kitap yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.02.2019

Ocak 2019 Okuduklarım


Merhaba,

Ocak ayı çok çabuk geçti gibi geliyor bana, ama epey bir kitap okumayı başardığım güzel bir ay oldu benim için. 


Toplamda 7 kitap okudum, son okuduğum kitabı bu fotoğrafı paylaştığımda eklememiştim. Sonuncu kitap Netgalley'den My Footprints isimli bir çocuk kitabı. Hazır çocuk kitabı demişken, çocuk kitaplarını kendi okuduklarım listeme ekleme kriterimi de not düşmekte fayda var; kızımla beraber de bir sürü çocuk kitabı okuyoruz ancak yalnızca kendi ilgimi çeken ve kendi zevkim için okuduklarımı bu listeye ekliyorum.


Aralık ayını bir H. G. Wells kitabı ile bitirince, hem de çok sevince, konuları ilgimi çeken birkaç Wells kitabı daha aldım ve ikisini çok severek bu ay okudum.


Ama en çok hangisini sevdin derseniz cevabım Philip K. Dick'ten Ölüm Labirenti olur. Dick'in en sevdiğim kitabı Gökteki Göz'e benzer türde yazdığı iki kitabı olduğu yazıyordu biri Ubik biri de bu kitapmış. Aslında bu ay okumayı düşündüğüm kitaplar oldukça farklıydı ama ben kitap almadan duramadığım için devamlı kararlarım değişiyor işte =D Bu şekilde Ölüm Labirenti'ni okumaya karar verdim ve çok da sevdim.

Kısacası yeni yazarlar tanıdığım, sevdiğim yazarların güzel kitaplarını okuduğum keyifli bir ay oldu benim için Ocak ayı. 

Siz neler okudunuz, geçen ay okuduklarınızdan en sevdiğiniz kitap hangisi oldu?

Yorumlarınızı bekliyorum!

Sevgiler,

22.04.2018

Mart 2018 Okuduklarım


Merhaba,

Instagram'da bu görselle Mart ayında okuduklarımı paylaşmıştım, buraya yazamadım bir türlü ama bu sene her ay okuduklarımı mutlaka bloga yazmak istediğimden böyle kalsın da istemedim. Geç de olsa yazmış olayım =)

Mart ayı epey verimli oldu benim için; bol çocuk kitabı, Şahane bir çizgi roman ve çok severek okuduğum romanlarla çok keyifli geçti zaman. Bu listede okuma zevki benden farklı da olsa hemen herkese önerebileceğim tek bir kitap var o da Pezzettino. Şahane bir çocuk kitabı ama bana göre herkes okumalı. Yazarın diğer kitaplarını da mutlaka almak, okumak ve kızıma da okutmak istiyorum. Seconds ise bahsettiğim şahane çizgi roman. Bryan Lee O'Malley'in daha önce Scott Pilgrim serisini okumuştum ve ona da bayılmıştım, çok harika bir dünyası var yazarın, enfes hikayeler ortaya çıkarıyor, mutlaka bakın derim. 


Amber Yıllıkları'nın ilk kitabını okudum, bana yıllardır mutlaka oku denilen bir fantastik seri bu, gerçekten de su gibi aktı gitti hikaye, muazzam bir kitap. 

Son olarak fuarda sürprz olarak karşıma çıkan Vahşi Şeyler Ülkesi'nde o kadar güzel bir kitap ki; çizimleri, hikayesi... tekrar tekrar okumak istiyorum.

Mart ayı böyle geçmişti, bakalım Nisan'da durum ne olacak ;)

Sevgiler,



10.03.2018

Iron Man Düello - Eoin Colfer


Marvel Iron Man Düello sevdiğim bir yazar olan Eoin Colfer'ın elinden çıkmış. Çizgi roman okumayı seven biri olarak DC ve Marvel karakterlerinin bu yeni romanlarını epeydir merak ediyordum ve bir kitap alışverişi sırasında Iron Man'in bu yeni hikayesini dayanamayıp aldım.

Biliyorsunuz zaman zaman paylaşıyorum, çizgi roman okumayı seviyorum ama bu konuda da diğer türlerde olduğu gibi seçiciyim. Farklı türlerde, süper kahraman hikayesi olmayan çizgi romanları sıklıkla okuyorum--son yıllarda KaraKarga'nın çıkarmış olduğu çizgi romanlara mutlaka bakın, enfes kurgular, tek hikayeden oluşan muhteşem sanat eserleri var aralarında. Aslında bu ayın ilk okuduğum kitabı da bir çizgi roman oldu ama ona sonra değineceğim ;) Konumuza dönecek olursak süper kahramanlardan yalnızca sevdiklerimin seçtiğim hikayelerini okuyorum. Iron Man de Batman'den sonra en sevdiğim olabilir. İşte bu nedenle merak edip bu romanı aldım ve büyük bir heyecanla okumaya başladım.


