yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12.08.2017
Kitaplar ve Okuma Üzerine 'Bullet Journal'
Merhaba,
Geçen gün Instagram'da bu görselin altında bir soru sormuştum; ya ilgi çekmedi ya da Instagram'ın genel durumu fotoğrafı beğen geç şeklinde arada kaynadı bu sorum. Ben de bloga yazayım istedim ki zaten burada hep çok güzel yorumlar oluyor, değişik fikir alışverişleri yapılabilir diye düşündüm.
"Bullet Journal" gibi yalnızca kitap için tutulacak bir günlükte sizce neler olmalı? Ben de Moleskine Book Journal var, okuduğunuz kitaplar hakkında bilgileri, alıntıları, yorumları yazabileceğiniz ve farklı bilgiler, alışveriş listeleri vb yazılar ekleyebileceğiniz sayfaları var, daha önce burada da birkaç defa paylaşmıştım. Ama kendiniz böyle bir günlük tutsanız, yani popüler "bujo" tarzı, farklı neler eklerdiniz? Yabancı bazı hesaplarda değişik sayfalar görüyorum ama sadece kitap günlüğü/book journal tarzı örnekler görmedim, bildikleriniz varsa paylaşırsanız sevinirim.
Bunu direkt Instagra paylaşımımdan kopyaladım yani kısaca şu meşhur "bullet journal"lardan yapmak istiyorum; belli bir temada kendi günlüğünüzü oluşturuyorsunuz. Bunu genelde ajanda şeklinde yapıyorlar ama farklı temalar da ekliyorlar içine. Ben bu kadar genel olmaktan ziyade sadece kitap üzerine her gün birşeyler yazabileceğim bu tür bir ajandam olsun istedim. Aklımda birkaç fikir var ama sizin önerilerinizi de bekliyorum.
Sevgiler,
13.03.2016
Rhodia Defterler
Son zamanlarda defterler üzerine yazıp duruyorum, böyle bir seri gibi oldu, iyi de oldu aslında =) Bugün sevdiğim birkaç yabancı kırtasiye blogunu gezerken bazı defterler gözüme takıldı. Oradan da kendimi Rhodia'lara bakarken buldum.
Klasik turuncu ve siyah renklerinin yanı sıra şimdilerde farklı renklerde defterler de çıkaran marka en çok not defterleriyle tanınıyor. Sekreter tarzı üstten kıvrılan modellerinin çizgili, kareli modellerinin yanısıra Dot-pad denilen noktalı modelleri ve defter çeşitliliğinin artmasıyla şimdilerde farklı modelleri de mevcut.
Klasik modellerin de kendi içinde farklı versiyonları mevcut; uzun, kısa, kare tipi çeşit çeşit boyuta sahip Rhodia defterlerin en önemli yanı bana göre kullanışlı tasarımının yanı sıra çok iyi bir kağıt kalitesine sahip oluşu. Doğrusu not defterlerine yazıp da o kağıdı koparmak içimi acıtmıyor değil =)
Sonradan çıkardıkları bu renkli, farklı modellerini de çok beğeniyorum. Özellikle beyaz olan Rhodia Ice serisi favorim. Ice serisinin not defteri dışında farklı modelleri de mevcut. Aşağıdaki Side stapled dedikleri modellerinden gördüğüm yerde almak istiyorum =)
Bir de böyle iç cebe sahip deri kılıfları var renk renk. Böyle klasik markaların farklı, kullanışlı ürünler çıkarması çok hoşuma gidiyor.
Bugün bu yazıyı yazmamdaki asıl sebep aslında Rhodia'nın bu rengarenk Rhodiarama defterleri. Aslında yumuşak deri kapaklı olanlar da güzel ama bunların sert, lastikli çeşit çeşit renkteki kapakları çok hoşuma gidiyor. Yaklaşık 14 farklı renge sahip bu defterlerin A5 ve A6 boyutları ve çizgisiz ve çizgili modelleri mevcut.
Renkler o kadar güzel ki insan hepsini almak istiyor =) Ama sanırım en beğendiğim Iris ve Lilac renkleri oldu. (Buradan bakabilirsiniz renklere).
Ben şu ana kadar büyük D&R mağazalarında görüp aldım Rhodia not defterlerini. Sanırım bu beğendiğim Rhodiarama modellerini de görmüştüm ama A5 boyutunda istediğim için ona denk gelmediğimden almadım. Ülkemizde farklı kırtasiyelerde mevcut olması lazım bu markanın.
http://www.rhodiapads.com'da daha birçok farklı modelini inceleyebilirsiniz.
