Senaryo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Senaryo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.02.2014

Favori TV Çiftlerim :)

Bu başlığı kitaplarla ilgili yapmak yerine dizileri seçme nedenim onların da zekice yazılmış senaryolardan oluşması ve kaliteli oyuncuların yer alması. Yazılı kültürü görselliğe çevirmek zor olduğu kadar görselliği bir yazıya dökmek de bence bir o kadar zor. İzlediğim en harika dizilerin ardında müthiş zeki yazarlar ve harika oyunculuklar varken bazen umutsuzluğa kapılıyorum; bunları ben neden yazmadım diye :D Sanırım fan-fictionlara bir türlü ısınamama nedenim de bu oldu. Her neyse sonuç olarak Sevgililer Günü'ne özel :D bir liste yapasım geldi, sevdiğim hatta bayıldığım ya da daha mükemmelini nasıl ifade edebileceğimi bilmediğim güzellikteki dizilerden işte favori çiftlerim! :D Bu arada dizileri izlemediyseniz ya da izlemeyi düşünüyorsanız yazdıklarım Spoiler içerdiğinden dikkatli olun derim ;)

Buffy & Spike (Buffy the Vampire Slayer)


Böyle karanlık bir resim seçme nedenim bu sahnenin belki de en sevdiğim sahne olması. Bu sahne umutsuzluğu simgeliyor; asla tam olarak gerçekleşmeyen ve gerçekleşmeyecek aşkın iki farklı ruha yansıması. Şüphesiz Spike Buffy'i kendini yok edecek kadar sevdi ama Buffy için aynı durumun söz konusu olmaması beni hep üzmüştür.

Jess & Nick


En eğlenceli, en komik, en tatlı çift de New Girl'den Jess ve Nick. Bu diziyi izlediğim için o kadar mutluyum ki Seinfeld'den sonra beni gülmekten yerlere yatıran, sahneleri katıla katıla gülmekten izleyemediğim ve diziyi izlemeye bu nedenden ara verdiğim tek dizi diyebilirim rahatlıkla. Saf, temiz, komik ve tatlı bir hikaye onlarınki :)

Number 6 & Gaius Baltar (Battlestar Galactica)


Bilim kurgu tarihinin şüphesiz gelmiş geçmiş en başarılı yapımlarından biri olan Battlestar Galactica'da imkansızlıkları aşan ilahi (!) bir aşk onlarınki. Number 6 bir saylon; her ne kadar kendisinden yüzlerce aynı bedenler olsa da Gaius'un devamlı yanında varolan Number 6 başka. Onlarınki varoluşun ötesinde bir aşk.

Aria & Ezra (Pretty Little Liars)


Pretty Little Liars'a başladığımdan beri en sevdiğim çift diyebilirim. O kadar uyumlular ki, ortadaki büyük yalanlara, sırlara rağmen onların aşkı dizinin en "güvenli" hissini yaratıyor izleyicide. Ben 3. sezon'a yeni başladım, gelecek bölümleri bilmiyorum ama şimdilik her şey güzel görünüyor. Bu arada dizideki diğer çiftleri de seviyorum ama Aria ve Ezra'nınki bir başka :)

Carrie & Mr. Big (Sex and The City)


TV tarihinin en unutulmaz çiftlerinden biri bana göre. Mr. Big'e çok sinir olsam da, Carrie'ye ona defalarca şans verdiği için kızsam da yine de onları birbirinden ayrı düşünemiyorum. Uzun aralarla izlediğim, çok sevdiğim bu dizinin 4. sezonundayım.

Anna & Seth (The OC)


Açıkçası bu diziyi çok sevdiğimi söyleyemem, hatta küçük listeme eklemesem mi diye de düşünmedim değil :) ama Anna ve Seth'in birlikte olduğu her an çok güzeldi. Seth'e kişiliğini kazandıran ama sonunda kendi mutsuz olan Anna. Sanırım kısa ama öz olan bu birlikteliği görmek dizinin en sevdiğim yanıydı sonrası zaten benim için hüsran oldu.

Rose & Doctor (Doctor Who)


Hayatım boyunca izlediğime mutlu olacağım en harika yapım Doctor Who olacak sanırım ama benim için en özel yanı da Rose ve Doctor'un yolculuğu. Şu sahneyi görmek bile içimi sızlatıyor, canımı yakıyor. Kısa süren bir yolculuk benim pek de istediğim gibi tamamlanmadı ama Doctor Who'nun en en güzel bölümleriydi. Bundan sonra da ne yaparlarsa yapsınlar "daha anlamlı" olmayacaktır benim gözümde. Diziyi her şekilde seviyorum o ayrı ama Rose ve Doctor'u gören, anlayan kimsenin bir daha aynı şeyleri hissetmeyeceğine eminim.

Listede daha fazla isim ya da daha az isim de olabilirdi ama şu an aklıma her an gelen ve en sevdiğim isimlerden bahsetmek geldi. İşin en hoşuma giden kısmı ise bu dizilerin yalnızca "Romantik" kategorisinde yer alarak ünlenmemesi, bu da "aşk"ı güzel bir element olarak kullandıklarını gösteriyor.


22.04.2011

Okumayı Düşündüklerim

Herkese merhaba!

Bir Cuma günü daha sizlerle okumayı düşündüğüm kitapları paylaşıyorum ve kitapların tanıtımlarını yapıyorum. Bu haftaki seçimlerim Altıkırkbeş Yayınları'ndan. Eğer siz daha önce bu kitaplardan herhangi birini okuduysanız yorum yapmadan gitmeyin!=)

Keyifli okumalar!
  
Otranto Şatosu - Horace Walpole

Tanıtım Yazısı



"Edebiyat tarihlerine ve tarihçilerine göre, Gotik akımın ilk yapıtı ve tatışılmaz klasiği Sir Horace Wapole'un Otranto Şatosu'dur."
- Giovanni Scognamillo

"Wapole'u izleyen yazarların bir kalıp haline sokacakları bu melodramatik kuruluş, ağır ve ağdalı temposuna, ortaçağ edebiyatından kalma tek boyutlu kahramanlarına rağmen, gerçekten çarpıcı ve etkin bir atmosfer yaratıyor." - H.P. Lovecraft-


Senaryo Yazarının Yol Haritası - Wendell Wellman

Tanıtım Yazısı: 

"Piyasaya çıkan yazım teknikleri kitaplarında bir patlama var. Dev isimli yazarlık guruları, dünyaca ünlü öğretim üyeleri ve en saygın sinema okullarımızın hocaları... Senaryolarımın orta yerinde neden parça parça olduğuna ilişkin bir yanıt bulma açlığıyla bu kitaplardan çoğunu okudum. Sorun şu ki hiçbirinden sorunlarımın teknik yanıtlarını alamıyordum. Böylece, başarılı filmleri tekrar tekrar izlemeye başladım.

Gitgide ayırdına vardım ki filmlerde belirli motifler ve sahneler belirli noktalarda ortaya çıkıyordu... Her filmde! Bir harita oluşturmaya böylece başladım.Bu kitap bilerek kısa ve piyasadaki kitapların çoğundan daha az entelektüel tutuldu. O kitaplardan kimileri müthiş, kimi hocalar müthiş. Eğer fırsatınız varsa onların öğrencisi olmanızı öneririm.

Elinizdeki kitabı ormanın içinde bir patika olarak, senaryo yazarının yol haritası olarak düşünün. Bu tek yol değil. Pek çok yol vardır. Ama bir gün yolunuzu kaybederseniz bu harita hayatınızı kurtarabilir..."