28 Kasım 2010 Pazar

Görsel Kitap Tanıtımı: Book Trailer

Bir kitap tanıtım metodu olarak video kullanımı, günümüzde internet gibi yaygın görsel iletişim mekanında bir çok yayıncının, yazarın tercihi. Okuyucunun ilgisini çekmek ve kitap alımını sağlamak amacıyla yazıları görselleştirerek hazırlanan bu reklamlar aynen bir film tanıtım videosunda olduğu gibi heyecanla kitabın çıkış tarihini beklemenize neden oluyor. Ülkemizde ne yazık ki yaygın bir tanıtım metodu değil bu ancak, yurt dışında özellikle tercih sebebi. Kendi adıma bunun iyi bir reklam metodu olmakla birlikte kitap okumaya teşvik açısından da çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Umarım yazarlarımız ve yayın evlerimiz bu yönde atılımlar yaparlar.

Bu blogda çeşitli kitap trailerlarını izlemeniz mümkün >> http://www.book-trailers.net/

Aşağıya örnek olarak beğendiğim bir kitap trailerını koyuyorum:



Sizinde beğendiğiniz kitap trailerları varsa "yorum" yazmayı unutmayın;)


26 Kasım 2010 Cuma

Harry Potter ve Sırlar Odası

Orijinal ismi: Harry Potter and the Chamber of Secrets
Yazar: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kapak tasarımı: Mary GrandPré
Tür: Fantastik
Seri: İkinci kitap
Sayfa sayısı: 314

Arka kapak yazısı: Dursley'ler o yaz öylesine çekilmez olmuşlardı ki, Harry bir an önce okulu Hogwarts'a geri dönmek için can atmaktadır. Eşyalarını toplarken ortaya çıkan ev cini Dobby ise onu uyarır: Hogwarts'a dönerse bir felaket olacaktır. Olur da: Sırlar Odası'nın açılmasıyla ortaya çıkan karanlık bir güç, Hogwarts'takileri taşa çevirmeye başlar. Harry, hayatını tehlikeye atarak, Odanın elli yıllık ölümcül gizemini çözmeye çalışır.

Kapak Tasarımı: İlk kitapta da belirttiğim gibi  Mary GrandPré'nin illüstrasyonları çok hoşuma gidiyor. Renkli ve fantastik bir kitaba oldukça uygun çizim tarzı açıkçası bu kitaba çok yakışıyor.

Yorumum: Harry Potter ve Sırlar Odası serinin ikinci kitabı, ilk kitaba göre kahkahalar atarak okuduğum br kitap oldu. Heyecan, gerilim yine vardı tabii ki ama bu kitapta gülünecek o kadar çok şey vardı ki, inanılmaz eğlendiğimi söylemeliyim en başta. Kitap okuyuculara hikaye ve karakterler hakkında hatırlatıcı bilgiler vererek başlıyor ve Harry de içinde bulunduğu şartlar dolayısıyla Hogwarts'ta yaşadıklarının bir hayal olup olmadığını düşünüyor ta ki Dobby gelene kadar. Bu karakter her ne kadar "iyi" ve kimileri için "sevimli" gözükse de kitabın başlarında yaptıklarından ötürü açıkçası hiç sevemedim ben onu. Açıkçası çok itici, sevimsiz ve sinir bozucuydu.

Dediğim gibi bu kitap hem oldukça espirili hem de heyecan ve gerilimi devamlı ayakta tutuyordu. İnsanlar taşlaşmaya başladıktan ve Sırlar Odası efsanesi duyulduktan sonra karşıma çıkan herkesten şüphelendim ben doğrusu =D Bu kişilerin başında da Gilderoy Lockhart geliyordu. Bir Karanlık Sanatlar hocasının daha suçlu olması tabii çok tahmin edilebilir de olacağından belki de kitabı zayıflaştırırdı, ancak ben yine de şüphelenmekten kendimi alamadım. Gilderoy Lockhart aynı zamanda bu kitabın en eğlenceli karakteriydi de, 6. Bölüm'de "neler oluyor, kim imza dağıtıyor" diyerek ortaya çıktığnda gülmekten gözlerimden yaşlar geldi doğrusu=D Gilderoy Lockhart'lı her sahne oldukça keyifliydi doğrusu.