Siz Rhodia defterleri kullanıyor musunuz?
Sevgiler,
*Bütün resimler http://www.rhodiapads.com'dan alınmıştır. / All photos are taken from http://www.rhodiapads.com.
23.04.2015
Kırtasiye: Stabilo Swano White Kurşun Kalem
Stabilo'nun kurşun kalemleri çıktığında beyaz ve pembe gövdeli, silgili olanlarından ikişer adet almıştım ve kullanmaya başlar başlamaz bayılmıştım. 2B yumuşak uca sahip oluşları, renkleri ve silgili oluşları çok hoşuma gitmişti.
Bir süre önce de Stabilo'nun yeni çıkarmış olduğu "bahar" renklerinde kurşun kalemlerini ve bu güzelliği gördüm. Siyah, beyaz ve pembe benim en sevdiğim renkler ve bu kalem olabilecek en ideal, en mükemmel tasarıma sahip benim gözümde.
Stabilo Swano White ismiyle çıkan bu kurşun kalem; beyaz bir gövdeye, siyah demir halkalı pembe bir silgiye sahip. Yani mükemmel tasarım ^o^ Şu noktada hislerimi ancak kırtasiye severler anlayabilir diye düşünüyorum; tasarımı, yazımı harika olan bir kalem için hissettiğim sevgi ve mutluluğu ^o^ Şimdiden milyon adet almak istiyorum, hatta gelecekte bir gün satışı biterse diye stoklamak düşüncesine sahibim =D
Diğer beyaz model daha önce çıkan seriden. Yazımın başında bahsetmil olduğum beyaz kurşun kalem. Açıkçası tasarım olarak onu da çok beğeniyorum; böyle bembeyaz oluşu ve 2B yumuşak uca sahip oluşu çok hoşuma gidiyor.
Son olarak küçük bir yazım örneği de koyayım dedim. Yazının başında görmüş olduğunuz Keskin Color Soft pembe renkli, şu sıralar devamlı yanımda taşıdığım defterime ufak bir örnek yazı da yazdım ;)
Stabilo'nun kurşun kalem çeşitliliğini artırması ve genel olarak 2B uca sahip kalemleri piyasaya sunmuş olması beni çok memnun ediyor. Özellikle silgili, güzel renkli bu kalemler tercih sebebim.
Sevgiler.
8.01.2015
2015 Ajandalarım
Zaten tek tek açıklarken de göreceksiniz ama önceden belirteyim, pek tabii her biri farklı bir görev üstlenmiş durumda. Normalde defterlerimde de aynı şeyi yapıyorum; düzeni sevdiğimden genelde defterlerimin de hepsini farklı amaçlarla kullanıyorum.
Her biri farklı bir görev üstlense de bir tanesi ana grevi üstlenen, her sene özenerek seçtiğim ve içine temel olarak o gün yapmam gerekenleri veya yaptıklarımı yazdığım ajandam oluyor. Bu sene de bu görevi üstlenen ajandam geçen seneki gibi Keskin Color markasına ait bu sert kapaklı ajanda oldu. Geçen sene büyük boy pembe renkli olanını almıştım. Boyutu güzel olsa da gerçekten biraz ağır bir defter olduğundan bir süre sonra çantamda taşımakta zorlanmıştım ve maalesef benim için işlevselliğini yitirmişti. Bu sene farklı hatta çok farklı; desenli, desensiz, renkli, büyük, küçük... vb. bir sürü ajanda baktım ama son anda hatta Ocak ayının ilk günlerinde birden bu ajandayı almaya karar verdim. Bir şeyi çok istediğim de çok mutlu oluyorum ben yani genel olarak kararsız olduğumdan bu defteri böyle birden karar verip çok istemem ve hemen koşup almam mutlu etti beni =D
9x14 cm. boyutlarında, dışı beyaz içi 70 gr. Krem Ivory kağıt, lastikli ve her güne 1 sayfa ayrılmış bir ajanda. Geçen sene kapak rengini pembe seçtiğimden bu sene bir değişiklik yapıp beyaz seçtim; zamanla biraz kirlenebilir ama önemli değil benim için ;) Açıkçası tahminimden de çok sevdim ve bu boyutu çok da kullanışlı oldu benim için.
Son olarak arka kapakta bir cep mevcut; ben böyle ceplere bayılıyorum ve buraya günlük notlarımda kullanabileceğim bazı etiketlerimi koydum, muhtemelen küçük post-itler de ekleyebilirim.
