedenler olsa da Gaius'un devamlı yanında varolan Number 6 başka. Onlarınki varoluşun ötesinde bir aşk.
Aria & Ezra (Pretty Little Liars)
Pretty Little Liars'a başladığımdan beri en sevdiğim çift diyebilirim. O kadar uyumlular ki, ortadaki büyük yalanlara, sırlara rağmen onların aşkı dizinin en "güvenli" hissini yaratıyor izleyicide. Ben 3. sezon'a yeni başladım, gelecek bölümleri bilmiyorum ama şimdilik her şey güzel görünüyor. Bu arada dizideki diğer çiftleri de seviyorum ama Aria ve Ezra'nınki bir başka :)
Carrie & Mr. Big (Sex and The City)
Anna & Seth (The OC)
Açıkçası bu diziyi çok sevdiğimi söyleyemem, hatta küçük listeme eklemesem mi diye de düşünmedim değil :) ama Anna ve Seth'in birlikte olduğu her an çok güzeldi. Seth'e kişiliğini kazandıran ama sonunda kendi mutsuz olan Anna. Sanırım kısa ama öz olan bu birlikteliği görmek dizinin en sevdiğim yanıydı sonrası zaten benim için hüsran oldu.
Rose & Doctor (Doctor Who)
Hayatım boyunca izlediğime mutlu olacağım en harika yapım Doctor Who olacak sanırım ama benim için en özel yanı da Rose ve Doctor'un yolculuğu. Şu sahneyi görmek bile içimi sızlatıyor, canımı yakıyor. Kısa süren bir yolculuk benim pek de istediğim gibi tamamlanmadı ama Doctor Who'nun en en güzel bölümleriydi. Bundan sonra da ne yaparlarsa yapsınlar "daha anlamlı" olmayacaktır benim gözümde. Diziyi her şekilde seviyorum o ayrı ama Rose ve Doctor'u gören, anlayan kimsenin bir daha aynı şeyleri hissetmeyeceğine eminim.
Listede daha fazla isim ya da daha az isim de olabilirdi ama şu an aklıma her an gelen ve en sevdiğim isimlerden bahsetmek geldi. İşin en hoşuma giden kısmı ise bu dizilerin yalnızca "Romantik" kategorisinde yer alarak ünlenmemesi, bu da "aşk"ı güzel bir element olarak kullandıklarını gösteriyor.
Buffy & Spike (Buffy the Vampire Slayer)
Böyle karanlık bir resim seçme nedenim bu sahnenin belki de en sevdiğim sahne olması. Bu sahne umutsuzluğu simgeliyor; asla tam olarak gerçekleşmeyen ve gerçekleşmeyecek aşkın iki farklı ruha yansıması. Şüphesiz Spike Buffy'i kendini yok edecek kadar sevdi ama Buffy için aynı durumun söz konusu olmaması beni hep üzmüştür.
Jess & Nick
En eğlenceli, en komik, en tatlı çift de New Girl'den Jess ve Nick. Bu diziyi izlediğim için o kadar mutluyum ki Seinfeld'den sonra beni gülmekten yerlere yatıran, sahneleri katıla katıla gülmekten izleyemediğim ve diziyi izlemeye bu nedenden ara verdiğim tek dizi diyebilirim rahatlıkla. Saf, temiz, komik ve tatlı bir hikaye onlarınki :)
Number 6 & Gaius Baltar (Battlestar Galactica)
Bilim kurgu tarihinin şüphesiz gelmiş geçmiş en başarılı yapımlarından biri olan Battlestar Galactica'da imkansızlıkları aşan ilahi (!) bir aşk onlarınki. Number 6 bir saylon; her ne kadar kendisinden yüzlerce aynı bedenler olsa da Gaius'un devamlı yanında varolan Number 6 başka. Onlarınki varoluşun ötesinde bir aşk.