Uzun sürede okumamdan mı-- yoğunluktan 2-3 sayfa okuyabildiğim zamanlar oldu, ya da hikayenin beklediğimden daha sakin ilerlemesinden mi bilemiyorum açıkçası yarısına geldikten sonra biraz zorlaya zorlaya bitirdim kitabı. Hikaye tipik bir Iron Man kurgusu, hem o açıdan hem de yazarın ustaca ördüğü olay örgüsünden ötürü severek okudum; yani sevmedim demiyorum ama bir şekilde sıkıldım. Bir de son yıllarda büyük bir yükselişte olan, ülkemizde yayınevlerinin artık inanılmaz fiyatlara bu türdeki kitaplarını sattığı (Pegasus Yayınları'nın eline kimse su dökemez sanırım, inanılmaz?!) genç yetişkin türünde bir kitap olması da beni hikayenin biraz sıkmasına neden olmuş olabilir. Burada yanlış anlaşılmasın, zaten önceki yazılarımdan bilenler bilir ben genç yetişkin türünü çok severim ama ciddi anlamda bu türde seçici olmak lazım; birbirini tekrar eden onlarca kitap var. Kısaca bu türün asıl hedef kitlesi bence daha çok sevebilir bu kitabı, ben de sevdim ama "olağanüstü, elimden bırakamadım" diyebileceğim türde değil.

Kitap Beta Kitap'tan çıkmış, yayınevinin şahane kitapları var bu arada mutlaka bakın derim.

Şimdi gelsin yeni kitap seçme heyecanı =D


5.10.2017

Otostopçunun Galaksi Rehberi ve Evrenin Sonundaki Restoran - Douglas Adams



Netflix'te Dirk Gently's Holistic Detective Agency'i izledikten sonra hemen hemen aynı dönemde yeni basımını Alfa Yayınları'nın yapmasıyla uzun zamandır istediğim Otostopçunun Galaksi Rehberi dünyasına adımımı attım. Bu arada Ekim ayı planlarımı yazdığım yazımda bu ay için Dirk Gently'nin yeni sezonunun başladığını not düşmemişim ama ben bu ay izleyip izleyemeyeceğimi bilmiyorum, yine de söylemiş olayım; uçuk kaçık, aşırı eğlenceli bir Douglas Adams hikayesi ve harika oyuncular var.



Kitaplara dönecek olursak; tam olarak beklediğim gibi, eğlenceli, dinamik, oldukça renkli ve ayrıntılı bir hikaye örgüsüne sahip bir bilim kurgu Otostopçunun Galaksi Rehberi. Yazarın anlatım dilinin zenginliği şaşkınlık yaratacak derecede ayrıntılı ve insanı boğmayacak derecede keyifli. Karakterlerin absürdlüğü, anlatılan hikayenin eğlenceli ve komik yanıyla tadından yenmez bir bilim kurgu ortaya çıkarıyor. İlk kitabı defalarca kahkahalarla elimden bıraktığımı biliyorum =)

İlk kitabı okurken altını çizdiğim çok fazla yer oldu; hem merak uyandıran, hem güldüren, hem de bunu unutmamalı dediğim yerler; hayat üzerine, yaşam üzerine notlar.

Ve ilk kitapta en sevdiğim bölüm ise bir ispermeçet balinası ile saksıdaki petunyaların düşüşü ile ilgili bölüm =))

İkinci kitap Evrenin Sonundaki Restoran da çok keyifliydi ama bir geçiş kitabı kurgusundaydı sanki, ilk kitaba göre daha az sevdiğimi söyleyebilirim. Her iki kitapta da hikayeyi sevdiren ayrıntılı dil ve yaratılan merak duygusu okumayı keyiflendiriyor. Özellikle ikinci kitabın sonunda doğru anlaşılan ve çözümlenen bazı kısımlar çok güzeldi.



Üçüncü kitap için biraz ara vereceğim, çünkü elimdeki kitapları okuamayı hedefliyorum bu aralar. Ancak çok uzun ara vermeden, unutmadan devam etmekte fayda var. Douglas Adams harika bir edebi kurgu yaratan, aşırı eğlenceli bir yazar, özellikle bilim kurgu severlerin kaçırmamasını mutlaka bir kitabını okumasını tavsiye ederim.

Eğer ilk iki kitabı okuduysanız, yorumlarınız nedir, mutlaka yazın =)

Sevgiler,


21.06.2015

Paris'te Aşk - Stephanie Perkins


Orjinal İsmi: Anna and the French Kiss
Yazar: Stephanie Perkins
Çeviren: Burcu Çelik
Yayınevi: Arunas
Tür: Genç yetişkin, çağdaş, romantik
Seri: 1. Kitap
Sayfa Sayısı: 318

Tanıtım Yazısı: Ah Aşk... Ne Seninle Ne de Sensiz... Bu kitabı okuduğunuz süre boyunca âşık olma hissi bütün benliğinizi saracak...

Anna; babasının isteğiyle lisedeki son yılını Atlanta'dan, evinden, annesinden, en yakın arkadaşı Bridgette'den ve hoşlandığı çocuk Toph'tan ayrı bir şekilde geçirmek zorunda kalmış ve Paris'teki Amerikan Okulu'na yazdırılmıştır. Hem alıştığı yaşam tarzından uzaklaşmak hem de yeni bir kültüre uyum sağlamaya çalışmak Anna için çok zordur. Fakat kısa zaman içinde kendine yeni arkadaşlar edinir. Tabii onu Paris'te özel hissettiren biri vardır: Etienne. Fakat Etienne başka biriyle ilişki yaşamaktadır. Anna; Etienne ve Toph arasında gidip gelmekte ve ait olduğu yeri yani "ev"ini aramaktadır.