Diğer ajandam bir sürpriz aslında. Çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi oldu bu ajanda; benim zaten almayı düşündüğümü biliyordu ve bana yeni yıl tatilinden dönerken almış. Bu Kırmızı Kedi Yayınevi'ne ait bir ajanda, ilk gördüğüm andan beri çok beğenmiştim. Gerek kapağı, gerek iç dizaynı herşeyiyle harika bir ajanda.
Ve bu ajandayı ne amaçla kullanmaya başladığımı da bu fotoğrafta görebilirsiniz =) Blog planlarımı yazmak için harika bir ajanda olacağını düşündüm ve bunu da o amaçla kullanıma açtım.
Sayfa düzeni blog notlarımı, planlarımı yazmak için çok elverişli ve ajandanın arka sayfalarında adeta bir küçük not defteri kalınlığında not alınabilecek sayfalar mevcut ki bu da çok kullanışlı olacak benim için;)
Her haftanın sonunda yer alan kedilerle ilgili minik alıntılara da bayıldım =^o^=
Son ajandam belki daha önce de fotoğraflarını gördüğünüz bu cici ajanda ya da belki planlama defteri diyebiliriz. Bunu alalı epey oldu; markası "Barunson" ve kullanımı epey keyifli. En güzel yanı tamamiyle istenilen zamanda kullanılabilir olması; içi özelleştirilebilir bir yapıda tasarlanmış.
Gördüğünüz gibi hem ay ve gün tarihlerini siz yazabiliyorsunuz, hem de arka sayfada mevcut olan "Memo" kısmına not alıp "Remember Things" kısmına hatırlamanız gerekenleri listeleyebiliyorsunuz. Bu ajandamı da evdeki çalışma masamın üzerinde kullanmaya başladım. Daha küçük notlar alabiliyor ya da hızlıca hatırlamam gerekenleri kısa bir şekilde yazabiliyorum.
2015 yılında kullanmayı planladığım ajanlarım bunlar. Epey memnunum şu an bu ajandalardan ve umarım etkili bir sonuç alabilirim, istediğim gibi kullanabilirim ;)
Siz bu sene nasıl bir ajanda seçtiniz? Benim gibi planlama amaçlı farklı ajandalar da kullanıyor musunuz? ;)
23.04.2011
23 Nisan'da Çocuklara Benden Kısa Bir Hikaye
Bugün bir kısa hikaye yazdım, ne zamandır birşeyler yazacak vakit bulamıyordum ama sonunda tekrar birşeyler yazdım. Bir çocuk hikayesi yazmak geldi içimden, aslında bugünle bir alakası yok ama 23 Nisan'a da çok uydu, benden miniklere armağan olsun, umarım beğenirsiniz=)
KÜÇÜK DENİZ KABUĞU
O küçük, küçümencik bir deniz kabuğu. Yalnız, yapayalnız, denizin dibinde şarkı söylüyor tiz sesiyle. Tanıdık bir şarkı bu hani baharda söylenen, sıcacık güneşi iliklerinizde hissettirirken birden esen ılık rüzgarla sizi titreten... O şarkısını söylerken bir denizatı geçiyor yakınlardan, iz bırakıyor ardında, salına salına giderken. Küçük Deniz Kabuğu onun yerinde olmak istiyor, yerinden kımıldamak, tutkuyla hareket etmek, süzülmek istiyor; ama biliyor ki bu imkansız, o yalnızca dalgalar ona eşlik ederse hareket edebilir, bir yerlere gidebilir. Birden daha da yalnız hissediyor kendini, şarkı söylemeyi bırakıyor, sessizliği dinliyor. Sessizlik öyle bir sarıyor ki etrafını, üzülüyor yalnızlığına, hareketsizliğine, içini kaplayan soğukluğa. Birden bir hareketlenme oluyor ve bir balık sürüsü geçiyor üstünden, yavaş yavaş ama kararlılıkla. Sonra içlerinden en miniği, turuncu siyah bir balık Küçük Deniz Kabuğuna doğru geliyor, çevresinde bir tur atıyor ve durup ona bakıyor. Küçük Deniz Kabuğu kendisine merakla bakan Minik Balığa karşılık vermek istiyor ve başlıyor yine o tiz sesiyle şarkı söylemeye. Minik Balık eğiliyor ve Küçük Deniz Kabuğunu hareket ettiriyor, sonra onu kafasının üstüne alıyor, sürüye katılmak için hızla yüzüyor. O günden sonra Küçük Deniz Kabuğu ve Minik Balık denizin derinliklerinde hep birlikte dolaşıyorlar.