Aria & Ezra (Pretty Little Liars)
Pretty Little Liars'a başladığımdan beri en sevdiğim çift diyebilirim. O kadar uyumlular ki, ortadaki büyük yalanlara, sırlara rağmen onların aşkı dizinin en "güvenli" hissini yaratıyor izleyicide. Ben 3. sezon'a yeni başladım, gelecek bölümleri bilmiyorum ama şimdilik her şey güzel görünüyor. Bu arada dizideki diğer çiftleri de seviyorum ama Aria ve Ezra'nınki bir başka :)
Carrie & Mr. Big (Sex and The City)
TV tarihinin en unutulmaz çiftlerinden biri bana göre. Mr. Big'e çok sinir olsam da, Carrie'ye ona defalarca şans verdiği için kızsam da yine de onları birbirinden ayrı düşünemiyorum. Uzun aralarla izlediğim, çok sevdiğim bu dizinin 4. sezonundayım.
Anna & Seth (The OC)
Açıkçası bu diziyi çok sevdiğimi söyleyemem, hatta küçük listeme eklemesem mi diye de düşünmedim değil :) ama Anna ve Seth'in birlikte olduğu her an çok güzeldi. Seth'e kişiliğini kazandıran ama sonunda kendi mutsuz olan Anna. Sanırım kısa ama öz olan bu birlikteliği görmek dizinin en sevdiğim yanıydı sonrası zaten benim için hüsran oldu.
Rose & Doctor (Doctor Who)
Hayatım boyunca izlediğime mutlu olacağım en harika yapım Doctor Who olacak sanırım ama benim için en özel yanı da Rose ve Doctor'un yolculuğu. Şu sahneyi görmek bile içimi sızlatıyor, canımı yakıyor. Kısa süren bir yolculuk benim pek de istediğim gibi tamamlanmadı ama Doctor Who'nun en en güzel bölümleriydi. Bundan sonra da ne yaparlarsa yapsınlar "daha anlamlı" olmayacaktır benim gözümde. Diziyi her şekilde seviyorum o ayrı ama Rose ve Doctor'u gören, anlayan kimsenin bir daha aynı şeyleri hissetmeyeceğine eminim.
Listede daha fazla isim ya da daha az isim de olabilirdi ama şu an aklıma her an gelen ve en sevdiğim isimlerden bahsetmek geldi. İşin en hoşuma giden kısmı ise bu dizilerin yalnızca "Romantik" kategorisinde yer alarak ünlenmemesi, bu da "aşk"ı güzel bir element olarak kullandıklarını gösteriyor.
3.11.2013
Diziler
Buradaki diziler "yabancı diziler" öncelikle bunu belirtmekte fayda var. Yabancı diziler her zaman hayatımın önemli bir parçası oldu, ne kadar geriye gidebilirim bilmiyorum; Alf, Cosby ailesi hatta Yalan Rüzgârı ve benzersiz Brezilya dizileri (Maria gibi) ile büyüdüm diyebilirim; yani 83 doğmlu birisinin izlediği birçok ünlü yabancı diziyi izlemişimdir.
Ama işin en güzel yanı ilk gençlik yıllarında tanıştığım diziler tabii ki; o zamanlar Cnbc-e henüz Kanal e olarak anılıyordu ve birçok güzel diziyi sansürsüz, orjinal haliyle cesur bir şekilde verebiliyordu =) Hatta The X-Files o zamanlarda TGRT'deydi de sonradan Cnbc-e vermişti diye hatırlıyorum. Tam anlamıyla ilk gençlik yıllarım Cnbc-e dizileriyle geçti diyebilirim; fanı olduğum ve unutamadığım onca güzel dizi var. Ne yazık ki zaman ilerledikçe insanlar farklı alışkanlıklar ediniyor; bir zamanlar sansürsüz ve rahat bir şekilde keyifle dizi veya filmleri tvden izlerken bir bakıyorsunuz, sansürler, yasaklar insanların bu keyifli ve zararsız alışkanlıkları üzerinde de olumsuz etkilerde bulunuyor. Yasaklamaların ve sansürlemelerin büyük bir etkisi tv dünyasından yine büyük bir kitleyi uzaklaştırdı. Bir diğer neden de tabii ki daha kolay, hızlı ve etkili internete ulaşım yöntemleri; bu sayede çeşitli şekillerde istediğiniz dizi ya da filme ulaşabiliyorsunuz.