Çok sevdiğim bir lisem vardı; artık yok.
Çok sevdiğim bir çocuk vardı; artık yok.
Çok sevdiğim bir arkadaşım vardı; artık yok.

Artık Paris benim de evim.
Yeni arkadaşlar, yeni aşklar…
Ah aşk…
Ne seninle ne de sensiz…

Oysa ben imkânsızı değil, gerçek aşkı arıyordum.
Ama aşk, hayallerde yaşanamayacak kadar gerçek; hayalleri süsleyecek kadar pembeydi Paris'te…


Yorumum: Türk ya da yabancı birçok kitap blogunda uzun zamandır Paris'te Aşk ya da orjinal adıyla Anna and the French Kiss hakkında çok olumlu yorumlar görüyordum. Ben de yine uzun zaman önce e-kitap foratında 2-3 sayfa okumuştum ama sonra kitabın fiziksel kopyasını almaya karar verip bırakmıştım. Geçen ay babil.com kampanyasıyla da kitabı aldım - ki uzun zaman önce çevrildiği ve tahminen yeni baskısı da çıkmadığı için zor bulunan bir kitaptı ama sonunda kavuştum kitabıma =)

Kitabı başından sonuna kadar çok severek okudum. Karakterleri, yazarın Paris'i anlatışını çok sevdim. Yazar özellike bölüm sonlarını öyle ilgi uyandıracak, meraklandıracak şekilde yazmış ki tam bu bölümde bırakayım, ara vereyim diyordum sonra bölüm öyle bir sonla bitiyordu ki hep diğer bölüme devam etmek zorunda kaldım =)

Anna ve St. Clair çok tatlı karakterlerdi ama onlarla bağlantısı olan diğer karakterler de Çok iyi tasvir edilmişti.

Anna'yla ilgili olarak en sevdiğim şey sinemaya olan tutkusu ve bu tutkusunu bloguna/hayatına yansıtıyor ouşuydu. Bu açıdan bu kitabı okuyan her blogger benim de yapmış olduğum gibi kendinden bir parça bulmuştur eminim Anna'da ;)


Bir de hayallerimi süsleyen kitapçı Shakespeare and the Company'den bahsediyor oluşu (sf. 160) gerçekten çok hoşuma gitti. Shakespeare and Company'i Before Sunrise'ı izlediğimden beri çok severim; ayrı bir havası olan gidip-görülesi güzel kitapçılardan biri. Kitabın en güzel yerlerinden biriydi bu kısım bana göre.



Altını çizdiğim birçok yer de oldu. Kendi düşüncelerime yakın gördüğüm ya da bana ilham veren sözler vardı kitapta; pozitif ve aydınlatıcı yönlerini de sevdim kitabın.

Sonuçta herşeyiyle çok severek okuduğum sürükleyici, yüzümü devamı güldüren şahane bir hikayeydi Paris'te Aşk. Yazarın diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.

Puanım:





21.05.2015

İlk Aşk - John Green

İlk Aşk John Green'i tanımak için konusuna bakarak aldığım bir kitaptı. Yoğunluktan biraz elimde süründü ama dün gece bitirdiğimde iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu yani çok beğendim.

Instagram'da bu kitabı okuduğumu ilk paylaşığımda çoğunlukla olumsuz yorumlar aldım, hatta sonraki paylaşımlarımda da devam etti bu. Kimi yorumlar tanıdığım kişiler tarafından geldi ki ne derlerse desinler yorumlarını görmek mutlu ediyor beni ama tanımadığım bir çoğunluk var ki genelde hem olumsuz hem de hoş olmayan bir eleştirel yaklaşımda bulundular. Daha kitabı elime alır almaz benim hevesimi kaçırmaya çalışır derecede yorum yapılması çok hoş değildi açıkçası. Neyse ben kitabı neden beğendiğimi açıklayayım size. Kitap üstün zekalı bir çocuğun bir kez daha terkedilmesiyle sonuçlanan aşk hayatının onu nereye götürdüğünü esprili ve bolca matematiksel bir dille anlatıyor. Matematiksel kısımları yorucu ya da anlaşılmaz gelebilir ama genel olarak Colin ve yakın arkadaşının diyalogları, hayatlarını değiştiren dönüm noktaları ve bu gençlerin geleceğini belirleryen deneyimleri okurken bana keyif verdi. Öyle ki çoğu zaman kahkahalar attım Colin ve Hasan'ın diyaloglarına. Kısacası John Green'in dilini ve yarattığı karakterleri sevdim, diğer kitaplarını da eğer ilgimi çekecek konulara sahipse okumak isterim.



Kitap genç yetişkin türünde belki de bu nedenle yalın ve sürükleyici anlatım diliyle daha çok gençlere hitap ettiği düşünülüyor. Ancak dünya üzerinde bu türü severek okuyanlar yalnızca gençler değil ki zaten ben hiçbir kitabın belli bir yaş aralığına hitap ettiğine inanmıyorum bir edebiyatçı ve 31 yaşında bir kişi olarak. Çocuk kitaplarını hala severek okumuyor muyuz? Okumaktan keyif aldıktan sürece dilediğimiz kitabı okumakta özgürüz =)

Eğer konusu ilginizi çekerse pek tabii tavsiye ederim okumanızı.