Bilim Kurgu Edebiyatı
Bilim Kurgu edebiyatı en ayrıcalıklı edebiyat türlerinden biri. Ayrıcalıklı diyorum çünkü yaratıcılığınızı en uç noktalara kadar götürebileceğiniz bu yazın türünde özgürlüğün sınırsızlığı başınızı döndürmeye yeter. Yaratıcılığın sınırsızlığına her yazın türünde eşit oranda sahip olmak mümkün değildir ancak Bilim Kurgu sınırlarınızı zorlamak için eşsiz bir hazinedir. Ne var ki Bilim Kurgu gerçekten severek yaratıcılığınızı konuşturabileceğiniz bir tür ve bundan daha da önemlisi iyi bir donanıma sahip olmanız gerekir. Bilim Kurgu ayrıca birçok edebî alt türlere sahip ve her biri çok önemli ayrıntılar içeriyor; yalnızca bu türe katkılarından ötürü değil, aynı zamanda başlı başına Bilim Kurgu edebiyatına kazandırdıklarından ötürü. Ancak bu diğer türlere başka bir yazımda değineceğim.
Bilim Kurgu edebiyatında yaratıcılığınızın sınırlarını yarattığınız olağanüstü evrenlerle, türlerle, yaratıklarla ve daha nice örnekle zorlayabilmeniz mümkün. Belki de işin en zevkli tarafı da bu; yepyeni diller, evrenler, yaratıklar, türler... oyuncak olmuş, oynamanız için sizi bekliyor. Onlarla uğraşırken belki de daha çılgınca fikirler gelebilir aklınıza ve Bilim Kurgu dünyasına adım atmanın keyfini çıkartabilirsiniz.
Bilim Kurgu evrenlerini yaratmak ne kadar zevkliyse bir o kadar da zor. Elinizde malzeme çok ama bu malzemeyi en doğru şekilde kullanabilmek işin en önemli kısmı. Bunun için de planlı bir çalışma, bol araştırma da yapmak önemli ki yarattığınız evren eşsiz olmalı. İşin bu kısmında esinlenmelerden de uzak kalmak için en ince detaya kadar araştırma yapmanın önemi de artıyor. Yazar yarattığı evreni ne kadar eşsiz kılarsa, yapıtın değeri de bir o kadar artıyor.
Buraya kadar Bilim Kurgu'ya bir yazar gözüyle yaklaştım, eğer okuyucu olarak devam edecek olursam; okuyucu için de yaşadığı deneyimin çok farklı olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Okuyucu eline aldığı kitapta ne kadar yenilikle karşılaşırsa, okumak ona o kadar keyif verir. Yazarın yazarken deneyimlediği bütün o heyecanı okurken de okuyucu deneyimlemeye başlar. İşte eğer bir Bilim Kurgu okuyucusuysanız, yaratılan yepyeni evrene adım atmak bambaşka bir heyecan olur, damarlarınızdaki kanın akışını hızlandırır, kalbinizin kulaklarınızda atmasına neden olur. Karşınıza çıkan bütün yenilikler karşısında siz yeni doğan bir bebek gibi tanımaya, anlamaya, yorumlamaya çalışırsınız; işte bu Bilim Kurgu türünü daha heyecanlı yapan en önemli detaydır bana göre.
18.01.2011
Fantastik Kurgu
Fantastik Kurgu neden bu kadar ilgi çekici?
Varolan ile varolmayanın birlikteliği yüzyıllardır insanoğlu için çekiciliğini koruyor ve hiçbir zaman modası geçecek gibi de durmuyor. İşte fantastik kurgunun çekiciliği de buradan kaynaklanıyor; varolan ile varolmayanın eşsiz birlikteliği. İnsanoğlu meraklı; görebildikleri herhangi bir merak unsuru içermiyor ama ya göremediği şeyler? Hayal unsuru burada devreye giriyor; hayal dünyası uçsuz bucaksız, insanoğlunun kurgulaması için; merak ettiklerinin cevaplarını verebilmesi için ve onu engin hazinesiyle buluşturarak yepyeni dünyalar ortaya çıkarması için.