Kuşkuları üzerinde toplayan ikinci kişi ise Percy'di. Bir Wesley olmasına rağmen ondan şüphelenmekten kendimi alamadım, çünkü kitabın başından beri şüpheli davranışları vardı ve oldukça hırslı olması da şüpheleri üzerine toplamasına neden oldu. Ancak kitabın sonunda anladık ki onun derdi başkaymış, Percy aşıkmış=)

Tom Riddle'dan ise hiç şüphelenmemiştim doğrusu. Harry onun sayesinde geçmişe gitmiş, Hagrid'in geçmişinde olanları öğrenmişti. Bu işte bir tuhaflık vardı, tabii ki Hagrid'in suçlu olduğuna inanmamıştım ama Tom Riddle'dan da şüphelenmemiştim doğrusu. Şüphelenmediğim bir diğer kişi de Ginny'di. Harry'e aşık olduğu besbelli olan Ginny'nin isteyeceği en son şey Harry'e ya da başkalarına zarar verebilmek olurdu ama nerden bilebilirdi ki Karanlıklar Lordu'nun bir kez daha iş başında olduğunu...

Olay örgüsü oldukça başarılı olan  Harry Potter ve Sırlar Odası bir kez daha okucuyu ters yöne yatırmayı başarıyor. Birçok önemli karakterin geçmişine giderek onlar hakkında daha fazla bilgi edinirken, yen, karakterler de tanıyor ve Harry ile Voldemort arasındaki bağlantı ve Seçmen Şapka'nın onu neden Slytherin'e yerleştrmeyi düşündüğüne dair gibi bilgiler de ediniyoruz. Baştan sona keyifle okuduğum, beni birçok defa şaşırtan bir kitap oldu Harry Potter ve Sırlar Odası. Serinin 3. kitabı Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'na da başladım bile=)

Puanlama: 





23 Kasım 2010 Salı

Domuzları Tekmeleyen Çocuk

Orijinal ismi: The Boy Who Kicked Pigs
Yazar: Tom Baker
Çeviren:Oya Yalçın
Yayınevi: Altı Kırkbeş Yayın
Kapak tasarımı: Erol Egemen
İllüstratör: David Roberts  
Tür: Fantastik / Korku / Mizah
Sayfa sayısı: 112 

Arka kapak yazısı:  Cumartesi, 13 Haziran. Ve Robert Caligari bugün ölecek. Harikulade bir gün. Saat sabah 6:45. Hayatta olduğunuza sevindiğiniz günlerden biri. Ve bugün Robert Caligari'nin öleceği gün.

13 yaşında ve Dörtbinyediyüzkırkbeş günü aynı küçük kasabada geçirdi ve bugün, 13 Haziran'da ölecek. Bunu bilmiyor; henüz yani.

Tom Baker'dan, yıkıcı, korku-fantezi eğlenceli bir kült kitap!

Kapak Tasarımı: Şeytani bir şekilde gazete okuyan Robert Caligari'nin resmedilişi ve kullanılan renkler ( cehennem kırmızısına yakın bir pembe ve siyah) çok başarılı. Gölgeli keskin hatlara sahip çizim gerçekten muhteşem.

Yorumum: Bir önceki kitap yorumumda; "...genellikle yayınevleri ile çıkardıkları kitaplar arasında bir bağlantı görüyorum ben ve kimi zaman yayınevi bana güven veriyor, o kitabı elime aldığım anda onun benim olacağını hissediyorum. "Altı Kırkbeş Yayın" ismini görmek de bana aynı güveni veriyor, çıkardıkları kitapların hepsini okuma isteği uyandırıyor içimde." demiştim. İşte bu nedenle yayınevinden okuduğum ilk kitap olan Domuzları Tekmeleyen Çocuk'tan da bahsetmek istedim.

Kapak arkasındaki yazıyı okuduysanız daha şimdiden "domuzları tekmeleyen çocuğun" kim olduğunu ve kitapta bugün öleceğini biliyorsunuz demektir. Ama kafamızda oluşan sorular; "bu çocuk neden ölecek? Bu çocuğun ne gibi bir problemi var ki domuzları tekmeliyor?" cevaplarını almayı beklerken kitabı okumaya başlayıp da yaratılan çılgın atmosferin içine girdiğinizde tam olarak niçinlerin yanıtlarını buluyorsunuz.

Robert kızkardeşinin domuz kumbarasıyla bu şeytani takıntısını ediniyor ve önüne çıkan her domuzu (diri ya da ölü) tekmelemeye başlıyor ancak kısa bir zaman sonra bunun ardında insanlara olan nefretinin varolduğunu farkediyor. Robert'ın bu saplantısı başına bela açmadığı gibi her seferinde mutlulukla zaferini kutlamasına neden oluyor ancak o daha fazlasını istiyor ve nitekim kitabın belki de zirve noktasu kör adama yaptıklarıyla zaferini kutluyor ancak ölüm onu yavaş yavaş çağrıyor ve kitabın sonnda kendi yarattığı cehennemin zaferini kutlayamadan büyük bir acıyla can veriyor.

Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'den bahsederken bu kitapların çocuk kitabı görünümünde olduğundan ancak yayınevini bilenler ve kitabı almadan hakkında bilgi edinenler için bundan ne kadar uzak olduğu aşikardır. Hikayenin anlatılışı çok yalın ve bir fantastik/korku romanı olarak oluşturulan  atmosfer de çok başarılı. Hemen her sayfada bulunan resimli anlatımlar da bir o kadar güzel. Kitabı elime aldıktan çok kısa bir süre sonra bitirdim ve okuması gerçekten çok keyifliydi. Bir çocuk nasıl bu kadar şeytani olabilir ve böyle devam ederse yaptıklarının bir karşılığını görür mü merak içinde beklemek ve zaten öleceğini bildiğimiz bu çocuğu nasıl bir son beklediğini tasavvur etmeye çalışmak heycan vericiydi.

Tom Baker'ın bu kitabını elime aldıktan sonra Doctor Who ile bağlantısından haberim oldu doğrusu, bu arada Doctor Who'nun yeni serisine de en kısa zamanda başlamak istiyorum. Bir de diziden bahsetmişken bu tarz kitapların kısa animasyonları yapılsa ne harika olur. Sanırım Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'den uyarlanma bir Oblong serisi varmış ama bu kitabın da bir kısa animasyonu olursa süper olur gerçekten.

Sonuç olarak karakterleri ve hikayede yaratılan atmosferi çok beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Zaten sonunu bildiğiniz bir hikaye ancak bu kadar güzel ve merak dolu bir biçimde anlatılır. Hikayeye eşlik eden küçük resimlerse anlatıma zenginlik katmış. Bu kitabı kaçırmayın derim.

Puanlama: 
  

21 Kasım 2010 Pazar

Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü

Orijinal ismi: Creepy Susie: And 13 Other Tragic Tales for Troubled Children
Yazar: Angus Oblong
Çeviren: Oya Yalçın
Yayınevi: Altı Kırkbeş Yayın
Kapak tasarımı: Erol Egemen
İllüstratör: Angus Oblong
Tür: Fantastik / Korku / Mizah
Sayfa sayısı: 195

Arka kapak yazısı: Alacakaranlık Kuşağı'ndan bu çarpık öyküler kadar eğri - büğrü, şeytani, ve sapkınca gülünç bir kitap yapmış olurlardı. Yani eğer kendinizi çığlık atarken bulursanız telaşlanmayın... tabii kahkahadan... öleceğiniz güne kadar... Ki çok yakın olabilir...

Anneniz size bu hikayeleri asla anlatmadı.
Sizi korkutmak istemedi çünkü.
Ama Altıkırkbeş sizin anneniz değil.


Kapak Tasarımı:  Kapak tasarımı içerikle uyumlu, yeterli derecede karanlık, Ürkünç Susie ile gizemli ve elinize alıp bir anda okuma isteği uyandırır türden.


Yorumum: Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü Altı Kırkbeş Yayın'larından okuduğum ikinci kitap. Diğeri Tom Baker'ın Domuzları Tekmeleyen Çocuk kitabıydı. Genellikle yayınevleri ile çıkardıkları kitaplar arasında bir bağlantı görüyorum ben ve kimi zaman yayınevi bana güven veriyor, o kitabı elime aldığım anda onun benim olacağını hissediyorum. "Altı Kırkbeş Yayın" ismini görmek de bana aynı güveni veriyor, çıkardıkları kitapların hepsini okuma isteği uyandırıyor içimde. Domuzları Tekmeleyen Çocuk kitabından sonra Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü'de de kitabı elime alır almaz seveceğim birşeyler olacağını hissettim. Nitekim kitabı elime alıp sayfalarına şöyle bir bakmamla onu almam bir oldu.


Ürkünç Susie ve Sorunlu Çocuklar İçin 13 Trajik Öykü tahmin edeceğiniz üzere bir çocuk kitabı değil=) her ne kadar kapağından öyle olabileceği düşünülse de yayınevinin tarzını bilenler zaten olmadığını hemen anlayacaklardır. Kitabın içinde aslında 15 tane öykü var, bu öykülerin hepsi resimlerle zenginleştirilmiş ve her sayfada 1 cümle  şeklinde yazılmış kısa öyküler. Yalnızca bir tanesi (Dick & Muffy) yazısız, resmedilmiş bir hikaye. O kadar sade ve aynı zamanda zengin bir kitap ki bir oturuşta okuyup bitirebileceğiniz kadar da sürükleyici. Doğrusu çok uzun sürmüyor en fazla 20dk yeterli kitabı bitirmek için.

Hikayeler fantastik korku türünde ancak kitabın mizah yanını da unutmamak gerek. Çoğu hikaye çocuklar hakkında, bir kısmı büyükler ve bir kısmı da bir köpekle ilgili. Kitapta işlenen temalardan bazıları cinayet, yamyamlık, cinsellik. İşlenen konular öyle bir mizahi dille ele alınmış ki en olmayacak durumda gülmekten kendinizi alamıyorsunuz. En önemlisi de tabii bu hikayelerin nası resmedildiği, illüstratör Angus Oblong'un hikayelerle resimler arasında kurduğu müthiş bağ gözden kaçmıyor.


Son olarak kitabın sonunda Angus Oblong hakkında yazılanları da okumadan kesinlikle geçmeyin derim;)


Puanlama: 


20 Kasım 2010 Cumartesi

Harry Potter ve Felsefe Taşı

Harry Potter ve Felsefe Taşı

Orijinal ismi: Harry Potter and the Philisopher's Stone
Yazar: J.K. Rowling
Çeviren:Ülkü Tamer
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kapak tasarımı: Mary GrandPré
Tür: Fantastik
Seri: İlk kitap
Sayfa sayısı: 353

Arka kapak yazısı: Harry Potter sıradan bir çocuk olduğunu sanırken, bir baykuşun getirdiği mektuplarla hayatı değişir: Başvurmadığı halde Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na kabul edilmiştir. Burada birbirinden ilginç dersler alır, iki arkadaşıyla birlikte maceradan maceraya koşar. Yaşayarak öğrendikleri sayesinde küçük yaşta becerikli bir büyücü olup çıkar.
J. K. Rowling'in zengin düşgücü, onu bebeğiyle yalnız yaşayan sıradan bir anneden, kitapları dünyada 100 milyondan fazla satan, 40'tan fazla dile çevrilen parlak bir yazara dönüştürdü. Kitapların artık "sanal" ortamda okunmaya başladığı bir çağda, Harry Potter genç kuşağı "gerçek" bir kitabın sayfaları arasında yepyeni bir dünyayı keşfetmenin heyecanıyla tanıştırdı.Harry Potter ve Felsefe Taşı'nın sinemaya uyarlanması bu heyecanı daha da artırdı.
Harry Potter'ın baş döndürücü "büyülü" dünyasına adım atmadan önce kemerlerinizi bağlayın!

Kapak Tasarımı: Bir kitap alırken en ilgi çekici yanlardan biri ona elimizi uzatmamızı sağlayan kapak tasarımıdır. Bu nedenle eleştirilerimi yaparken kapak tasarımlarından da bahsetmenin doğru olduğunu düşünüyorum. Harry Potter ve Felsefe Taşı'na gelince, ben kitaplarda daha çok kendine özgü bir çizgiye sahip tasarımcıların çizimleriyle renklendirilmiş kapakları seviyorum. Fotografik kapaklar günümüzde birçok kitapta daha fazla tercih ediliyor olsa da çizgilerle renklendirilmiş kitaplar benim açımdan daha ilgi çekici; özellikle de Fantastik türdeki kitaplarda. Harry Potter ve Felsefe Taşı'nın da işte böyle kendine has bir kapak tasarımı var, oldum olası bu klasik çizimler hoşuma gitmiştir. Doğrusu dört dörtlük bir tasarıma sahip olduğunu düşünüyorum. Aslında Harry Potter Serisi farklı kapaklarda da piyasaya sürülmüş durumda ama ben ülkemizde de piyasaya sürülen yukarıda resmi bulunan kitaba sahibim ve yorumumu tamamen onun üzerinden yapıyorum.

Yorumum: Harry Potter Serisi'nin ilk kitabı ülkemizde ilk çıktığı zamanda bu kitabı edinmiş bir solukta okumuştum ve sabırsızlıkla diğer kitapların çıkmasını beklemiştim. Daha sonra ikinci ve üçüncü kitapları da edindim ve bir solukta okudum ancak daha sonra devamını getiremedim. Şimdi Harry Potter hayranları nasıl olur diyecek, doğrusu hak veriyorum çünkü benim sonunu getirememem kesinlikle beğenmeme gibi bir nedenden değil daha çok araya giren başka kitaplar, daha sonra okurum, zaman çok gibi ertelemeler ve biraz da tembelliğim yüzünden oldu. İşte bu nedenle dünya Harry Potter fırtınası ile kasıp kavrulurken ben öyle uzaktan bakar oldum ve anca aklım başıma geldi; dur bi dakka dedim kendi kendime bu seriye tekrar başlayacaksın Güngör ve bu sefer sonunu getireceksin! İşte böyle, 1 hafta önce kitapçıya gittim, kitapları aldım(çünkü eskiler elimde değil) ve yeniden ilk kitabı okumaya başladım ve bugün bitirdim.  

Harry Potter ve Felsefe Taşı dil olarak gayet sürükleyici ve hafif, aslında bir oturuşta okuyabiliyorsunuz, isterseniz 2 günde bile kitabı bitirebilirsiniz. Hikaye öyle güzel bir dille aktarılıyor ki okurken zaman kavramını yitiriyorsunuz, kafanızın içinde oluşan dünyadan başka hiçbir şeyi görmüyorsunuz. Benim için bir roman okurken en önemli şeylerden biri işte bu; zihnimde okuduğum dünyayı canlandırabilmek. Harry Potter'da bunu yapabilmek çok kolay, işte bu yüzden filmlerinden de hep uzak durdum, en korktuğum şeylerden biri de zihnimde canlandırdığım o dünyanın birdenbire yıkılıvermesi, bu gerçekten çok üzer beni.

Karakterlere gelecek olursak, ilk kitap bize karakterler hakkında kesin yargılarda bulunmamıza olanak tanıyor, iyi ve kötünün devamlı sorgulandığı romanda karakterleri de buna göre ayırmaya başlıyoruz. Sanırım bu açıdan benim gibi birçok kişiyi de yanıltan en önemli karakter Snape olmuştur=) İşte tam burada kitabın sonunda Quirrell'in sözleri geliyor aklıma, "İyiyle kötü diye birşey yoktur, güç vardır sadece..." Bana Star Wars'u hatırlatan bu cümle çok hoşuma gidiyor, gerçekten üzerinde düşünülmeli iyi ve kötü kesin çizgilerle ayrılabilir mi diye=)

Quirrell demişken, aslında kitabın başından beri onda birşeyler olduğu belli ama Snape yanıltmacası onun tabii ki Voldemort'la olan bağlantısını anlayabilmemizi engelliyor. Snape bütün şüpheleri üstünde topladığından, Quirrell titrek, korkak bir profesör olmaktan öteye gidemiyor. Yine de o sarıktan ne çıkacağı büyük bir merak konusuydu benim için=))

Harry'nin arkadaşları Ron ve Hermione iyi bir üçlü oluştururken, gelecek kitaplarda bu üçlü arasında birşeyler olma ihtimali üzerinde gidip gelmekteyim=) Tamam ben de spoiler mağduru olmamak için direnenlerdenim ama sanırım şu filmler yüzünden bir kaç kare gördüm, neyse bu yorumlar için daha çok erken=))

Malfoy'a gelince aslında onun ezik bir karakter olduğunu düşünüyorum, şöyle güçlü bir tarafını görmedik hikaye boyunca ancak ben gelecek kitaplarda onunla ilgili daha önemli şeyler olabileceği ihtimaline eğırlık veriyorum. Bu açıdan kitabın başında ve sonunda sesini duyduğumuz Ginny de büyük bir merak konusu benim için =))

Romanın en hoşuma giden kısmı gerilimin iyi ayarlanmış olmasıydı, örneğin ifrit binaya girdiği zaman Harry, Ron ve Hermione gibi açıkçası benim de yüreğim ağzımdaydı=)) Bir de en önemlisi geçmişte olanlarla gelecekte olacaklar arasındaki bağlantının iyi kurulmuş olması yazarın zekâsını gösterir nitelikte; Ron'un satrançta iyi olması gibi. Bu ve bu gibi küçük ayrıntılar romanı zevkle okunur kılan etmenler.

Şimdi serinin ikinci kitabına başlamak için sabırsızlanıyorum doğrusu.

Puanlama: 





19 Kasım 2010 Cuma

Renkli Kitap...



Herkese merhaba!

Uzun zamandır kendime ait diğer bloglarımda mesleğiminde bir getirisi olarak yabancı dilde kitap, film, dizi eleştirileri yapıyorum ama içimde bir yerlerde kendi dilimde bu işi profesyonelce yapma isteği ile yanıp tutuşuyordum ve bugün karar verdim; kendi kitap eleştirisi bloguma kendi dilimde başlayacaktım. Sonunda oldu, Renkli Kitap'la karşınızdayım =)

Neden "profesyonelce" bu işi yapmak istediğimi dile getireyim öncelikle. Ben İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu bir İngilizce öğretmeniyim. Yazınsal alanla meslekî bir bağlantım var ve ben bu bağı koparmamak, daha da sağlamlaştırmak istiyorum devamlı. Doğruyu söylemek gerekirse ileride başarılı bir eleştirmen ve yazar olabilmek gibi bir hedefim de var ve çalışmalarımı bu yönde yapmak için büyük bir çaba gösteriyorum. İşte bu nedenle bu blogu açma sebebim bir hobi değil bu işe profesyonelce yaklaşımımdır. Herşeyden önce kendimi geliştirmek ve benim gibi okumayı, yazmayı, eleştirmeyi sevenlerle iyi bir çevre oluşturmak adına bu blog benim için önemli bir yol olacaktır.

Kitap eleştirisinin kitap okumak kadar önemli olduğu günümüzde internetle iletişimin artmasıyla daha da önem kazanmış durumda. Yabancı birçok blog yazarı yaptıkları eleştirilerle yazarlar ve yayınevleri hatta daha da önemlisi okuyucular tarafından destekleniyor, yazdıklarına değer veriliyor. Bu önemli olgunun ülkemizde de aynı derecede önem kazanması en büyük dileğim çünkü bu bir bakıma okumayı ne kadar sevdiğimizin de bir göstergesidir.

Renkli Kitap'ta benim okuduğum kitaplar ve bu kitaplar hakkındaki yorumlarım, eleştirilerim, analizlerim yer alacağı gibi bu blog şekillendikçe daha başka sürprizlerle de karşılaşacaksınız. Umarım burada geçirdiğiniz her saniyeden keyif alırsınız ve eğer yorum yapmak isterseniz lütfen çekinmeyin çünkü yapılan her yorum benim için çok önemli;)

Sevgiler,






(resim kaynak: http://weheartit.com/entry/5034264)