Sevgiler.


25.04.2015

Yetenek - Kristin Cashore (Yedi Krallık Üçlemesi #1)

Yetenek'i alalı ve okumaya başlayı epey uzun zaman oldu ve sonunda bitirebildim! "Sonunda" diyorum çünkü gerçekten kolay okunabilir bir roman olmasına karşın epey bir zaman aldı kitap.

Bu kitabı seçtiğimde konuyu çok seveceğime emindim ve öyle de oldu zaten. Hikayeyi, karakterleri çok sevdim. Katsa özellikle güçlü bir kişiliğe sahip kadın karakter olarak sunulmuş ama bence bu göze batacak kadar yoğun bir şekilde işlenmemiş; yani tam kararında. Po ise oldukça sevimli. Karakterlerin kendi kişiliklerini ve "yeteneklerini" keşfi anlatılıyor, serinin bu ilk kitabında ve gerçekten heyecanlı bir olay örgüsüyle.



Şimdi gelelim benim neden bu kadar zamanda okuduğuma. Kitabı ilk elime aldığımda o gün 50sf'yı soluksuz okumuştum, bu 200 sayfa olana kadar böyle devam etti; yani tahminen bir haftada kitap çok rahat biterdi. Çünkü hikayeyi sevmiştim, kolay okunur, sürükleyici bir dili vardı ancak ne zaman kitabın ortasına, yol hikayelerinin anlatıldığı kısımlara geldim işte o zaman kitap elimde sürünmeye başladı hatta blogumun sıkı takipçileri dikkat ettiyse arada bir de başka bir kitap (The 100) bitirdim =) Daha önce yol hikayeleri çok okudum, özellikle bunun gibi fantastik türdeki kitaplardan bahsediyorum; hatta Ejderha Mızrağı'ndaki yol hikayeleri efsanevi bana göre. Ancak çok fazla kendini tekrar eden ve gereksiz detaylarla 100 sayfa uzatılan kısımlar okuyucuyu yoran cinsten. Dediğim gibi hikaye gerçekten çok güzel, ancak karakter gelişimi adına uzatılan yol hikayesi ve kesinlikle ilgi çekicilikten uzak, yorucu anlatım (sadece bu kısımlarda) bu kitabın elimde sürünmesine neden oldu. (Goodreads'te bu nedenden ötürü 4/5 yıldız aldı).



Serinin ikinci kitabını bu kitabın başlarındayken kitap fuarı sırasında almıştım, pişman değilim bazı sıkıntılı kısımlara rağmen dediğim gibi sevdim hikayeyi ama yeni kitaba başlamak için biraz ara vereceğim ve başka şeyler okuyacağım.

Bu arada küçük bir eleştiri Pegasus Yayınları'na; bu kitap ciltli ve ciltli kitaplar ne yazık ki çok pahalı ülkemizde. Tamam bu durumda birşey yapamıyoruz ama madem bu kadar para veriyoruz biraz daha kaliteli baskıları hakkettiğimizi düşünüyorum; şu an kitabın üzerinde yazı kalmadı, altın varak baskılar ne yazık ki kalitesiz olmuş =/

Ve şimdi okunacak yeni kitabı seçme keyfini yaşamak üzere bir süre kitaplığımın önünde oyalanacağım ^o^

Sevgiler,


13.04.2015

The 100 - Kass Morgan


Kass Morgan'ın The 100 isimli serisinden uzun zaman önce haberdar olmuştum ama serinin ülkemizde yayımlanmaya başladığından haberim yoktu; sonra bir gün Go Kitap! sayesinde haberdar oldum ve nasıl mutlu oldum anlatamam! Go Kitap! son zamanlarda beğenerek takip ettiğim bir yayınevi; çıkardığı kitaplar özellikle genç yetişkin türünde olduğundan beni daha da mutlu ediyor, çünkü sabırsızlıkla beklediğimiz kitapları onların sayesnde elimize alıyoruz. Özellikle mıknatıslı kapakları bir muhteşem!

The 100 son dönemde epey bir popüler olan ve genç yetişkin kurgularında tercih edilen türlerden biri olan distopya türünde bir kitap. Ancak benzerlerinden oldukça farklı. Olay örgüsü, hikayenin işlenişi ve devamlı sizi zinde tutan bir heyecan bu kitabın en harika özellikleri. Genç karakterlerin tahmin edilebilirlikten uzak karakterleri ve deneyimleri Taht Oyunları serisine benzer bir şekilde onların dilinden bölüm bölüm farklı ağızlardan aktarılıyor. Bu tarz anlatımları çok seviyorum; hem okuyucuyu daha çok heyecanlandırıyor, hem de olaylara ve karakterlere daha bir derinlik kazandırıyor.