Fantastik kurguda mekânlar da karakterler de sınırsız ve eşsiz, bu sayede yaratıcılığın sınırlarını zorlamak daha keyifli. Bunu yalnızca yazarlar için söylemiyorum, okuyucu da kendini hikâkeye kaptırdıkça hayal dünyası genişliyor ve keyifle bunun tadını çıkarıyor. Ufkunuzu genişleten, hayal dünyanızı zenginleştiren yazınları okumanın keyfi bir başka oluyor. Bilinmeyen, görülmeyen ve belki de varolmayan gizemini korudukça fantastik kurgu da ilgi çekiciliğini kaybetmeyecektir.
(Resim link: http://weheartit.com/entry/4964487 )
26.12.2010
Bir Dolap Kitap
http://www.birdolapkitap.com/ içinde saatlerce kendinizi kaybedeceğiniz, çok başarılı yazıların paylaşıldığı, çocuklara kitap projelerinin yapıldığı... şahane bir site. "Bir Dolap Kitap"la ilgili yazma nedenim aslında bugün facebookta paylaştıkları bir blog yazısı; Yazarlardan Banu bizlerle "Çocuğunuza Kitap Seçmenin Püf noktaları"nı paylaşmış. Bu gerçekten çok önemli bir konu, benim de zaman zaman zihnimi kurcalıyor. Yazı benim gibi eğitmenler, anne babalar veya gelecekte çocuğu olabilecek herkes için çok faydalı ve önemli bir yazı. Mutlaka göz atın derim;)
23.11.2010
Domuzları Tekmeleyen Çocuk
Orijinal ismi: The Boy Who Kicked Pigs
Yazar: Tom Baker
Çeviren:Oya Yalçın
Yayınevi: Altı Kırkbeş Yayın
Kapak tasarımı: Erol Egemen
İllüstratör: David Roberts
Tür: Fantastik / Korku / Mizah
Sayfa sayısı: 112
Arka kapak yazısı: Cumartesi, 13 Haziran. Ve Robert Caligari bugün ölecek. Harikulade bir gün. Saat sabah 6:45. Hayatta olduğunuza sevindiğiniz günlerden biri. Ve bugün Robert Caligari'nin öleceği gün.
13 yaşında ve Dörtbinyediyüzkırkbeş günü aynı küçük kasabada geçirdi ve bugün, 13 Haziran'da ölecek. Bunu bilmiyor; henüz yani.
Tom Baker'dan, yıkıcı, korku-fantezi eğlenceli bir kült kitap!
Kapak Tasarımı: Şeytani bir şekilde gazete okuyan Robert Caligari'nin resmedilişi ve kullanılan renkler ( cehennem kırmızısına yakın bir pembe ve siyah) çok başarılı. Gölgeli keskin hatlara sahip çizim gerçekten muhteşem.
Yorumum: Bir önceki kitap yorumumda; "...genellikle yayınevleri ile çıkardıkları kitaplar arasında bir bağlantı görüyorum ben ve kimi zaman yayınevi bana güven veriyor, o kitabı elime aldığım anda onun benim olacağını hissediyorum. "Altı Kırkbeş Yayın" ismini görmek de bana aynı güveni veriyor, çıkardıkları kitapların hepsini okuma isteği uyandırıyor içimde." demiştim. İşte bu nedenle yayınevinden okuduğum ilk kitap olan Domuzları Tekmeleyen Çocuk'tan da bahsetmek istedim.
Kapak arkasındaki yazıyı okuduysanız daha şimdiden "domuzları tekmeleyen çocuğun" kim olduğunu ve kitapta bugün öleceğini biliyorsunuz demektir. Ama kafamızda oluşan sorular; "bu çocuk neden ölecek? Bu çocuğun ne gibi bir problemi var ki domuzları tekmeliyor?" cevaplarını almayı beklerken kitabı okumaya başlayıp da yaratılan çılgın atmosferin içine girdiğinizde tam olarak niçinlerin yanıtlarını buluyorsunuz.
Robert kızkardeşinin domuz kumbarasıyla bu şeytani takıntısını ediniyor ve önüne çıkan her domuzu (diri ya da ölü) tekmelemeye başlıyor ancak kısa bir zaman sonra bunun ardında insanlara olan nefretinin varolduğunu farkediyor. Robert'ın bu saplantısı başına bela açmadığı gibi her seferinde mutlulukla zaferini kutlamasına neden oluyor ancak o daha fazlasını istiyor ve nitekim kitabın belki de zirve noktasu kör adama yaptıklarıyla zaferini kutluyor ancak ölüm onu yavaş yavaş çağrıyor ve kitabın sonnda kendi yarattığı cehennemin zaferini kutlayamadan büyük bir acıyla can veriyor.
Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'den bahsederken bu kitapların çocuk kitabı görünümünde olduğundan ancak yayınevini bilenler ve kitabı almadan hakkında bilgi edinenler için bundan ne kadar uzak olduğu aşikardır. Hikayenin anlatılışı çok yalın ve bir fantastik/korku romanı olarak oluşturulan atmosfer de çok başarılı. Hemen her sayfada bulunan resimli anlatımlar da bir o kadar güzel. Kitabı elime aldıktan çok kısa bir süre sonra bitirdim ve okuması gerçekten çok keyifliydi. Bir çocuk nasıl bu kadar şeytani olabilir ve böyle devam ederse yaptıklarının bir karşılığını görür mü merak içinde beklemek ve zaten öleceğini bildiğimiz bu çocuğu nasıl bir son beklediğini tasavvur etmeye çalışmak heycan vericiydi.
Tom Baker'ın bu kitabını elime aldıktan sonra Doctor Who ile bağlantısından haberim oldu doğrusu, bu arada Doctor Who'nun yeni serisine de en kısa zamanda başlamak istiyorum. Bir de diziden bahsetmişken bu tarz kitapların kısa animasyonları yapılsa ne harika olur. Sanırım Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'den uyarlanma bir Oblong serisi varmış ama bu kitabın da bir kısa animasyonu olursa süper olur gerçekten.
Sonuç olarak karakterleri ve hikayede yaratılan atmosferi çok beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Zaten sonunu bildiğiniz bir hikaye ancak bu kadar güzel ve merak dolu bir biçimde anlatılır. Hikayeye eşlik eden küçük resimlerse anlatıma zenginlik katmış. Bu kitabı kaçırmayın derim.
Puanlama:
Yazar: Tom Baker
Çeviren:Oya Yalçın
Yayınevi: Altı Kırkbeş Yayın
Kapak tasarımı: Erol Egemen
İllüstratör: David Roberts
Tür: Fantastik / Korku / Mizah
Sayfa sayısı: 112
Arka kapak yazısı: Cumartesi, 13 Haziran. Ve Robert Caligari bugün ölecek. Harikulade bir gün. Saat sabah 6:45. Hayatta olduğunuza sevindiğiniz günlerden biri. Ve bugün Robert Caligari'nin öleceği gün.
13 yaşında ve Dörtbinyediyüzkırkbeş günü aynı küçük kasabada geçirdi ve bugün, 13 Haziran'da ölecek. Bunu bilmiyor; henüz yani.
Tom Baker'dan, yıkıcı, korku-fantezi eğlenceli bir kült kitap!
Kapak Tasarımı: Şeytani bir şekilde gazete okuyan Robert Caligari'nin resmedilişi ve kullanılan renkler ( cehennem kırmızısına yakın bir pembe ve siyah) çok başarılı. Gölgeli keskin hatlara sahip çizim gerçekten muhteşem.
Yorumum: Bir önceki kitap yorumumda; "...genellikle yayınevleri ile çıkardıkları kitaplar arasında bir bağlantı görüyorum ben ve kimi zaman yayınevi bana güven veriyor, o kitabı elime aldığım anda onun benim olacağını hissediyorum. "Altı Kırkbeş Yayın" ismini görmek de bana aynı güveni veriyor, çıkardıkları kitapların hepsini okuma isteği uyandırıyor içimde." demiştim. İşte bu nedenle yayınevinden okuduğum ilk kitap olan Domuzları Tekmeleyen Çocuk'tan da bahsetmek istedim.
Kapak arkasındaki yazıyı okuduysanız daha şimdiden "domuzları tekmeleyen çocuğun" kim olduğunu ve kitapta bugün öleceğini biliyorsunuz demektir. Ama kafamızda oluşan sorular; "bu çocuk neden ölecek? Bu çocuğun ne gibi bir problemi var ki domuzları tekmeliyor?" cevaplarını almayı beklerken kitabı okumaya başlayıp da yaratılan çılgın atmosferin içine girdiğinizde tam olarak niçinlerin yanıtlarını buluyorsunuz.
Robert kızkardeşinin domuz kumbarasıyla bu şeytani takıntısını ediniyor ve önüne çıkan her domuzu (diri ya da ölü) tekmelemeye başlıyor ancak kısa bir zaman sonra bunun ardında insanlara olan nefretinin varolduğunu farkediyor. Robert'ın bu saplantısı başına bela açmadığı gibi her seferinde mutlulukla zaferini kutlamasına neden oluyor ancak o daha fazlasını istiyor ve nitekim kitabın belki de zirve noktasu kör adama yaptıklarıyla zaferini kutluyor ancak ölüm onu yavaş yavaş çağrıyor ve kitabın sonnda kendi yarattığı cehennemin zaferini kutlayamadan büyük bir acıyla can veriyor.
Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'den bahsederken bu kitapların çocuk kitabı görünümünde olduğundan ancak yayınevini bilenler ve kitabı almadan hakkında bilgi edinenler için bundan ne kadar uzak olduğu aşikardır. Hikayenin anlatılışı çok yalın ve bir fantastik/korku romanı olarak oluşturulan atmosfer de çok başarılı. Hemen her sayfada bulunan resimli anlatımlar da bir o kadar güzel. Kitabı elime aldıktan çok kısa bir süre sonra bitirdim ve okuması gerçekten çok keyifliydi. Bir çocuk nasıl bu kadar şeytani olabilir ve böyle devam ederse yaptıklarının bir karşılığını görür mü merak içinde beklemek ve zaten öleceğini bildiğimiz bu çocuğu nasıl bir son beklediğini tasavvur etmeye çalışmak heycan vericiydi.
Tom Baker'ın bu kitabını elime aldıktan sonra Doctor Who ile bağlantısından haberim oldu doğrusu, bu arada Doctor Who'nun yeni serisine de en kısa zamanda başlamak istiyorum. Bir de diziden bahsetmişken bu tarz kitapların kısa animasyonları yapılsa ne harika olur. Sanırım Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'den uyarlanma bir Oblong serisi varmış ama bu kitabın da bir kısa animasyonu olursa süper olur gerçekten.
Sonuç olarak karakterleri ve hikayede yaratılan atmosferi çok beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Zaten sonunu bildiğiniz bir hikaye ancak bu kadar güzel ve merak dolu bir biçimde anlatılır. Hikayeye eşlik eden küçük resimlerse anlatıma zenginlik katmış. Bu kitabı kaçırmayın derim.
Puanlama:
21.11.2010
Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü
Orijinal ismi: Creepy Susie: And 13 Other Tragic Tales for Troubled Children
Yazar: Angus Oblong
Çeviren: Oya Yalçın
Yayınevi: Altı Kırkbeş Yayın
Kapak tasarımı: Erol Egemen
İllüstratör: Angus Oblong
Tür: Fantastik / Korku / Mizah
Sayfa sayısı: 195
Arka kapak yazısı: Alacakaranlık Kuşağı'ndan bu çarpık öyküler kadar eğri - büğrü, şeytani, ve sapkınca gülünç bir kitap yapmış olurlardı. Yani eğer kendinizi çığlık atarken bulursanız telaşlanmayın... tabii kahkahadan... öleceğiniz güne kadar... Ki çok yakın olabilir...
Anneniz size bu hikayeleri asla anlatmadı.
Sizi korkutmak istemedi çünkü.
Ama Altıkırkbeş sizin anneniz değil.
Kapak Tasarımı: Kapak tasarımı içerikle uyumlu, yeterli derecede karanlık, Ürkünç Susie ile gizemli ve elinize alıp bir anda okuma isteği uyandırır türden.
Yorumum: Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü Altı Kırkbeş Yayın'larından okuduğum ikinci kitap. Diğeri Tom Baker'ın Domuzları Tekmeleyen Çocuk kitabıydı. Genellikle yayınevleri ile çıkardıkları kitaplar arasında bir bağlantı görüyorum ben ve kimi zaman yayınevi bana güven veriyor, o kitabı elime aldığım anda onun benim olacağını hissediyorum. "Altı Kırkbeş Yayın" ismini görmek de bana aynı güveni veriyor, çıkardıkları kitapların hepsini okuma isteği uyandırıyor içimde. Domuzları Tekmeleyen Çocuk kitabından sonra Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'de de kitabı elime alır almaz seveceğim birşeyler olacağını hissettim. Nitekim kitabı elime alıp sayfalarına şöyle bir bakmamla onu almam bir oldu.
Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü tahmin edeceğiniz üzere bir çocuk kitabı değil=) her ne kadar kapağından öyle olabileceği düşünülse de yayınevinin tarzını bilenler zaten olmadığını hemen anlayacaklardır. Kitabın içinde aslında 15 tane öykü var, bu öykülerin hepsi resimlerle zenginleştirilmiş ve her sayfada 1 cümle şeklinde yazılmış kısa öyküler. Yalnızca bir tanesi (Dick & Muffy) yazısız, resmedilmiş bir hikaye. O kadar sade ve aynı zamanda zengin bir kitap ki bir oturuşta okuyup bitirebileceğiniz kadar da sürükleyici. Doğrusu çok uzun sürmüyor en fazla 20dk yeterli kitabı bitirmek için.
