26 Mayıs 2013 Pazar

Ne Okuyorum: Ayın Kız Kardeşleri Serisi #3 Karanlık

Beni takip ediyorsanız zaten Ayın Kız Kardeşleri serisini ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuzdur. Aynı zamanda bir süre önce "okuyamama problemim" olduğunu da biliyorsunuzdur=) Bu süreçte birçok kitap elimde süründü ve ne yazık ki yarım kaldı ki bu kitapların büyük bir çoğunluğu da çok sevdiğim, okumayı çok istediğim kitaplardı. Önceden de belirttiğim gibi kitaplar gayet güzel olmasına rağmen çektiğim sıkıntı bu kitapları yarım bırakmama neden oldu. Sonuç olarak bu kitapları yarım yamalak bırakmayı sevmediğim için zaman zaman elime alıyorum ve bu sabah kahvaltıdan sonra Karanlık'ı elime aldım ve keyif dolu bir zaman geçirdim. Uzun zamandır bir kitabı böyle elime alıp keyifle okumamıştım. Bu seriyi zaten çok seviyorum, serinin bu kitabı da üç kardeşten biri olan Menolly'nin ağzından anlatılıyor. Bana göre ismi gibi bu kitap, serinin en karanlık hikayesine sahip. Önceki kitapta Delilah'ı başta çok sevmememe rağmen sonradan ısınmıştım, daha doğrusu karakterlerin hepsini seviyorum ama Camille'in yeri ayrı olduğu için diğer karakterlere onun kadar ısınamadım ve Menolly için de durum aynı. Ben vampirleri, vampir hikayelerini çok severim, sanırım Menolly henüz çok güçlü bir karakter olmadığı (hikayeler ilerledikçe bu durumun değişeceğini düşünüyorum) için ona çok ısınamadım. Dediğim gibi hikaye ilerledikçe Delilah da olduğu gibi Menolly için de düşüncelerim farklı yönde şekillenecektir.

Yazar aslında çok cesur bu konuda bana göre. Yani hikaye, seri, Camille gibi güçlü bir karakterle başladı ve sonrasında farklı karakterlerin ağzından devam ediyor. Bu bana göre bir yazar için çok cesur bir davranış ki ben de seriyi Camille'le sevdim ve şu an onun kitaplarına gelmeyi sabırsızlıkla bekliyorum ama yine de yazar bu konuda çok başarılı olduğu için diğer kitapları da severek okuyorum.

Şu an 134. sayfadayım, bu seride hikayeler birbiriyle bağlantılı ancak her kitapta farklı başka bir olay ile de mücadele ediyor karakterler ve bu kitapta da bu farklı olaya girmiş bulunuyoruz. Açıkçası şu an için diğer ilk iki kitap kadar heyecan duymasam da severek okuyorum kitabı. Bilemiyorum, seriyi ve kitapları okumayı seviyorum ama Camille'i okumak istiyorum sanırım ondan bu sabırsızlığım =D

Çok uzun serileri okumayı sevmiyorum genelde ama bu serinin ilk kitabını okuduktan sonra diğer bütün kitaplarını hemen aldım ve hiç pişman değilim doğrusu, çok çok seviyorum seriyi. Belki de "urban fantasy" türünün çok güzel bir örneği olmasından da kaynaklanıyor bu sevgim. Aslında tam olarak urban fantasy değil epic fantasy türü de hakim bu seriye, bu açıdan seviyorum konuyu.

Umuyorum ki kitabı kısa bir sürede bitirip, keyifle diğer kitaplara da devam ederim. Zaten sırada Camille'in hikayesi var, nasıl mutluyum nasıl mutluyum anlatamam ;))


4 yorum:

  1. blog teması bu şekilde daha güzel olmuş.ferah ferah:) güle güle kullan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benim de böyle sade tema çok hoşuma gitti;))

      Sil
  2. güle güle kullan canım

    YanıtlaSil