The 100'ı elimden bırakmadan okudum diyebilirim. Çok yoğun olduğum bir dönemde okumaya başlamıştım ona rağmen hiç olmadı bir bölüm bitiririm diyerek hep yanımda taşıdım =) Kurguyu çoksevdim; karakterleri ise kimi zaman sevdim kimi zaman da onlara sinirlendim ama hep şaşırarak, ağzım açık okudum diyebilirim =D



The 100 21. Gün yine Go Kitap'tan yakın bir zamanda çıktı ve benim de elimde mevcut. Bundan önce okuduğum kitabı yarım bırakmıştım onu bitirip 2. kitaba devam ederim dedim ama aklım nasıl kitapta kalıyor anlatamam. Bu arada bu serinin bir de epey popüler dizisi var, ben izlemedim -- önce kitapları okuamak istediğimden-- ama birçok kişiden aldığım yoruma göre başarılı ve güzel bir dizi olduğu söyleniyor ;)

Kısacası genç yetişkin distopya severlere tavsiyem olur ;)

Sevgiler.


17.10.2013

Ve Köpek Düşleri Biter...


Az evvel bitirdim Markus Zusak'ın Köpek Düşleri'ni. Eğer kitap hakkında yazılan tanıtım bilgisini okursanız gerçekten açıklayıcı bir tanıtımla karşılaşırsınız. Zusak'ın okuduğum ilk kitabı oldu Köpek Düşleri; tam bir ergen gencin duygu, düşünce ve hareketlerini yansıtıyor kitap. Gençlik ya da gençlere dair bir şeyler okumak isterseniz ilginizi çekebilir.

Geçenlerde bir yerde Neil Gaiman'ın kitapların da bir cinsiyeti olduğunu belirttiği bir yazı okumuştum. Eğer bu kitabın bir cinsiyeti varsa, o kesinlikle (ergen bir) erkek (çocuğu). Zusak'ın anlatım dili hoşuma gitti. Kitap basit bir anlatımdan ziyade edebî yönünü vurgularcasına imge ve detaylandırmalarla zenginleştirilmiş, bu nedenle keyifle okudum diyebilirim. Yalnız kitabı alırken tek bilmediğim şey bunun bir serinin ilk kitabı olmasıydı, devam etmezseniz yeterli bir sonla da bitiyor aslında ve ben keşke öyle kalsaymış; kısa ve öz dedim. Ama sırf meraktan--eğer çevrilirse devam kitaplarını da okuyabilirim. Yine de kitap başlı başına vermek istediği mesajı veriyor zaten.

Altını çizdiğim çok yer oldu ve bu genellikle kız veya erkek fark etmez hatta ergen bile olmasına gerek yok herkesin yaşadığı içten, samimi ve  sorgulayıcı duygularla ilgiliydi. Bunları net bir şekilde görebilmek ve güzel bir anlatımla okumak keyifliydi.

Tatilin geri kalanında elimde yarım kalanlara mı devam edeceğim, yoksa yeni bir kitap mı seçeceğim bakalım göreceğiz;)


7.07.2013

Edebiyattan Pek Anlamam - Kenneth C. Davis & Jenny Davis


Edebiyattan Pek Anlamam Kenneth C. Davis ve Jenny Davis tarafından yazılmış NTV Yayınları'ndan 2011 yılında çıkan bir kitap. Türü için en uygunu sanırım bir referans kitabı demek olacaktır ama bundan öte çok da eğlenceli bir yanı olan farklı bir referans kitabı Edebiyattan Pek Anlamam.

Yaklaşık olarak Şubat ayından beri kaç güzel kitap elimde süründü beni hem buradan hem de instagram'dan takip edenler görmüştür. Elime bir o kitabı aldım, bir bu kitabı ama hiçbirini bitiremedim. Suç kitaplarda değildi tabii daha önce burada da yazdığım üzere yoğun geçen günler ve bunun verdiği bazı sıkıntılar okumama engel oldu ne yazık ki. Ama çok şükür bunu da atlattım ve zevkle, keyifle tekrar okumaya başladığım kitap Edebiyattan Pek Anlamam oldu. 

Kitabın türü evet referans niteliğinde; yazarlar, kitaplar, kitap türleri vb. birçok mevzuya kısa kısa değiniyor kitap ama işin en eğlenceli kısmı her konunun altında sizi küçük bir sınava tabi tutması. Mesela Oscar Wilde'la ilgili bölüm şöyle:


İşte gördüğünüz gibi burada kısa ama özlü ve ilgi çekici bir anlatım mevcut. Siz bunu okuduktan sonra ise hemen altında şöyle mini bir sınav yer alıyor:


Bu soruları cevapladıktan sonra hemen arka sayfadan cevapları kontrol edebiliyorsunuz. İşte bu kısım beni inanılmaz eğlendirdi. Sanki "Kim Milyoner Olmak İster?" yarışmasında yarışmak gibi eğlenceli ve keyifliydi =)

Kitapta birçok tanıdık yazar, kitap vardı ama yeni tanıdığım, adını duymadığım ve çok başarılı olduklarını öğrendiğim yazarlar da çıktı karşıma. Birçok yerin altını çizdim, notlar aldım, bildiklerimi, bilmediklerimi herşeyi yazdım diyebilirim. Bu kitap bana ileride de çok lazım olacak keyif dolu bir referans olacak.