Hikayeler fantastik korku türünde ancak kitabın mizah yanını da unutmamak gerek. Çoğu hikaye çocuklar hakkında, bir kısmı büyükler ve bir kısmı da bir köpekle ilgili. Kitapta işlenen temalardan bazıları cinayet, yamyamlık, cinsellik. İşlenen konular öyle bir mizahi dille ele alınmış ki en olmayacak durumda gülmekten kendinizi alamıyorsunuz. En önemlisi de tabii bu hikayelerin nası resmedildiği, illüstratör Angus Oblong'un hikayelerle resimler arasında kurduğu müthiş bağ gözden kaçmıyor.
Son olarak kitabın sonunda Angus Oblong hakkında yazılanları da okumadan kesinlikle geçmeyin derim;)
Puanlama:
Yazar: Angus Oblong
Çeviren: Oya Yalçın
Yayınevi: Altı Kırkbeş Yayın
Kapak tasarımı: Erol Egemen
İllüstratör: Angus Oblong
Tür: Fantastik / Korku / Mizah
Sayfa sayısı: 195
Arka kapak yazısı: Alacakaranlık Kuşağı'ndan bu çarpık öyküler kadar eğri - büğrü, şeytani, ve sapkınca gülünç bir kitap yapmış olurlardı. Yani eğer kendinizi çığlık atarken bulursanız telaşlanmayın... tabii kahkahadan... öleceğiniz güne kadar... Ki çok yakın olabilir...
Anneniz size bu hikayeleri asla anlatmadı.
Sizi korkutmak istemedi çünkü.
Ama Altıkırkbeş sizin anneniz değil.
Kapak Tasarımı: Kapak tasarımı içerikle uyumlu, yeterli derecede karanlık, Ürkünç Susie ile gizemli ve elinize alıp bir anda okuma isteği uyandırır türden.
Yorumum: Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü Altı Kırkbeş Yayın'larından okuduğum ikinci kitap. Diğeri Tom Baker'ın Domuzları Tekmeleyen Çocuk kitabıydı. Genellikle yayınevleri ile çıkardıkları kitaplar arasında bir bağlantı görüyorum ben ve kimi zaman yayınevi bana güven veriyor, o kitabı elime aldığım anda onun benim olacağını hissediyorum. "Altı Kırkbeş Yayın" ismini görmek de bana aynı güveni veriyor, çıkardıkları kitapların hepsini okuma isteği uyandırıyor içimde. Domuzları Tekmeleyen Çocuk kitabından sonra Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'de de kitabı elime alır almaz seveceğim birşeyler olacağını hissettim. Nitekim kitabı elime alıp sayfalarına şöyle bir bakmamla onu almam bir oldu.
Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü tahmin edeceğiniz üzere bir çocuk kitabı değil=) her ne kadar kapağından öyle olabileceği düşünülse de yayınevinin tarzını bilenler zaten olmadığını hemen anlayacaklardır. Kitabın içinde aslında 15 tane öykü var, bu öykülerin hepsi resimlerle zenginleştirilmiş ve her sayfada 1 cümle şeklinde yazılmış kısa öyküler. Yalnızca bir tanesi (Dick & Muffy) yazısız, resmedilmiş bir hikaye. O kadar sade ve aynı zamanda zengin bir kitap ki bir oturuşta okuyup bitirebileceğiniz kadar da sürükleyici. Doğrusu çok uzun sürmüyor en fazla 20dk yeterli kitabı bitirmek için.
Hikayeler fantastik korku türünde ancak kitabın mizah yanını da unutmamak gerek. Çoğu hikaye çocuklar hakkında, bir kısmı büyükler ve bir kısmı da bir köpekle ilgili. Kitapta işlenen temalardan bazıları cinayet, yamyamlık, cinsellik. İşlenen konular öyle bir mizahi dille ele alınmış ki en olmayacak durumda gülmekten kendinizi alamıyorsunuz. En önemlisi de tabii bu hikayelerin nası resmedildiği, illüstratör Angus Oblong'un hikayelerle resimler arasında kurduğu müthiş bağ gözden kaçmıyor.
Son olarak kitabın sonunda Angus Oblong hakkında yazılanları da okumadan kesinlikle geçmeyin derim;)
Puanlama:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