*Resimler google arama sonuçlarından alınmıştır.
Alışkanlıkları değiştirmek kimi zaman keyifli, kimi zaman zorlayıcı olabiliyor. İşin özgürlüklerin kısıtlanmasıyla farklı bir yönde özgürlüklerin gelişmesi tarafı ayrı bir tartışma konusu tabii; ben bu konuya en azından şimdilik deyinmeyeceğim ki bu yazıyı yazma amacım da bu değildi zaten ama ne düşündüğümü az çok tahmin etmişsinizdir diye düşünüyorum;)
Benim dizi izleme alışkanlıklarım da hem bu anlattığım etmenlerin etkisiyle hem de iş hayatına atılmaya başladığım ve bu yönde çok çalışmanın getirileriyle epey değişti. Bir dönem yalnızca bir- iki diziyi bile zor takip eder oldum, ama bir taraftan da biraz seçici olmaya başladım. Bu geçtiğimiz yaz uzun seneler sonra ilk kez 1 aya yakın bir tatil dönemim oldu ve genellikle evde geçirdiğim için istediğim birkaç diziyi izlemeyi başardım ki en önemlisi blogumda yeni bölüm sayacını da gördüğünüz Doctor Who =) oldu.
Senelerce izlememiş olmanın resmen acısını çıkardım ve ben de herkes gibi 23 Kasım için sabırsızlanmaktayım şu anda :D Doctor Who'nun etkisiyle, dizinin bir yan dizisi diyebileceğim Torchwood'a başladım ki inanılmaz keyifli bir dizi ancak araya başka şeyler de girdiğinden biraz ağır ilerliyorum ;))
Geçen sene sanırım tek takip ettiğim dizi Once Upon a Time oldu; farklı ve benim sevdiğim türde bir dizi olduğu için izlemekten epey keyif aldım. İkinci sezon başladı ancak henüz bir bölüm izledim, ona da devam edeceğim tabii ki;) Bu dizinin popüleritesi yeni bir yan diziyi doğurdu; Once Upon a Time in Wonderland. Alice'i çok sevmeme rağmen ön yargılıyım bu diziye karşı, iki kurgu aynı anda"çok iyi" devam edebilir mi? Bilemiyorum, ama bir ara şans vermek gerek.
Sonrasında yaklaşık bir ay önce New Girl'e başladım; Zooey Deschanel'e bayılırım ama bu diziyi neden zamanında izlemedim bilmiyorum, tanrım inanılmaz komik, eğlenceli ve şahane... bir dizi :D Uzun zamandır en keyif aldığım komedi bu oldu diyebilirim rahatlıkla, onda da yeni bölümü beklemekteyim;)
Geçen hafta Dracula başladı ki hem isminden hem vampirlere bayıldığımdan hem de Dracula rolüne J. Rhys Meyers'i çok yakıştırdığımdan diziye başladım ve bugün 2. bölümü izledim. Şimdilik fena değil ama çok çok iyi bir dizi olduğunu da düşünmüyorum, zaman gösterecek, umarım mahvetmezler diziyi.
Son olarak bu hafta sonu Witches of East End'e başladım; bu bir kitap uyarlaması ve gençlik dizisi kıvamında diyebilirim."Cadı"ları sevdiğimden ve zaten fantastik türe bayıldığımdan ilk 3 bölümü izledim, keyifli bir dizi şimdilik devam etmeyi düşünüyorum.
Bunlar dışında izlemek istediğim diziler var mı, ah elbette var,yeni, eski..:D Ama uzun zaman sonra bu kadarına bile vakit ayırabildiğime şaşarken bilemiyorum izlemek istediğim diğerlerine yetişebilir miyim =) Yine de kitap okumanın yanı sıra en sevdiğim diğer şeyin bu dizileri izlemek olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ara ara eskilerden ve yenilerden de bahsedeceğim ama tahmin edersiniz ki kitaplarda sevdiğim türler, burada da kendini gösteriyor genellikle;)
*Resimler google arama sonuçlarından alınmıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