İnanın okuma isteği, şevki hani o bir an önce boş vaktim olsa da kitabımı elime alsam dediğiniz anlar var ya onları kaybetmek çok kötü bir durum... Bunu yaşadığım için üzgünüm ama atlattığım için çok mutluyum ve umarım bir daha tekrarlanmaz ve umarım siz sevgili okumayı seven dostalrımın hiçbirinizin başına gelmez=) 

Tekrar okuma aşkımı kazanmak ve böyle harika bir kitapla, keyifle devam etmek beni çok mutlu etti. Biliyorsunuz ki her kitap herkese göre olmayabilir. Bu kitap sadece önemli, eğlenceli noktalara değiniyor, büyük bir referans kitabı değil. Bu bakımdan eğer almayı düşünürseniz mutlaka bir inceleyin derim ben;)

Yaklaşık 2 sene önce Tüyap Kitap Fuarı'ndan almıştım ben (her kitabın bir zamanı varmış;) ) ve o dönemde indirimli almıştım ama şu an benim elimdeki kitabın üzerinde 15 TL yazıyor, bilginize;)

Beni çok heyecanlandıran, uzun zaman kitapçılarda arayıp zor bulduğum biraz da mesleki bir kitaba başlayacağım şimdi, o nedenle çok heyecanlıyım; yakında öğrenirsiniz;)



Bu arada bu kitaba benzer, bildiğiniz, sevdiğiniz kitap önerileriniz varsa mutlaka yazın;)

Sevgiler,





26.05.2013

Ne Okuyorum: Ayın Kız Kardeşleri Serisi #3 Karanlık

Beni takip ediyorsanız zaten Ayın Kız Kardeşleri serisini ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuzdur. Aynı zamanda bir süre önce "okuyamama problemim" olduğunu da biliyorsunuzdur=) Bu süreçte birçok kitap elimde süründü ve ne yazık ki yarım kaldı ki bu kitapların büyük bir çoğunluğu da çok sevdiğim, okumayı çok istediğim kitaplardı. Önceden de belirttiğim gibi kitaplar gayet güzel olmasına rağmen çektiğim sıkıntı bu kitapları yarım bırakmama neden oldu. Sonuç olarak bu kitapları yarım yamalak bırakmayı sevmediğim için zaman zaman elime alıyorum ve bu sabah kahvaltıdan sonra Karanlık'ı elime aldım ve keyif dolu bir zaman geçirdim. Uzun zamandır bir kitabı böyle elime alıp keyifle okumamıştım. Bu seriyi zaten çok seviyorum, serinin bu kitabı da üç kardeşten biri olan Menolly'nin ağzından anlatılıyor. Bana göre ismi gibi bu kitap, serinin en karanlık hikayesine sahip. Önceki kitapta Delilah'ı başta çok sevmememe rağmen sonradan ısınmıştım, daha doğrusu karakterlerin hepsini seviyorum ama Camille'in yeri ayrı olduğu için diğer karakterlere onun kadar ısınamadım ve Menolly için de durum aynı. Ben vampirleri, vampir hikayelerini çok severim, sanırım Menolly henüz çok güçlü bir karakter olmadığı (hikayeler ilerledikçe bu durumun değişeceğini düşünüyorum) için ona çok ısınamadım. Dediğim gibi hikaye ilerledikçe Delilah da olduğu gibi Menolly için de düşüncelerim farklı yönde şekillenecektir.

Yazar aslında çok cesur bu konuda bana göre. Yani hikaye, seri, Camille gibi güçlü bir karakterle başladı ve sonrasında farklı karakterlerin ağzından devam ediyor. Bu bana göre bir yazar için çok cesur bir davranış ki ben de seriyi Camille'le sevdim ve şu an onun kitaplarına gelmeyi sabırsızlıkla bekliyorum ama yine de yazar bu konuda çok başarılı olduğu için diğer kitapları da severek okuyorum.

Şu an 134. sayfadayım, bu seride hikayeler birbiriyle bağlantılı ancak her kitapta farklı başka bir olay ile de mücadele ediyor karakterler ve bu kitapta da bu farklı olaya girmiş bulunuyoruz. Açıkçası şu an için diğer ilk iki kitap kadar heyecan duymasam da severek okuyorum kitabı. Bilemiyorum, seriyi ve kitapları okumayı seviyorum ama Camille'i okumak istiyorum sanırım ondan bu sabırsızlığım =D

Çok uzun serileri okumayı sevmiyorum genelde ama bu serinin ilk kitabını okuduktan sonra diğer bütün kitaplarını hemen aldım ve hiç pişman değilim doğrusu, çok çok seviyorum seriyi. Belki de "urban fantasy" türünün çok güzel bir örneği olmasından da kaynaklanıyor bu sevgim. Aslında tam olarak urban fantasy değil epic fantasy türü de hakim bu seriye, bu açıdan seviyorum konuyu.

Umuyorum ki kitabı kısa bir sürede bitirip, keyifle diğer kitaplara da devam ederim. Zaten sırada Camille'in hikayesi var, nasıl mutluyum nasıl mutluyum anlatamam ;))


4.05.2013

Cumartesi İlk 10: En Kaliteli Kitap Blogları


Akın'ın Sihirli Kitap isimli blogunda yapmış olduğu bu güzel etkinliğe bu hafta ben de katılmak istedim zira konusu oldukça eğlenceli. Akın kaliteli kitap bloglarını listelememizi istemiş, bu çok güzel çünkü kitap blogları günden güne artıyor ve yepyeni isimler aramıza katılıyor, biz de bu güzel etkinlik sayesinde yeni bloglar da tanıyabiliyoruz (Ben birkaç tanesini not aldım bile ^.^) Kendi listemi yapmadan önce bugün bu etkinliğe katılan birkaç blogda ismimi gördüm ve ne tatlı yorumlar yapmışlar öyle ^o^ Çok mutlu oldum, çok teşekkürler herkese ;))

Listeyi yazarken kriterlerim şöyle oldu; birçooook blogu takip ediyorum, ama etkinlik "10" tanesini istiyor bizden, o nedenle uzun zamandır takip ettiklerimi eklemek istedim. Yoksa dediğim gibi yazacak çook blog var ;) Bir de üzerinde durulması gereken şey; yazdıklarım herhangi bir öncelik taşımıyor (1. ya da 2. sıralaması yok) hepsi aynı derecede iyi benim gözümde ;) Neyse uzatmadan hemen yapayım listemi ^o^



Gece Kütüphanesi: http://bibliofk.blogspot.com/ (+ Düşler ve Cinayetler Kulübü http://duslervecinayetler.blogspot.com/)








Şimdi listeye baktığınız zaman bu blogların bazıları "kitap blogu" değil diyebilirsiniz; ama ben farklı düşünüyorum. Kişisel bloglar olarak sınıflandıracak olsak bile bu bloggerlar yaptıkları kitaplara dair her tür paylaşımlarıyla benim gözümde aynı zamanda çok değerli kitap bloggerları. Paylaştıkları kitapları, kitap yorumlarını ve diğer her şeyi çok seviyorum, dediğim gibi herhangi bir öncelik sıralaması yok sıkı takipçileriyim hepsinin ;)

Bunlar dışında daha yazmak istediğim çoook fazla blog var; yerli, yabancı... Birçoğu zaten takipçisi olduğumu biliyordur, isimlerini yazmadım diye darılmasınlar ;) Bu arada etkinlik sahibi Akın'ın blogunu da zaten takipteyim, onu ayrı tuttum ;D


2.03.2013

Beni Seç - Kiera Cass Yorumum


Birkaç gündür elimden düşüremiyordum ve dün gece öyle bir kaptırdım ki kitaba kendimi hemen bitirdim. Goodreads, instagram gibi yerlerde de hemen yazdım zaten ama kısaca şunu söyleyeyim; son zamanlarda okuduğum en iyi genç yetişkin türündeki kitaplardan biri Beni Seç. O kadar sevdim ki, şu an hüzünle 2. kitabı bekliyorum :) Hüzünle çünkü öyle bir yerde bitti ki meraktan ölüyorum :D

İtiraf etmeliyim ki kitaba başlamadan önce bu kadar kuvvetli bir hikayeye sahip ve beni alıp hikayenin geçtiği yere götürecek, olaylara dahil edecek ve yerimde duramadan okuyabileceğim bir kitap olacağını hiç düşünmemiştim. Çünkü kitap romans diyebileceğimiz türe çok yakın, ama disütopya elementleri ve masalsı özellikler taşıdığını da belirtmek lazım. Bütün bu özellikleri ve kitabın tanıtım yazısını da göz önünde bulundurduktan sonra okumaya karar verdim. Bu arada bilirsiniz hep yazıyorum, ben fotoğraflı kitap kapaklarını sevmem genelde ama ne yalan söyleyeyim bu kapağa ilk gördüğüm andan beri bayılıyorum. Kitabı okuduktan sonra da hikayeye inanılmaz derecede yakıştığını düşünüyorum, çok güzel. Yani benim bu kitaba başlangıç hikayem böyle; kapak + ilgi çekici bir konu ilk olarak başlama nedenimdi. Sonrasında okurken o dünyaya öyle bir daldım ki, bir saniye bile sıkılmadan okudum. Romans elementini sevmiyorum gibi anlaşılmasın, sadece biraz şüphe uyandırmıştı bu bende kitabın konusunu okuduğumda ama sonradan okuyunca buna pişman oldum. Yazar romans türüne öyle hakim ki kitabı okurken çoğu kez "TEAM MAXON" diye bağırırken buldum kendimi :D Ahh Maxon... kitapla ilgili bir ipucu vermeden tamamlamak istiyorum bu yazımı ama eğer okursanız bilin ki ben Maxon diye diye bir hal oldum =P 

Disney Masalları'nı ben pek severim sanki bu kitapta da öyle bir hava var ama disütopik elementler taşıması bu kitabı farklılaştırıyor ve güzel detaylar katıyor hikayeye. Dediğim gibi ben çok sevdim, ama eğer siz okumaya karar verirseniz mutlaka kitabın konusunu okuyun ve romans + disütopya + masal karışımından hoşlanacağınızı düşünüyorsanız kitabı edinin =) Bu arada gerçekten kısa sürede bitebilecek bir kitap, yazı dili çok güzel ve zaten bir film izler gibi kaptırıyorsunuz kendinizi ;)

Son olarak heyecanla beklediğim 2. kitabın kapağını da paylaşayım sizlerle. O da en az ilki kadar güzel gözüküyor ;)



23.12.2012

Gece Okulu - C. J. Daugherty

Aşağıdaki videoda C. J. Daugherty'nin Gece Okulu kitabı hakkındaki yorumumu izleyebilirsiniz. Yorumum spoiler-ipucu içermemektedir.




15.09.2012

Cadı (Ayın Kız Kardeşleri #1) - Yasmine Galenorn


Orijinal ismi: Witchling (Sisters of the MoonBook 1)

Yazar: Yasmine Galenorn

Çeviren: Çiğdem Algün
Yayınevi: Martı
Tür: Fantastik
Seri: Birinci Kitap
Sayfa sayısı: 359

Tanıtım Yazısı: Dünyalar Savaşı yeniden başlıyor...

Karanlık Gölgeler yükseliyor...
Öteki dünyanın gizemli karakterleri bu sefer aramıza karışıyor...


"Cadı, gerçekten muhteşem… Mükemmel bir kadın kahraman, moda tutkusu, ölü adamlar ve Seattle yağmurları!" 
MaryJanice Davidson

Gençlik, fantezi ve gizem edebiyatında ki yükselen ses Galenorn, Sisters of The Moon serisinin ilk kitabıyla eğlenceli bir maceraya adım atıyor.Çok zekice yazılmış fantezi kurgusu ve karakterlerinin yanısıra, vazgeçemediğimiz dedektiflik de kitaba çok eğlenceli bir hava katıyor.

"Hayat dolu, seksi ve büyüleyici."
Romantic Times

"Kesinlikle muhteşem."
Mary Janice Davidson

"İlgi uyandıran, espirili bir kitap. Elimden bırakamadım."
Candace Havens

"Cadı, seksi, fantastik, doğaüstü, gizemli ve romantik bir kitap."
Terese Rain

"Galenorn'un baştan çıkarıcı perisi, olağandışı bir dünyada aksiyonu arttırıyor. Bayıldım!"
Patricia Price

"Cadı, şaşırtıcı ve büyüleyici bir roman… Okuması gerçekten çok keyifli…"
Linda Winstead Jones

Neden Okudum? Ayın Kız Kardeşleri serisini uzun zamandır okumak istiyordum, ancak uzun bir seri oluşu biraz gözümü korkutuyordu ve böylelikle ben bu seriyi almayı hep erteleyip duruyordum. Sevdiğim kitapçıları gezerken birinde bu serinin epey indirimli olduğunu görünce birden dayanamadım ve serinin ilk dört kitabını hemen aldım. Kitapları alır almaz bende inanılmaz bir okuma isteği oluştu ve hemen serinin ilk kitabı Cadı'ya başladım ve tek kelime ile "büyülendim"!

Bu arada önemli bir not daha düşmem lazım; bu seriyi ilk olarak okuma listeme eklemem sevgili blogger Sycorox sayesinde olmuştur. Onun yorumu için buraya tıklayın: http://raflarinarasindan.blogspot.com/2010/07/sisters-of-moon-serisinin-ilk-kitab-cad.html Ayrıca birbirinden güzel çizimler yapıyor, özellikle kitaplarla ilgili çizimlerine bayılıyorum! Ayın Kız Kardeşleri çizimlerine de mutlaka göz atın: http://sycoroxsal.blogspot.com/2011/06/sisters-of-moon-cizimleri.html

Kapak Tasarımı: Ayın Kız Kardeşleri serisinin kapak tasarımları çok güzel. Fantastik kitapların zaten kapak tasarımları çok güzel oluyor; Cadı da oldukça başarılı bir kapağa sahip, özellikle kitabı okuduktan sonra hikayenin baş kahramanıyla olan bu anlatım daha da hoşuma gitti.

Yorumum: Dediğim gbi seri uzun zamandır okumak istediğim bir seriydi, ancak bu kadar sevebileceğimi hiç düşünmemiştim. Kitabı elime ilk aldığım andan itibaren okuma k o kadar keyifliydi ki tek kelime ile bu kitap beni "büyüledi". Öncelikle yazarın anlatım dili çok başarılı. Sade, yalın bir anlatım dili ama bir o kadar da zengin. Okuyucuyu okurken zorlamıyor aksine kitabı elinden bırakamadan okumasına neden oluyor. Bu akıcı dil ve zengin olay örgüsü sayesinde "acaba ne oldu, bir sayfa daha okuyayım" gibi cümleleri çok kurdum.

Kitabı bu kadar beğenmemdeki bir diğer neden ise anlatıcı yani bu kitabın baş karakteri Camille. Camille çok güçlü bir kişiliğe sahip yarı peri kız kardeşlerden biri. Diğer kız kardeşleri de bu kitapta tanıma fırsatı buluyoruz ancak Camille'in kişiliği, duyguları, düşünceleri, tarzı kısacası herşeyiyle sarıp sarmalanıyoruz. Onu okumak, onun hikayesine girmek ve yine onun hikayesiyle Ayın Kız Kardeşleri serisine başlamak gerçekten çok güzeldi.

Hikayede karakterleri tanımak, onların çok yönlü özelliklerini anlamak ve yaşadıkları derin duygulara, karmaşık düşüncelere şahit olmak çok keyifliydi. Seri farklı kardeşlerin ağzından devam ediyor, şu an okuduğum ikinci kitap ise Delilah, yani kedi kızın ağzından anlatılıyor.

Spoiler vermemek için hikayeden bahsetmek istemiyorum bu yazımda ama eğer fantastik seviyorsanız ve tanıtım yazısı da ilginizi çektiyse, bir fırsat verin, okuyun derim.

Puanlama: