21 Haziran 2015 Pazar

Paris'te Aşk - Stephanie Perkins


Orjinal İsmi: Anna and the French Kiss
Yazar: Stephanie Perkins
Çeviren: Burcu Çelik
Yayınevi: Arunas
Tür: Genç yetişkin, çağdaş, romantik
Seri: 1. Kitap
Sayfa Sayısı: 318

Tanıtım Yazısı: Ah Aşk... Ne Seninle Ne de Sensiz... Bu kitabı okuduğunuz süre boyunca âşık olma hissi bütün benliğinizi saracak...

Anna; babasının isteğiyle lisedeki son yılını Atlanta'dan, evinden, annesinden, en yakın arkadaşı Bridgette'den ve hoşlandığı çocuk Toph'tan ayrı bir şekilde geçirmek zorunda kalmış ve Paris'teki Amerikan Okulu'na yazdırılmıştır. Hem alıştığı yaşam tarzından uzaklaşmak hem de yeni bir kültüre uyum sağlamaya çalışmak Anna için çok zordur. Fakat kısa zaman içinde kendine yeni arkadaşlar edinir. Tabii onu Paris'te özel hissettiren biri vardır: Etienne. Fakat Etienne başka biriyle ilişki yaşamaktadır. Anna; Etienne ve Toph arasında gidip gelmekte ve ait olduğu yeri yani "ev"ini aramaktadır.

Çok sevdiğim bir lisem vardı; artık yok.
Çok sevdiğim bir çocuk vardı; artık yok.
Çok sevdiğim bir arkadaşım vardı; artık yok.

Artık Paris benim de evim.
Yeni arkadaşlar, yeni aşklar…
Ah aşk…
Ne seninle ne de sensiz…

Oysa ben imkânsızı değil, gerçek aşkı arıyordum.
Ama aşk, hayallerde yaşanamayacak kadar gerçek; hayalleri süsleyecek kadar pembeydi Paris'te…


Yorumum: Türk ya da yabancı birçok kitap blogunda uzun zamandır Paris'te Aşk ya da orjinal adıyla Anna and the French Kiss hakkında çok olumlu yorumlar görüyordum. Ben de yine uzun zaman önce e-kitap foratında 2-3 sayfa okumuştum ama sonra kitabın fiziksel kopyasını almaya karar verip bırakmıştım. Geçen ay babil.com kampanyasıyla da kitabı aldım - ki uzun zaman önce çevrildiği ve tahminen yeni baskısı da çıkmadığı için zor bulunan bir kitaptı ama sonunda kavuştum kitabıma =)

Kitabı başından sonuna kadar çok severek okudum. Karakterleri, yazarın Paris'i anlatışını çok sevdim. Yazar özellike bölüm sonlarını öyle ilgi uyandıracak, meraklandıracak şekilde yazmış ki tam bu bölümde bırakayım, ara vereyim diyordum sonra bölüm öyle bir sonla bitiyordu ki hep diğer bölüme devam etmek zorunda kaldım =)

Anna ve St. Clair çok tatlı karakterlerdi ama onlarla bağlantısı olan diğer karakterler de Çok iyi tasvir edilmişti.

Anna'yla ilgili olarak en sevdiğim şey sinemaya olan tutkusu ve bu tutkusunu bloguna/hayatına yansıtıyor ouşuydu. Bu açıdan bu kitabı okuyan her blogger benim de yapmış olduğum gibi kendinden bir parça bulmuştur eminim Anna'da ;)


Bir de hayallerimi süsleyen kitapçı Shakespeare and the Company'den bahsediyor oluşu (sf. 160) gerçekten çok hoşuma gitti. Shakespeare and Company'i Before Sunrise'ı izlediğimden beri çok severim; ayrı bir havası olan gidip-görülesi güzel kitapçılardan biri. Kitabın en güzel yerlerinden biriydi bu kısım bana göre.



Altını çizdiğim birçok yer de oldu. Kendi düşüncelerime yakın gördüğüm ya da bana ilham veren sözler vardı kitapta; pozitif ve aydınlatıcı yönlerini de sevdim kitabın.

Sonuçta herşeyiyle çok severek okuduğum sürükleyici, yüzümü devamı güldüren şahane bir hikayeydi Paris'te Aşk. Yazarın diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.

Puanım:





1 yorum: